Genre : Documentary, Sport
Director : Pete McCormack
Year : 2009
Tıpkı boks kariyeri ve sivil hayatında olduğu gibi dökümenterinde de eğlenceli başlayan ama sonuna doğru yaklaştığınızda üzüldüğünüzü fark etmenizi sağlayan bir akış mevcut. Facing Ali, bizlere Muhammad Ali sayesinde 50'lerin sonundan 80'lerin ortasına kadar dünyada boksa damga vurmuş isimlerin bir çoğunu canlı canlı izleme fırsatı sağlıyor. Şu anda hayatta olmayıp filmde gerçek footage'larıyla yer alan birkaç ismin dışında Muhammad Ali'yle karşılan en önemli 10 boksör neden Ali'nin gelmiş geçmiş en iyi boksör olduğunu ve aralarında gerçekleşen boks müsabakalarını anlatıyor. Şimdilik Muhammad Ali filmlerinin sonuncusu olma özelliğini taşıyan Facing Ali o kadar iyiydi ki umarım sonsuza kadar son yapılan Muhammad Ali filmi olarak kalır.
Boksla ilgili olan kronolojik sırayı hiçbir şekilde bozmayan Facing Ali bu şekilde Muhammad Ali'nin gelişimini ve çöküşünü en iyi şekilde yansıtmayı başarmış. Sırayla ekrana ve ring'e çıkan ağır sikletin önemli isimleri Muhammad Ali'yle olan ilişkilerinden ve o dönem yapılan karşılaşmalardan bahsediyor. Tüm Muhammad Ali filmleri arasında en çok boksun olduğu film olma özelliğini kaybetmeden Muhammad Ali'nin hayatında önemli dönüm noktaları olan askerlik problemi ve Vietnam, Elijah Muhammed ve Malcolm X meselelerinin de kısaca üstünden geçiliyor.
Yaşadığı sağlık problemlerine rağmen biz onu her zaman sevimli kişiliği ve müthiş egosuyla ring'lerde dans eden adam olarak hatırlayacağız. Bir kez daha güle güle The Greatest!
* Directing, Aura : 7.5
* Ease of Viewing : 8.5
* Naked Eye : 8
8.0
Sport etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sport etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
The Hurricane
Genre : Drama, Biography, Sport
Director : Norman Jewison
Year : 1999
Dünya orta siklet boks şampiyonu Rubin Carter'ın sıradışı hayatını anlatan film; ırkçılık, spor ve adalet üçgeninin ortasında yer alıyor.
90'larda sinemada zirvede olan Denzel Washington 60'larda ring'lerde kendisi gibi zirvede olan Rubin Carter'ı başarıyla canlandırmış. İşlemediği bir suçtan dolayı 22 yıl hapis yatan Hurricane'in hayat hikayesi eğer bu filmde anlatıldığı gibiyse elbette buna üzülüp sinirlenmemek mümkün değil. Yalnızca koyu bir tene sahip olduğu için özgürlüğü elinden alınan adamın hapishanede yaşadıkları yine kendi kitabı 16. Raund ve Lazaruz and Hurricane'de kağıda dökülmüş. Elinizde böyle bir malzeme varken bunu kötü bir şekilde senaryolaştırmak da pek mümkün değil.
İlgi çekici olaylarla dolu bir biyografi olan The Hurricane'in yönetmen koltuğunda bir türlü Oscar alamayan Norman Jewison oturuyor. Tercih ettiği doğrusal olmayan kurgu 70'lerin temposunda ilerleyen bu old-fashioned filme az da olsa hareket kazandırabilmiş, bravo.
Hapishane yıllarında Muhammad Ali ve Bob Dylan gibi ünlü isimlerin de yer aldığı hatrı sayılır bir destekçi kitlesine sahip olan Rubin ''Hurricane'' Carter'ın gerçekten katil olduğunu iddia edenler kadar filmde bazı detayların çarpıtıldığını öne süren kişiler de var. Bu kişiler filmi yaratan ekibi eleştiri oklarıyla hedef almış. Örneğin filmde şikeli maç olarak izleyiciye sunulan Rubin Carter - Joey Giardello maçı için sonraki yıllarda Rubin Carter ''Giardello hak ettiği bir galibiyet aldı.'' açıklamasını yaptı. Ayrıca yönetmen Norman Jewison filmin DVD'sinde Giardello'dan özür diledi.
The Hurricane'i ırkçılık, Amerikan tarihi veya yargı sistemiyle ile ilgili örnekler arayanlar mutlaka izlemeli. İyi bir biyografi, iyi bir kaynak.
* Casting, Acting : 7.5
* Script : 7
* Directing, Aura : 7.5
* Ease of Viewing : 7
* Naked Eye : 7.5
7.3
Director : Norman Jewison
Year : 1999
Dünya orta siklet boks şampiyonu Rubin Carter'ın sıradışı hayatını anlatan film; ırkçılık, spor ve adalet üçgeninin ortasında yer alıyor.
90'larda sinemada zirvede olan Denzel Washington 60'larda ring'lerde kendisi gibi zirvede olan Rubin Carter'ı başarıyla canlandırmış. İşlemediği bir suçtan dolayı 22 yıl hapis yatan Hurricane'in hayat hikayesi eğer bu filmde anlatıldığı gibiyse elbette buna üzülüp sinirlenmemek mümkün değil. Yalnızca koyu bir tene sahip olduğu için özgürlüğü elinden alınan adamın hapishanede yaşadıkları yine kendi kitabı 16. Raund ve Lazaruz and Hurricane'de kağıda dökülmüş. Elinizde böyle bir malzeme varken bunu kötü bir şekilde senaryolaştırmak da pek mümkün değil.
İlgi çekici olaylarla dolu bir biyografi olan The Hurricane'in yönetmen koltuğunda bir türlü Oscar alamayan Norman Jewison oturuyor. Tercih ettiği doğrusal olmayan kurgu 70'lerin temposunda ilerleyen bu old-fashioned filme az da olsa hareket kazandırabilmiş, bravo.
Hapishane yıllarında Muhammad Ali ve Bob Dylan gibi ünlü isimlerin de yer aldığı hatrı sayılır bir destekçi kitlesine sahip olan Rubin ''Hurricane'' Carter'ın gerçekten katil olduğunu iddia edenler kadar filmde bazı detayların çarpıtıldığını öne süren kişiler de var. Bu kişiler filmi yaratan ekibi eleştiri oklarıyla hedef almış. Örneğin filmde şikeli maç olarak izleyiciye sunulan Rubin Carter - Joey Giardello maçı için sonraki yıllarda Rubin Carter ''Giardello hak ettiği bir galibiyet aldı.'' açıklamasını yaptı. Ayrıca yönetmen Norman Jewison filmin DVD'sinde Giardello'dan özür diledi.
The Hurricane'i ırkçılık, Amerikan tarihi veya yargı sistemiyle ile ilgili örnekler arayanlar mutlaka izlemeli. İyi bir biyografi, iyi bir kaynak.
* Casting, Acting : 7.5
* Script : 7
* Directing, Aura : 7.5
* Ease of Viewing : 7
* Naked Eye : 7.5
7.3
When We Were Kings
Genre : Sport, Documentary, History
Director : Leon Gast
Year : 1996
Leon Gast'ın röpörtajlarından ve Ali'nin ring içi/ring dışı orijinal footage'larından oluşan When We Were Kings en iyi belgesel Oscar'ını kazanmıştı. Bir Muhammad Ali biyografisinden çok Zaire'deki George Foreman-Muhammad Ali karşılaşmasına odaklı olan bu dökümenter sayesinde Muhammad Ali'nin renkli kişiliğini tanıma fırsatı buluyoruz.
Yalnızca filmde röpörtaj veren yönetmen Spike Lee'nin ağzından duyduğumuz Malcolm X bu dökümenterde hiçbir şekilde yer almıyor. Bu dökümenterde müslümanlık, askerlik ve mahkemeler de pek yer almıyor. Filmin büyük çoğunluğu Ali'nin kameralara verdiği röpörtajlar, basın toplantıları ve antremanlardan oluşuyor. Ayrıca WWWK'in o dönem Zaire'de yaşananları öznel bir şekilde de olsa bize aktardığı ve kronolojik yapılarımızı güçlendirdiği için öğretici bir yanı da var. Muhammad Ali'nin hayatından ve Zaire'deki Foreman-Ali maçından haberdar olsanız da maçla aynı organizasyon altında verilen konserleri dinleme ve o dönemin Afrika'sını yakından tanıma fırsatı bulabiliyorsunuz.
Açıkça ortaya koyulan Muhammad Ali yanlısı duruş sayesinde kadının K'sinin filmde yer almaması beni mutlu etti. Muhammad Ali hayranları tarafından yaratılıp yorumlanan ve çoğunluğu 74'teki Rumble in the Jungle'ı konu eden eğlenceli bir belgesel.
* Directing, Aura : 7
* Ease of Viewing : 7.5
* Naked Eye : 7
7.2
Director : Leon Gast
Year : 1996
Leon Gast'ın röpörtajlarından ve Ali'nin ring içi/ring dışı orijinal footage'larından oluşan When We Were Kings en iyi belgesel Oscar'ını kazanmıştı. Bir Muhammad Ali biyografisinden çok Zaire'deki George Foreman-Muhammad Ali karşılaşmasına odaklı olan bu dökümenter sayesinde Muhammad Ali'nin renkli kişiliğini tanıma fırsatı buluyoruz.
Yalnızca filmde röpörtaj veren yönetmen Spike Lee'nin ağzından duyduğumuz Malcolm X bu dökümenterde hiçbir şekilde yer almıyor. Bu dökümenterde müslümanlık, askerlik ve mahkemeler de pek yer almıyor. Filmin büyük çoğunluğu Ali'nin kameralara verdiği röpörtajlar, basın toplantıları ve antremanlardan oluşuyor. Ayrıca WWWK'in o dönem Zaire'de yaşananları öznel bir şekilde de olsa bize aktardığı ve kronolojik yapılarımızı güçlendirdiği için öğretici bir yanı da var. Muhammad Ali'nin hayatından ve Zaire'deki Foreman-Ali maçından haberdar olsanız da maçla aynı organizasyon altında verilen konserleri dinleme ve o dönemin Afrika'sını yakından tanıma fırsatı bulabiliyorsunuz.
Açıkça ortaya koyulan Muhammad Ali yanlısı duruş sayesinde kadının K'sinin filmde yer almaması beni mutlu etti. Muhammad Ali hayranları tarafından yaratılıp yorumlanan ve çoğunluğu 74'teki Rumble in the Jungle'ı konu eden eğlenceli bir belgesel.
* Directing, Aura : 7
* Ease of Viewing : 7.5
* Naked Eye : 7
7.2
Ali
Genre : Sport, Drama, BiographyDirector : Michael Mann
Year : 2001
Bu kadar iyi bir malzemeyi nasıl bu kadar kötü sonuçlandırırsının cevabını almak istiyorsanız Michael Mann'in Ali'sine bir göz atın. Belgesel görüntülerini alıp birebir kullanmak pek sinemacılık olmasa gerek. Filmle ilgili yalnızca Will Smith'in Ali'yi birebir canlandırması, casting ve make-up department benden artı puan almayı başardı.
Dünyanın en ünlü sporcusunun tartışılan hayat hikayesi sinema tarihinde ilk kez kurgusal olarak Michael Mann ve ekibi tarafından işlendi. Bu film, yalnızca belirli gruplardan bile muhteşem kar getirebilecekken yapımcıların zarar etmesiyle sonuçlandı. Buna rağmen günümüzde zevksiz ve/veya az film izleyen eleştirmenler tarafından en iyi boks hatta en iyi spor filmi olarak yorumlanıyor. Aynı dönemde çekilen bir başka kurgusal boks filmi The Hurricane'in bile Ali'den birkaç gömlek üstün olduğunu söyleyebilirim.
Muhammed Ali'nin hayatıyla ilgili pek bir şey bilmeyen birisi bu film sonunda Ali'nin pek de düzgün bir insan olmadığını düşünebilir. Mann'in ortaya koyduğu tatlı su müslümanlığı ve poligamik karakter dışında Ali'nin ring'den ayrı kaldığı yıllarda neler yaşadığını ve iç dünyasını koskoca 2.5 saatlik filmde 5 dakika olarak bizlere sunulmuş. Kalan sürede ise Will Smith'in berbat dövüş sahneleri var. Sayısız boks karşılaşması (Ali'nin maçları da dahil) ve sayısız boks filmi izledim ama bu filmdeki kadar kötü boks yapan boksörlere ve oyunculara tanık olmadım. Bu film yerine orijinal görüntülerle donanmış bir Muhammed Ali belgeseli olan When We Were Kings'i izleyebilirsiniz.
Son zamanlarda tanık olduğum en kötü film başlangıcına sahip, tahammül edilemez blues şarkılarla dolu ve filmde aktardığına göre beyazlara olan nefretinden dolayı müslümanlığı seçen siyahların özgürlüğü, müslümanların gururu ve fakirlerin umudu olan adam, Muhammed Ali'nin hayat hikayesi.
* Casting, Acting : 6.5
* Script : 4
* Directing, Aura : 4.5
* Ease of Viewing : 3
* Naked Eye : 4.5
4.5
Rocky VI (Rocky Balboa)
Genre : Sport, DramaDirector : Sylvester Stallone
Year : 2006
İster inanın ister inanmayın ama 60'lık Rocky Dede ring'lere geri dönüyor. Bu sefer gerçekten son kez olduğu iddia edilen film Rocky efsanesinin 30. yılında izleyiciyle buluştu. Hem kurgusal dünyada hem gerçek dünyada en sevilen karakterlerden biri olması bunun bahanesi olarak gösterilebilir. Ve tabii içindeki canavar... Kendi diyaloglarında geçen ''Fighters fight'' cümlesiyle bu atsan atılmaz satsan satılmaz filmi özetleyebiliriz.
Kendisi için bir el freni olan karısı Adrian'ın hayatta olmadığı düşünülürse Stallone, 80 yaşında da ekranlara Rocky olarak geri dönebileceği bir senaryo üretebilir. Umarım bu filmde olduğu gibi ring içinde değil de ring kenarında yer alır. Tıpkı Rocky 5'da yaptığı gibi. Bunların dışında 2026 senesinde Rocky Balboa'nın işe yaramayan oğlunun oğlunu yani torununu da görebiliriz çünkü Rocky'nin 50. yılı olacak.
Rocky Balboa her zaman bir sporcudan ve şampiyondan daha ötesi olmuştur ve tıpkı 1913'te golfte dünya şampiyonu olan amatör delikanlı Francis Ouimet'nin biyografisi The Greatest Game Ever Played adlı filmde olduğu gibi, spor filmlerinde underdog hikayeleri her zaman tutar.
* Casting, Acting : 5
* Script : 5
* Directing, Aura : 5.5
* Ease of Viewing : 5.5
* Naked Eye : 5.5
5.3
Rocky V
Genre : Sport, DramaDirector : John G. Avildsen
Year : 1990
Serinin 5. filminde koltuğa ilk filmin yönetmeni Avildsen oturuyor. Eski mahalle ve eski evin yanı sıra temposu ve dramatik yapısı ile de özüne dönmeye çabalayan film bunlara rağmen ilk filmin çok uzağında kalmış. Ancak Rocky 5'ın en kötü Rocky filmi olarak lanse edilmesi son derece acımasızca. Yalnızca kronolojik olarak filmleri beğenen düz mantığa sahip taklitçi kişiler 4. filmin 5. filmden daha iyi olduğunu öne sürebilir. Bu kişilerin sinemanın S'sinden anlamadığı ya da kör olduklarını varsayabiliriz.
Oğlu, karısı ve Paulie ile birlikte aile içinde takılmayı tercih eden Balboa beyninde oluşan hasar nedeniyle dövüşmeyi de bırakıyor. Onu, Tommy Gunn adlı gencin menejeri ve coach'u olarak izleme fırsatı buluyoruz. Eski filmlerden oluşan sahneler sürekli pişirilip önümüze sunulsa da en azından bu sefer MTV izliyormuşsunuz gibi hissetmiyorsunuz.
Veda filmi niteliği taşıyan Rocky 5 izleyiciye istediğini veriyor.
* Casting, Acting : 5
* Script : 5
* Directing, Aura : 6
* Ease of Viewing : 7
* Naked Eye : 5.5
5.7
Rocky IV
Genre : Sport, Drama
Director : Sylvester Stallone
Year : 1985
Filmin gösterildiği yıl itibariyle bir gösteri maçından çok daha fazlası olması beklenen ve bu beklentiye fazlasıyla karşılayan Apollo Creed-Ivan Drago karşılaşmasında yaşanan beklenmedik olay Rocky Balboa'nın ring'lere geri dönmesine sağlıyor.
Stallone oyuncu olarak büyük bir gerileme gösterirken, yazarlığı ve yönetmenliği de bu gerilemeden nasibini almış. Bana Rocky 4'u silah zoruyla yazmış, çekmiş, oynamış gibi bir izlenim verdi. Tüm Rocky'ler arasında en başarısız make-up'lar bu filmde. Tıpkı Rambo'larda olduğu gibi Rocky'i de bir propaganda malzemesi yapması hedefe yönelik bir senaryoya neden olmuş. Ivan Drago'nun karısı rolündeki Brigitte Nielsen de olmasa filmde iyi olan ve ilgi çeken hiçbir şey yoktu. Baş döndürücü temposu yüzünden pek fazla sıkılma şansını bulamadığınız film ilerleyen dakikalarda muzik video'larının bir derlemesine dönüşüyor. Bazı dakikalarda filmin sanata ve izleyiciye yapılmış bir hakaret olduğunu düşünebilirsiniz.
Ruslar'ın sporda yasak madde kullandığını iddia eden film, konuyla hiçbir alakası olmayan ve tahminen Paulie'nin yalnızlığını simgeleyen bir robot ve birkaç video klipten oluşuyor. Anlaşılan o ki Stallone kariyerine 76'da Rocky ile Al Pacinovari bir başlangıç yapmış ancak 80'lerin gelişiyle iri Pacinomuz yeteneksiz, esmer bir Schwarzenegger'e dönüşmüş.
* Casting, Acting : 4
* Script : 4.5
* Directing, Aura : 3
* Ease of Viewing : 6
* Naked Eye : 4
4.3
Director : Sylvester Stallone
Year : 1985
Filmin gösterildiği yıl itibariyle bir gösteri maçından çok daha fazlası olması beklenen ve bu beklentiye fazlasıyla karşılayan Apollo Creed-Ivan Drago karşılaşmasında yaşanan beklenmedik olay Rocky Balboa'nın ring'lere geri dönmesine sağlıyor.
Stallone oyuncu olarak büyük bir gerileme gösterirken, yazarlığı ve yönetmenliği de bu gerilemeden nasibini almış. Bana Rocky 4'u silah zoruyla yazmış, çekmiş, oynamış gibi bir izlenim verdi. Tüm Rocky'ler arasında en başarısız make-up'lar bu filmde. Tıpkı Rambo'larda olduğu gibi Rocky'i de bir propaganda malzemesi yapması hedefe yönelik bir senaryoya neden olmuş. Ivan Drago'nun karısı rolündeki Brigitte Nielsen de olmasa filmde iyi olan ve ilgi çeken hiçbir şey yoktu. Baş döndürücü temposu yüzünden pek fazla sıkılma şansını bulamadığınız film ilerleyen dakikalarda muzik video'larının bir derlemesine dönüşüyor. Bazı dakikalarda filmin sanata ve izleyiciye yapılmış bir hakaret olduğunu düşünebilirsiniz.
Ruslar'ın sporda yasak madde kullandığını iddia eden film, konuyla hiçbir alakası olmayan ve tahminen Paulie'nin yalnızlığını simgeleyen bir robot ve birkaç video klipten oluşuyor. Anlaşılan o ki Stallone kariyerine 76'da Rocky ile Al Pacinovari bir başlangıç yapmış ancak 80'lerin gelişiyle iri Pacinomuz yeteneksiz, esmer bir Schwarzenegger'e dönüşmüş.
* Casting, Acting : 4
* Script : 4.5
* Directing, Aura : 3
* Ease of Viewing : 6
* Naked Eye : 4
4.3
Rocky III
Genre : Sport, DramaDirector : Sylvester Stallone
Year : 1982
İlk filmde tutan yarı yarıya drama ve sport tarifini devam filminde fazla drama ile bozan Stallone, serinin 3. filminde Rocky'nin gerçek ruhunu yok edip duygusuz bir spor filmi ortaya koymuş. Seride en çok antreman içeren ve her çalışma sırasında Rocky III için yaratılan meşhur parça Eye of The Tiger'ı dinleme fırsatı bulduğumuz film, uzun süreli 2 title fight ve 1 gösteri maçı ile seride en çok boxing içerme rekorunu da ele geçirmiş bulunuyor.
Sinema eleştirmenleri tarafından ''İzleyicinin istediğini aldığı'' Rocky olarak yorumlanan film, açıkçası bana istediğimi veremedi. Rocky rakibinin dikkatini dağıtarak ve centilmenlik dışı hareketlerle halkın sevgisini kazanmadı. Pahalı kıyafetleri, evleri ve arabaları bir anda mükemmeleşen diksiyonuna borçlu değil. Karısına ve menejerine yapılanlara rağmen ''Eye of the Tiger''ı kendinde barındırmayan kişi, 80'lerin diskotek ruhu ile giydiği göbeği açık body'lerle Los Angeles'a gidip bir anda başka bir insana dönüşüyor. Bu durum öykü akışı içinde bir hayli ''zorlama'' olmuş.
70'lerin ruhunu Oscar'a aday olan Eye of the Tiger'la kaybeden Rocky serisi bu filmle beraber Balboa'yı da kaybetmiş oldu. Karakter DNA'sına uymayan tavırları ile mütevazılığı ve mülayimliği bir kenara bırakıp Ramboculuk dönemini başlattı. Hepsinin dışında bir gerçek daha var ki artık seride hiçbir maç Apollo Creed-Rocky Balboa rövanş maçının tadını veremeyecek.
* Casting, Acting : 5.5
* Script : 5
* Directing, Aura : 5
* Ease of Viewing : 6.5
* Naked Eye : 5.5
5.5
Rocky II
Genre : Sport, Drama
Director : Sylvester Stallone
Year : 1979
Kimilerine göre ilk karşılaşmada gerçek kazananın Rocky Balboa olması Dünya Ağır Siklet Boks Şampiyonu Apollo Creed'i huzursuz etmeye başlayınca Apollo, Rocky'i rövanşa çıkarmak için her yolu dener. Bu kısımlar umut vadetse de daha sonra Adrian'ın kendine göre haklı ancak izleyiciyi kızdırıp sabırsızlanmasına yol açacak hal ve hareketleri nedeniyle Balbao ailesi için de izleyiciler için de katlanılması zor bir 80 dakika süregeliyor. Bir şekilde hastaneden kurtulan Balboa'lar ve film, tekrar yukarı ivme kazanıyor ve daha önce hiçbir dakikada çıkamadığı bir noktada ekranlara veda ediyor.
Dini semboller ve söylemlerin bolluğu Adrian'ın rahatsız edici tavırlarıyla birleşince zaten temposu ilk filmden de yavaş olan film katlanılması güç bir hal alıyor. Adrian'ın elinde bir Superman, bir Batman varken bu süper kahramanı yaklaşık 1.5 saat boyunca süper kahramanı izlemeye gelen kitleye göstermemesi filme cheesy bir hava katmamak için olmalı. Ancak boksör Rocky yerine filmin büyük çoğunluğunu kaplayan geçim mücadelesi, filmin sport yönünün minumum, drama yönünün maximum'da hissedilmesine neden olmuş.
Son round'a kadar dayanabilirseniz hakem ve jüri puanını 5'ten 7'ye kadar çıkarabilir. Sallansanız da Rocky'i düşünün, düşseniz de Rocky'i isteyin... Ve başarın.
* Casting, Acting : 6.5
* Script : 6.5
* Directing, Aura : 6.5
* Ease of Viewing : 5.5
* Naked Eye : 7
6.4
Director : Sylvester Stallone
Year : 1979
Kimilerine göre ilk karşılaşmada gerçek kazananın Rocky Balboa olması Dünya Ağır Siklet Boks Şampiyonu Apollo Creed'i huzursuz etmeye başlayınca Apollo, Rocky'i rövanşa çıkarmak için her yolu dener. Bu kısımlar umut vadetse de daha sonra Adrian'ın kendine göre haklı ancak izleyiciyi kızdırıp sabırsızlanmasına yol açacak hal ve hareketleri nedeniyle Balbao ailesi için de izleyiciler için de katlanılması zor bir 80 dakika süregeliyor. Bir şekilde hastaneden kurtulan Balboa'lar ve film, tekrar yukarı ivme kazanıyor ve daha önce hiçbir dakikada çıkamadığı bir noktada ekranlara veda ediyor.
Dini semboller ve söylemlerin bolluğu Adrian'ın rahatsız edici tavırlarıyla birleşince zaten temposu ilk filmden de yavaş olan film katlanılması güç bir hal alıyor. Adrian'ın elinde bir Superman, bir Batman varken bu süper kahramanı yaklaşık 1.5 saat boyunca süper kahramanı izlemeye gelen kitleye göstermemesi filme cheesy bir hava katmamak için olmalı. Ancak boksör Rocky yerine filmin büyük çoğunluğunu kaplayan geçim mücadelesi, filmin sport yönünün minumum, drama yönünün maximum'da hissedilmesine neden olmuş.
Son round'a kadar dayanabilirseniz hakem ve jüri puanını 5'ten 7'ye kadar çıkarabilir. Sallansanız da Rocky'i düşünün, düşseniz de Rocky'i isteyin... Ve başarın.
* Casting, Acting : 6.5
* Script : 6.5
* Directing, Aura : 6.5
* Ease of Viewing : 5.5
* Naked Eye : 7
6.4
Rocky
Genre : Sport, Drama
Director : John G. Avildsen
Year : 1976
70'lerin kendine has temposu ve hikaye anlatımıyla hissettirmek istediği duyguları en iyi şekilde yansıtan Rocky, çoğu kişi için başlı başına bir motivasyon kaynağı.
Evet, Rocky Balbao ve filmin dili o kadar içten ki bu durum yer yer sizi üzüyor. Belki de bu sayede gerçekleşen en ufak olumlu gelişme bile sizi mutlu etmeyi başarıyor. Sinema tarihinde birçok ''iyi hissettiren'' film vardır. Bu tür filmler, onu 15. kez izleseniz bile ruh halinizi düzeltebilir. İşte Rocky de bunlardan bir tanesi.
Toplum tarafından hakkımızda oluşan önyargıları kabullenmemek ve kendini kanıtlamakla ilgili bir film olan Rocky'den çıkarılabilecek en önemli mesaj aslolanın mücadele etmek olduğu. ''Başarı için her yol mübahtır.'' şeklindeki şeref yoksunu görüş savaşı da sporu da baltalaladığı için ne zaman bir bandonun, bir topluluğun Gonna Fly Now'ı çaldığını duysam duygulanırım. Anlaşılan o ki sonuç onlar için bir şey ifade etmiyor. Irk, uyruk ya da aidiyet hissi ile bağlı olduğunuz grubu iyi temsil etmenizi istiyorlar. Siz elinizden gelen her şeyi yaparsanız sonucu mutlaka bir başarı olacaktır. Ve tabii her başarı kazançtır.
Rocky sürekli daha çok sevmek istediğiniz bir film.
* Casting, Acting : 8
* Script : 8
* Directing, Aura : 8
* Ease of Viewing : 8.5
* Naked Eye : 9
8.3
Director : John G. Avildsen
Year : 1976
70'lerin kendine has temposu ve hikaye anlatımıyla hissettirmek istediği duyguları en iyi şekilde yansıtan Rocky, çoğu kişi için başlı başına bir motivasyon kaynağı.
Evet, Rocky Balbao ve filmin dili o kadar içten ki bu durum yer yer sizi üzüyor. Belki de bu sayede gerçekleşen en ufak olumlu gelişme bile sizi mutlu etmeyi başarıyor. Sinema tarihinde birçok ''iyi hissettiren'' film vardır. Bu tür filmler, onu 15. kez izleseniz bile ruh halinizi düzeltebilir. İşte Rocky de bunlardan bir tanesi.
Toplum tarafından hakkımızda oluşan önyargıları kabullenmemek ve kendini kanıtlamakla ilgili bir film olan Rocky'den çıkarılabilecek en önemli mesaj aslolanın mücadele etmek olduğu. ''Başarı için her yol mübahtır.'' şeklindeki şeref yoksunu görüş savaşı da sporu da baltalaladığı için ne zaman bir bandonun, bir topluluğun Gonna Fly Now'ı çaldığını duysam duygulanırım. Anlaşılan o ki sonuç onlar için bir şey ifade etmiyor. Irk, uyruk ya da aidiyet hissi ile bağlı olduğunuz grubu iyi temsil etmenizi istiyorlar. Siz elinizden gelen her şeyi yaparsanız sonucu mutlaka bir başarı olacaktır. Ve tabii her başarı kazançtır.
Rocky sürekli daha çok sevmek istediğiniz bir film.
* Casting, Acting : 8
* Script : 8
* Directing, Aura : 8
* Ease of Viewing : 8.5
* Naked Eye : 9
8.3
Maradona by Kusturica
Genre : Documentary
Director : Emir Kusturica
Year : 2008
Nasıl becerebilmiş bilemiyorum ama bu film Kusturica'nın kariyerinde kara bir leke. Maradona'nın farklı kişiliği sayesinde bir çok noktaya değinen belgeselde elle tutulur hiçbir şey olmadığı gibi, sunumu da 1. sınıfta okuyan sinema öğrencilerinin bile hazırlayabileceğini düşünüyorum.
Maradona'yı çok seviyorsanız bunun kötü bir deneme olduğunu düşüneceksiniz çünkü yeni pek bir şey yok. Özel bir ilginiz yok ve sadece Maradona'yı büyük bir yetenek olarak görüyorsanız önceden uyarmayalım ki bu, Maradona ve Kustirica isimlerinden herhangi birinin geçtiği en kötü film. Ve tabii Maradona'yla hiçbir alakanız yoksa ''Maradona kim?'' diyorsanız ya kaçın ya da sonuçlarına katlanın.
* Directing, Aura : 1.5
* Ease of Viewing : 4
* Naked Eye : 3
2.8
Director : Emir Kusturica
Year : 2008
Nasıl becerebilmiş bilemiyorum ama bu film Kusturica'nın kariyerinde kara bir leke. Maradona'nın farklı kişiliği sayesinde bir çok noktaya değinen belgeselde elle tutulur hiçbir şey olmadığı gibi, sunumu da 1. sınıfta okuyan sinema öğrencilerinin bile hazırlayabileceğini düşünüyorum.
Maradona'yı çok seviyorsanız bunun kötü bir deneme olduğunu düşüneceksiniz çünkü yeni pek bir şey yok. Özel bir ilginiz yok ve sadece Maradona'yı büyük bir yetenek olarak görüyorsanız önceden uyarmayalım ki bu, Maradona ve Kustirica isimlerinden herhangi birinin geçtiği en kötü film. Ve tabii Maradona'yla hiçbir alakanız yoksa ''Maradona kim?'' diyorsanız ya kaçın ya da sonuçlarına katlanın.
* Directing, Aura : 1.5
* Ease of Viewing : 4
* Naked Eye : 3
2.8
Cinderella Man
Genre : Sport, Drama, BiographyDirector : Ron Howard
Year : 2005
Büyük Buhran döneminde geçen film arkasına koskoca bir şehri alan veteran bir boksörün hikayesi. Kadrosunda Crowe, Giamatti ve Zellweger gibi isimleri barındıran Cinderella Man'in yönetmeni ise zaman zaman çok önemli işlere imza atmış Ron Howard.
Filmin farklı akışı nedeniyle büyük değişim gösteren müzikler genelinde başarılı. Ron Howard'ın heyecan dolu ring çekimleri ve filmin kurgusu sizi 2.5 saatlik uzun süresine rağmen uyanık tutmayı başarıyor. Crowe ve Giamatti'nin gösterdiği iyi performanslara o kadar alıştım ki bana hiç de öyle ahım şahım performans göstermiş gibi gelmediler. Renee'yi ise son demlerinde böyle tatlı bir şekilde görmek mutluluk vericiydi. Artık 45'ine gelen ve fiziksel açıdan değişmeye başlayan aktrist'i daha farklı rollerde görmeye başlayabiliriz.
Tabii ki en iyi drama olma şansı yok ve en iyi spor filmi değil. Ancak bunlara rağmen gözlerinizi doldurabilecek, sizi mutlu etmeyi başarabilecek ve biraz dünya tarihini öğretebilecek bir film.
* Casting, Acting : 8
* Script : 7.5
* Directing, Aura : 8
* Ease of Viewing : 8
* Naked Eye : 8
7.9
Bobby Fischer Against the World
Genre : Documentary, Biography, History, SportDirector : Liz Garbus
Year : 2011
Hayatını belgesellere adayan Liz Garbus'un büyük emeğiyle ortaya çıkan Bobby Fischer Against the World hem en iyi Bobby Fischer, hem de şimdiye kadar yapılmış en iyi satranç belgeseli. Çok daha uzun sürebilir ve satranç kısmına biraz daha ağırlık verilebilirdi. Bobby Fischer'ın hayatının yapımcılar tarafından ilgi görmesinin nedeni yalnızca satranç sporu ve dünya şampiyonluğu değil. Bobby Fischer, 1972 yılında kazandığı dünya şampiyonluğu dışında sıradışı kişiliğiyle de her daim ilgi odağı olmayı başarmıştı.
Filmin doruk noktaları Spassky ile yaptığı karşılaşmalar ve şampiyona sonrası yaşadıklarıydı. Tüm magazinsel yönlerine rağmen satranç oynamayı bilmeyenlerin uzak durması gereken bir film.
Filmin title'ı tek kelimeyle olağanüstü. İzlemeden önce de beğenimi kazanmıştı ancak film, geçen dakikalarla beraber kendi başlığını zirveye taşıyor. Bu sadece '72 öncesi TV'de yapılan bir anons değil. Koskoca bir hayat...
* Directing, Aura : 7.5
* Ease of Viewing : 7
* Naked Eye : 7
7.2
Senna
Genre : Documentary, Biography, SportDirector : Asif Kapadia
Year : 2010
Çocukken tanık olduğum olayın belgeseli.
80'lerin sonları ve 90'lı yıllarda Formula1'in en çok izlenen organizasyon olmasını sağlayan adamın belgeseli.
Brezilya'da Pele'den sonra ortaya çıkan bir 2. kahramanın belgeseli.
Asif Kapadia'ın (ki bir yeteneksiz) dünyanın neresinde festival varsa en iyi belgesel ödülünü almasını sağlayan Ayrton Senna'nın belgeseli.
Senna, Werner Herzog'un Grizzly Man'i ve önceki sene çekilen The Cove'la beraber gördüğüm en iyi üç dökümenterden biri olmayı başardı. Filmle ilgili tek ve başlı başına göz yumulamayacak sorun kapanış jeneriği. Çağan Irmak'ın Ankaralı Turgut'la veda etmesi gibiydi. Bu kadar duygu yüklü bir filmden sonra eğlence görüntüleri, dans şarkıları falan çok akılsızcaydı. İzleyiciyi koltuklarına çivi gibi çakma fırsatını ellerinin tersiyle itmişler. Tahminen sonunda Asif devreye girmiş ve filmi batırmaya çalışmış.
Filmin en iyi yanı kurgusu. Neredeyse tüm görüntüler Formula1 TV'den ve aile kayıtlarından oluşmasına rağmen filmi sonuna kadar ayakta tutmayı başarmış. Asif Kapadia'nın gerçekleştirdiği hiçbir röpörtaj ve kayıt olmayınca doğal olarak filmin değeri gözümde az da olsa düştü.
Alain Prost'un kötü karakter, Senna'nın ise vatansever, hırslı, dürüst, muhafazakar ve yardımsever olarak tanıldığı film eminim ki Brezilyalı vatandaşların hayatlarının filmi olmuştur. Prost-Senna rekabeti sayesinde yıllarca F1'in yediği ekmeği biraz da Hindistan asıllı yönetmen Asif Kapadia yesin. Afiyet şeker olsun.
* Directing, Aura : 7.5
* Ease of Viewing : 8.5
* Naked Eye : 9
8.4
Talladega Nights: The Ballad of Ricky Bobby
Genre : Comedy, Sport, Action
Director : Adam McKay
Year : 2006
Will Ferrell-John Reilly ikilisini son dönemdeki en uyumlu komedi birleşmesi olarak görüyorum. Bu adamları görmem bile mutlu olmam için yeterli. Bu filmde sürpriz olarak kadroda Sacha Baron Cohen de yer almış. Yani nam-ı diğer Borat. Böyle bir trio'dan kötü bir film çıkma ihtimali zor derken yönetmen koltuğunda Adam McKay'in oturduğunu öğreniyorum. Evet, daha güzel olamazdı derken filmi de Will Ferrell'la birlikte yazdıklarını öğreniyorum. Bu kadar güzel bileşen bir araya gelmişken ağzımda sular aka aka ekran karşısına oturuyorum. Konusu araba yarışları, NASCAR. Biraz uyduruk bir konu ama moral bozmaya gerek yok.
McKay'in tarzı fazlasıyla absürt. Yaptıkları ölümsüz eserler olmayacak elbette ama bu kadar alaycı olması beni etkiliyor. Şu meşhur filmlerle dalga geçen kimilerine göre muhteşem filmler var ya aslında son derece kıytırık olan, McKay'in filmlerinde de en az onlar kadar bombardıman şeklinde gariplik mevcut.
Leslie Bibb A cup göğüsleriyle bu cast'a uygun olmamış. Tabii amaç sarcasm içinde sarcasm değilse.
* Casting, Acting : 7
* Script : 6
* Directing, Aura : 6
* Ease of Viewing : 7
* Naked Eye : 6
6.4
Director : Adam McKay
Year : 2006
Will Ferrell-John Reilly ikilisini son dönemdeki en uyumlu komedi birleşmesi olarak görüyorum. Bu adamları görmem bile mutlu olmam için yeterli. Bu filmde sürpriz olarak kadroda Sacha Baron Cohen de yer almış. Yani nam-ı diğer Borat. Böyle bir trio'dan kötü bir film çıkma ihtimali zor derken yönetmen koltuğunda Adam McKay'in oturduğunu öğreniyorum. Evet, daha güzel olamazdı derken filmi de Will Ferrell'la birlikte yazdıklarını öğreniyorum. Bu kadar güzel bileşen bir araya gelmişken ağzımda sular aka aka ekran karşısına oturuyorum. Konusu araba yarışları, NASCAR. Biraz uyduruk bir konu ama moral bozmaya gerek yok.
McKay'in tarzı fazlasıyla absürt. Yaptıkları ölümsüz eserler olmayacak elbette ama bu kadar alaycı olması beni etkiliyor. Şu meşhur filmlerle dalga geçen kimilerine göre muhteşem filmler var ya aslında son derece kıytırık olan, McKay'in filmlerinde de en az onlar kadar bombardıman şeklinde gariplik mevcut.
Leslie Bibb A cup göğüsleriyle bu cast'a uygun olmamış. Tabii amaç sarcasm içinde sarcasm değilse.
* Casting, Acting : 7
* Script : 6
* Directing, Aura : 6
* Ease of Viewing : 7
* Naked Eye : 6
6.4
Coach Carter
Genre : Drama, Sport
Director : Thomas Carter
Year : 2005
Azimli, hırslı ve disiplinli bir basketbol coach'u olan Ken Carter'ın hikayesi lise yıllarında basketbol oynadığı okulun başına coach olarak geçmesiyle başlıyor. Bir spor filminde aradığınız her şey bu filmde yeterli seviyede var. Fazlası da yok eksiği de. Yer yer sosyal mesajlar veren, hep iyiye teşvik etmeye çalışan filmimizin finalini daha 10. dakikadan anlayabilmek mümkün. Film kafamda 4-5-6 gibi giderken ''Şöyle bitmesi lazım ki IMDb'de verilen 7.2 puan mantıklı olsun.'' dedim içimden ve aynen o şekilde de bitti.Oyun içi çekimlerini başarılı bulduğum Coach Carter'da güzel smaçlar görmek mümkün. Bu şekilde filme hareket katmayı başarmış yönetmenimiz. Öykü ise daha gerçekçi olmalıydı. Çok fazla kahramanlık filmlerine kayma farkettim.
Öğrenci-Atlet kavramını işleyen film gerçek hayattan alınmış. Gerçekte de lockout olayı gerçekleşmiş ve bu sayede Coach Carter ulusal medyanın gündeminde yer bulmuştur.
* Casting, Acting : 6
* Script : 5
* Directing, Aura : 7
* Ease of Viewing : 6
* Naked Eye : 7
6.2
Director : Thomas Carter
Year : 2005
Azimli, hırslı ve disiplinli bir basketbol coach'u olan Ken Carter'ın hikayesi lise yıllarında basketbol oynadığı okulun başına coach olarak geçmesiyle başlıyor. Bir spor filminde aradığınız her şey bu filmde yeterli seviyede var. Fazlası da yok eksiği de. Yer yer sosyal mesajlar veren, hep iyiye teşvik etmeye çalışan filmimizin finalini daha 10. dakikadan anlayabilmek mümkün. Film kafamda 4-5-6 gibi giderken ''Şöyle bitmesi lazım ki IMDb'de verilen 7.2 puan mantıklı olsun.'' dedim içimden ve aynen o şekilde de bitti.Oyun içi çekimlerini başarılı bulduğum Coach Carter'da güzel smaçlar görmek mümkün. Bu şekilde filme hareket katmayı başarmış yönetmenimiz. Öykü ise daha gerçekçi olmalıydı. Çok fazla kahramanlık filmlerine kayma farkettim.
Öğrenci-Atlet kavramını işleyen film gerçek hayattan alınmış. Gerçekte de lockout olayı gerçekleşmiş ve bu sayede Coach Carter ulusal medyanın gündeminde yer bulmuştur.
* Casting, Acting : 6
* Script : 5
* Directing, Aura : 7
* Ease of Viewing : 6
* Naked Eye : 7
6.2
Nacho Libre
Genre : Comedy, Sport, FamilyDirector : Jared Hess
Year : 2006
Daha çok küçük yaştaki izleyicilere hitap eden filmin başrolünde bir türlü antipatik bulamadığım Jack Black yer alıyor. Bir kilisede büyüyüp yetimlerle yaşayan bir adamın güreş sevgisini konu eden film oldukça standart. Ne çok gülüyorsunuz ne de çok sıkılıyorsunuz. İnsanı mutlu eden güzel bir tarafı da var.
Filmin en dikkat çekici yanları ise hiç şüphesiz Nacho'nun komik aksanı ve ''I am, I am'' adlı soundtrack'i.
* Casting, Acting : 6
* Script : 5
* Directing, Aura : 6
* Ease of Viewing : 6
* Naked Eye : 6
5.8
Moneyball
Genre : Biography, Drama, Sport
Director : Bennett Miller
Year : 2011
Beyzbolu çok seven ve bırakın Türkiye sınırlarını Avrupa'da bile en çok anlayan insanlardan biri olarak büyük bir hevesle izlemeye koyulduğum Moneyball'dan fazlaca keyif aldım diyebilirim. Şayet beyzbol hakkında en ufak bir fikriniz yoksa filme vereceğiniz puan yarı yarıya düşebilir. Bahsedilen menejerleri, franchise'ları ve tüm oyuncuları tanıyan biri olarak belgesel tadınca izledim bu hoş Brad Pitt filmini.
Filmde dikkatleri çeken en önemli özellik gerçek görüntüleri muhteşem biçimde harmanlaması. Neyin gerçek TV görüntüsü neyin kurgu olduğunu anlama ihtimaliniz neredeyse yok. Bir diğer önemli detay ise o an o duyguları yaşamanızı sağlayan ses miksajı.
Oyuncu kadrosuna bakarsak birbirinden önemli dört oyuncuyu görüyoruz. Brad Pitt, Philip Seymour Hoffman, Robin Wright Penn ve genç kuşaktan Jonah Hill. Hepsinin de iyi oyuncu olduklarını düşünüyourum ki bu filmde de gayet iyi oynamışlar.
Son olarak Moneyball Oscar alabilir mi bilemem ama Oscar adayı olabileceğini düşünüyorum.
* Casting, Acting : 9
* Script : 8
* Directing, Aura : 9
* Ease of Viewing : 9
* Naked Eye : 8
Director : Bennett Miller
Year : 2011
Beyzbolu çok seven ve bırakın Türkiye sınırlarını Avrupa'da bile en çok anlayan insanlardan biri olarak büyük bir hevesle izlemeye koyulduğum Moneyball'dan fazlaca keyif aldım diyebilirim. Şayet beyzbol hakkında en ufak bir fikriniz yoksa filme vereceğiniz puan yarı yarıya düşebilir. Bahsedilen menejerleri, franchise'ları ve tüm oyuncuları tanıyan biri olarak belgesel tadınca izledim bu hoş Brad Pitt filmini.
Filmde dikkatleri çeken en önemli özellik gerçek görüntüleri muhteşem biçimde harmanlaması. Neyin gerçek TV görüntüsü neyin kurgu olduğunu anlama ihtimaliniz neredeyse yok. Bir diğer önemli detay ise o an o duyguları yaşamanızı sağlayan ses miksajı.
Oyuncu kadrosuna bakarsak birbirinden önemli dört oyuncuyu görüyoruz. Brad Pitt, Philip Seymour Hoffman, Robin Wright Penn ve genç kuşaktan Jonah Hill. Hepsinin de iyi oyuncu olduklarını düşünüyourum ki bu filmde de gayet iyi oynamışlar.
Son olarak Moneyball Oscar alabilir mi bilemem ama Oscar adayı olabileceğini düşünüyorum.
* Casting, Acting : 9
* Script : 8
* Directing, Aura : 9
* Ease of Viewing : 9
* Naked Eye : 8
8.6
The Blind Side
Genre : Biography, Drama, Sport
Director : John Lee Hancock
Year : 2009
Michael Oher bir evsizdir. Annesinden ve kardeşlerinden herhangi bir hayır görmeyen çocuk hiç bilmediği yetenekleri olduğunu keşfeder. Yeni ailesiyle kendini geliştirmeye devam eder ve aileden biri gibi hareket etmeye başlar. Sandra Bullock'un iyi bir anne olduğunu düşündüren filmdeki performansı ilgi çekici. Bullock bu filmle 2010 En İyi Kadın Oyuncu Oscar'ını almıştı.
Hikaye biraz tahmin edilebilir olsa da hoş. İzlerken sıkılmayacağınız içinde bolca Amerikan futbolu olan bir sportif biyografi.
* Casting, Acting : 7
* Script : 7
* Directing, Aura : 7
* Ease of Viewing : 9
* Naked Eye : 7
7.4
Raging Bull
Genre : Biography, Drama, SportDirector : Martin Scorsese
Year : 1980
Hem Scorsese'nin hem de De Niro'nun çok daha iyi filmlerini gördüm. Yönetmenin en iyi filmi gibi gösterilen film normal şartlarda iyi bir film gibi gözükse de Scorsese standartlarının altında. Öfkesine bir türlü hakim olamayan kıskanç bir boksörün ringde ve ring dışında ailesiyle yaşadıklarını anlatan Raging Bull'da en önemli detay Joe Pesci. O yıllarda ünlü gangster filmlerinin kahramanı olan oyuncuyu bu filmde de görmek beni fazlasıyla mutlu etti.
Vickie nasıl olur da 14 yaşındayken de aynı 74 yaşındayken de aynı gözükür bu da ayrı bir merak konusu. La Motta'nın makyajı ise başarılıydı.
* Casting, Acting : 8
* Script : 6
* Directing, Aura : 6
* Ease of Viewing : 6
* Naked Eye : 7
6.6
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)









