3.6-4.5: Poor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
3.6-4.5: Poor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Bill & Ted's Excellent Adventure

Genre : Adventure, Comedy, Sci-Fi
Director : Stephen Herek
Year : 1989

Back to the Future'ın tutmasıyla birlikte bir başka zamanda yolculuk filmi olan Bill ve Ted'in iki filmi çekildi. Bu ilk filmde tarih dersi için dönem ödevlerini teslim etmesi gereken iki ergenin bir şekilde zaman makinesiyle karşılaşması ve tarihte yolculuk yapması anlatılıyor.
 

Filmin başrolünde yetişkin suratlı çocuk bedenli Keanu hariç sonradan kaybolup giden Alex Winter yer alıyor. Bu iki ergen yani Bill ve Ted birçok denemeye rağmen beni hiç güldürmeyi başaramadılar. Fazlasıyla rahatsız edici, itici ve ucuz buldum. Bu filmde oynayan karakterlerin yaptığı her hareket ergenlere bile ergence gelebilir. Bu iki rahatsız edici ergen dışında tarihin ünlü isimleri de filmde yer bulmuş. Hepsi yer yer kendi karakterlerini ve hepimiz tarafından bilinen özelliklerini ortaya koymuş. Bunların dışında bir de gelecek kısmı var ki o kısma da tıpkı zaman makinesinin ortaya nasıl çıktığı kısmı gibi hiç girmeyeceğim. Bir zamanda yolculuk filminin senaryosu ancak bu kadar kötü olabilirdi.

Dumb&Dumber'ın biraz daha çocuklara yönelik versiyonu gibi olan Bill & Ted's Excellent Adventure zamanda yolculuk filmlerinin ortak özelliği olan izleyicide mutluluk yaratmayı bile başaramıyor. Son dönem Kevin Smith filmlerinden bile daha kalitesiz olan bu film bittiğinde ekran karşısından sinirleniriniz bozulmuş ve biraz yıpranmış kalkıyorsunuz.

* Casting, Acting : 4

* Script : 2.5
* Directing, Aura : 5.5
* Ease of Viewing : 3.5
* Naked Eye : 2.5


                            3.6


RoboCop 2

Genre : Sci-Fi, Action, Crime
Director : Irvin Kershner
Year : 1990

Daha düşük bütçeli olmasına rağmen kostüm tasarımı ve sinematografinin gücü ile ilk film ikinci filme oranla çok daha ''stylish'' gözüküyordu. İkinci filmde neredeyse Robocop kadar ön planda olan yeni ürün Robocop2'nin insan vücudu kullanmadan çalışıyor olması işleri biraz karıştırmış. Hep senaryo derslerinde söylenen şeydir ''Çekilebilme ihtimali olan makul şeyler yazmaya özen gösterin.'' burada en büyük sorun daha yüksek bütçeye rağmen özellikle Robocop2 adlı cyborg'un (yalnızca beyni insan) olduğu sahnelerde ortaya çıkıyor. Bu kadar çok stop motion kullanılması bana Wallace and Gromit ve Mary and Max gibi animasyonları hatırlattı. Ve hatta bilim kurgunun doğduğu maketlerin ve kuklaların stop motion tekniği ile ekranda hareket ettiği 50'li yıllara dönmüş gibi hissettim. Sci-fi filmlerinin dönüm noktası olarak gösterilen 1968 yapımı Kubrick'in 2001'ini ve 1990 yapımı RoboCop 2'yi yan yana koyarsak bu filmdeki çoğu sahnenin kabul edilemez olduğunu belirtebilirim.

Markaların dünyayı ele geçirdiği distopik bir dünyaya sahip Robocop'larda polislerin bu kadar sık grev yapması da pek akla yatkın değil. Kapitalizmin korkunç etkilerinin işlenildiği bu ortamda düşük maaşlar yüzünden iş yapmayan polisler yerine yeni elemanların alınacağı oldukça aşikar. Ancak ne hikmettir ki Detroit'te herkes evsiz ve işsiz olmasına rağmen Detroit polisi bir türlü grevden çıkmıyor.

Kötü film DNA'sına sahip Robocop 2'de güzel olan tek şey Robocop'un kendisi.

* Casting, Acting : 5
* Script : 4.5
* Directing, Aura : 3.5
* Ease of Viewing : 4.5
* Naked Eye : 4.5


                           4.4


Original Sin

Genre : Drama, Mystery, Romance
Director : Michael Cristofer
Year : 2001

Pulitzer ödüllü oyun yazarı Michael Cristofer'dan şehvetin nelere yol açabileceğini anlatmak isteyen ama bunu doğru şekilde aktaramayan bir sinema filmi denemesi.

Yönetmen adayımız Michael Cristofer sinemaya atıldığı için o kadar heyecanlanmış olacak ki kullandığı iki garip teknikle kafamı karıştırmayı başardı. Bunlardan ilki son derece yanlış yerlerde kullanılan slow motion'lardı. Sinemada en doğru şekilde olan slow motion kullanımı o anın geçmek bilmezliğini aktarmak için olanıdır. Bunun dışında devinimi yüksek sahnelerde gerilimi yükseltmek için de kullanıldığı sıkça görülür. Banderas sağa sola bakarken neden slow motion kullanıldığını gerçekten anlamadım. Bunun dışında bir de dudak fetişizmin izleyicinin gözüne sokulması sorunu vardı. Çatışma sahnesinden çıkışta da dans sahnesi bitince de insanlar uyanınca da Angelina Jolie'nin dudaklarına yakın çekim girme gereği hissedilmiş. Diyalog'ların kalitesizliğinin de etkisiyle ister istemez izleyicinin gözü Jolie'nin dudaklarına kayıyor. Ve şunu dile getirmeliyim ki bence Angelina Jolie'nin dudakları filmin en başarılısıydı. Asıl adam olan Banderas o kadar silik kalmış ki 1.5 saat boyunca neden bir figüranı ekranda tutmuşlar hissine kapılabilirsiniz. Banderas'tan rol bile çalmayı başaran dudaklara herkes saygı duymalı.

İlk yarısı neden ve nasıl sorularını sormanıza yol açan senaryonun ikinci yarısı izleyicide alışkanlık yaratmış olacak ki tüm mantıksızlıklar normal gelmeye başlıyor. Aşk ve şehvet için Uganda'dan Cuba'ya oradan Fas'a Japonya'ya giden kahve zinciri sahibi ve yarım yamalak da olsa bünyesinde farklı kişilikler barındıran bir kadın ve onun oyuncu aşkı. Bu kadar akla yatkınlıktan uzak ve bu kadar bol twist'e sahip olmasına rağmen bu kadar tahmin edilebilir bir senaryo yazmak yetenek ister.

Original Sin'in elle tutulabilir tek yanı olan oyunculuk (sahne sanatçılığı) kısmı biraz daha filmde yer bulabilseymiş ve Banderas yerine başka gençlere rol verilip yönetmen değişseymiş belki producer bunun yarısı kadar zarar edebilirmiş. Film bu haliyle izleyici için yalnızca kayıp bir 90 dakikayı ifade ediyor.

* Casting, Acting : 4
* Script : 4
* Directing, Aura : 4
* Ease of Viewing : 3.5
* Naked Eye : 4


                              3.9


Run Fatboy Run

Genre : Comedy, Romance
Director : David Schwimmer
Year : 2007

Sizi 5 yıl önce hamileyken nikah masasında bırakıp kaçan adam sizin için maraton koşarsa onunla barışır mısınız sorusuna 1000 kişiden 999'u tabii ki hayır der. Tamamı böyle bir konu üzerine kurulu bir filmin de aklı başında izleyiciler tarafından kabul edilme oranı tıpkı hayır diyenler gibi %99.9 çıkabilir. Simon Pegg'i sevsem de Run Fatboy Run'ı sinemanın bu kadar kolay olmamasını istediğim için sevemedim.

Geri kazanılmaya çalışılan eski kız arkadaş rolünde Thandie Newton yer alıyor. Kendisini Haggis'in Crash'inde tacize uğrayan zenci olarak da hatırlayabiliriz. Gerek o gerek şimdiki zaman aşkı olan adam (''bay kusursuz'') da bana fazlasıyla yapay geldi. Aslında filmin tüm kadrosunda hissedilebilen bu durumun nedeni belki de kimsenin böyle bir olayın gerçekleşmeyecek olmasına inanmasıdır. Yapay olan senaryoya oyuncular da yapaylıklarıyla katkı sağlamaya çalışmış. Ev sahibinin nedensiz yere değişen karakter özelliklerinin nasıl gerçekleştiğini anlayamadım. Pegg ne zaman kapıda kalsa bambaşka bir adamdan yardım istiyor gibiydi. Bir de ev sahibinin kızının Pegg koşuya katılırsa biriken kiraları almayacağım demesi. Peki neden? Ev sahibinin kızı karakterine gerek var mıydı? Hikayedeki rolü ne? Sanırım filmde gerçekleşenleri düşündükçe filmden daha fazla nefret edeceğim.

Kaçak gelin klişesine kaçak damat yaklaşımında bulunan, yalnızca Simon Pegg'i ve bazı absürtlükleriyle ayakta kalabilip diğer tüm özellikleriyle dökülen ve son derece tahmin edilebilir olan vasatın çokça altında bir komedi.

* Casting, Acting : 5.5
* Script : 2.5
* Directing, Aura : 5
* Ease of Viewing : 5
* Naked Eye : 4
 

                             4.4

Ali

Genre : Sport, Drama, Biography
Director : Michael Mann
Year : 2001

Bu kadar iyi bir malzemeyi nasıl bu kadar kötü sonuçlandırırsının cevabını almak istiyorsanız Michael Mann'in Ali'sine bir göz atın. Belgesel görüntülerini alıp birebir kullanmak pek sinemacılık olmasa gerek. Filmle ilgili yalnızca Will Smith'in Ali'yi birebir canlandırması, casting ve make-up department benden artı puan almayı başardı.

Dünyanın en ünlü sporcusunun tartışılan hayat hikayesi sinema tarihinde ilk kez kurgusal olarak Michael Mann ve ekibi tarafından işlendi. Bu film, yalnızca belirli gruplardan bile muhteşem kar getirebilecekken yapımcıların zarar etmesiyle sonuçlandı. Buna rağmen günümüzde zevksiz ve/veya az film izleyen eleştirmenler tarafından en iyi boks hatta en iyi spor filmi olarak yorumlanıyor. Aynı dönemde çekilen bir başka kurgusal boks filmi The Hurricane'in bile Ali'den birkaç gömlek üstün olduğunu söyleyebilirim.

Muhammed Ali'nin hayatıyla ilgili pek bir şey bilmeyen birisi bu film sonunda Ali'nin pek de düzgün bir insan olmadığını düşünebilir. Mann'in ortaya koyduğu tatlı su müslümanlığı ve poligamik karakter dışında Ali'nin ring'den ayrı kaldığı yıllarda neler yaşadığını ve iç dünyasını koskoca 2.5 saatlik filmde 5 dakika olarak bizlere sunulmuş. Kalan sürede ise Will Smith'in berbat dövüş sahneleri var. Sayısız boks karşılaşması (Ali'nin maçları da dahil) ve sayısız boks filmi izledim ama bu filmdeki kadar kötü boks yapan boksörlere ve oyunculara tanık olmadım. Bu film yerine orijinal görüntülerle donanmış bir Muhammed Ali belgeseli olan When We Were Kings'i izleyebilirsiniz.

Son zamanlarda tanık olduğum en kötü film başlangıcına sahip, tahammül edilemez blues şarkılarla dolu ve filmde aktardığına göre beyazlara olan nefretinden dolayı müslümanlığı seçen siyahların özgürlüğü, müslümanların gururu ve fakirlerin umudu olan adam, Muhammed Ali'nin hayat hikayesi.

* Casting, Acting : 6.5
* Script : 4
* Directing, Aura : 4.5
* Ease of Viewing : 3
* Naked Eye : 4.5


                            4.5


Rocky IV

Genre : Sport, Drama
Director : Sylvester Stallone
Year : 1985

Filmin gösterildiği yıl itibariyle bir gösteri maçından çok daha fazlası olması beklenen ve bu beklentiye fazlasıyla karşılayan Apollo Creed-Ivan Drago karşılaşmasında yaşanan beklenmedik olay Rocky Balboa'nın ring'lere geri dönmesine sağlıyor.


Stallone oyuncu olarak büyük bir gerileme gösterirken, yazarlığı ve yönetmenliği de bu gerilemeden nasibini almış. Bana Rocky 4'u silah zoruyla yazmış, çekmiş, oynamış gibi bir izlenim verdi. Tüm Rocky'ler arasında en başarısız make-up'lar bu filmde. Tıpkı Rambo'larda olduğu gibi Rocky'i de bir propaganda malzemesi yapması  hedefe yönelik bir senaryoya neden olmuş. Ivan Drago'nun karısı rolündeki Brigitte Nielsen de olmasa filmde iyi olan ve ilgi çeken hiçbir şey yoktu.  Baş döndürücü temposu yüzünden pek fazla sıkılma şansını bulamadığınız film ilerleyen dakikalarda muzik video'larının bir derlemesine dönüşüyor. Bazı dakikalarda filmin sanata ve izleyiciye yapılmış bir hakaret olduğunu düşünebilirsiniz.

Ruslar'ın sporda yasak madde kullandığını iddia eden film, konuyla hiçbir alakası olmayan ve tahminen Paulie'nin yalnızlığını simgeleyen bir robot ve birkaç video klipten oluşuyor. Anlaşılan o ki Stallone kariyerine 76'da Rocky ile Al Pacinovari bir başlangıç yapmış ancak 80'lerin gelişiyle iri Pacinomuz yeteneksiz, esmer bir Schwarzenegger'e dönüşmüş.

* Casting, Acting : 4
* Script : 4.5
* Directing, Aura : 3
* Ease of Viewing : 6
* Naked Eye : 4


                            4.3



Rambo III

Genre : Action
Director : Peter MacDonald
Year : 1988

Filmin başrollerini yine Stallone ve Crenna paylaşıyor. Bol sosyal mesaj içeren serinin 3. filmi gelmiş geçmiş en pahalı aksiyon filmlerinden bir tanesi ama bu film, ne prodüktörlere ne de izleyiciye parasının karşılığını geri veremiyor.

Vietnam'dan dönen askerlere kötü davranan Amerikan halkı, Vietnam'a girme kararının bir hata olduğunu kabul eden generaller ve Rusya'nın Afgan halkına yaptığı zalimlik. Bir sinema filmi serisinin bu kadar mesaj vermek için çekildiğine daha önce şahit olmamıştım. Rambo filmleri bu özelliğiyle beni gerçekten yordu. Bu filmle beraber sürekli ''mesaj'' veren karakterlerimiz bir de havalı diyalog kurma zorunluluğuna erişmiş ki her söylenen laf quote olacak nitelikte.

Ruslar'a karşı Mücahitler'le bir olan Rambo helikopterleri, tankları havaya uçuradursun Afgan halkı iade-i ziyareti 11 Eylül'de gerçekleştirmiş oldu.

* Casting, Acting : 4.5
* Script : 4
* Directing, Aura : 4.5
* Ease of Viewing : 4.5
* Naked Eye : 3.5


                           4.2



Recep İvedik 4

Genre : Comedy
Director : Togan Gökbakar
Year : 2014

Acil paraya ihtiyacı olan Recep İvedik serinin 4. filminde Survivor benzeri bir yarışma programına katılıyor. Adaya ayak basılmasıyla beraber güldürmeye başlayan film, ilk 3 filme göre biraz daha uzun tutulmuş. 2 saat süren film boyunca çevrenizde oturanların güldüğü şeylere şaşırabilirsiniz, normal. Ben bir hayli şaşırdım. Bu film sayesinde toplumda mizah anlayışının çok ilginç boyutlarda olduğunu fark etmiş oldum. Şahan, toplam 445 güldürme denemesinden 6-7 tanesininde beni de yakalamayı başardı.

Maldivler'in güzelliğinden midir bilinmez ama çekimler önceki filmlerine göre daha profesyonel geldi. Yılların geçmesiyle edilinen tecrübe, doğa harikası bir ortam ve bol ışık bunda önemli rol oynamakta. Recep İvedik ise yine bildiğiniz gibi. Herhangi bir karakter gelişimi değişimine gidilmemiş.

Komik olsun olmasın bazı line'ları 24'er kere söylemesi beni rahatsız etti. Kötü finaliyle birlikte Recep İvedik yer yer kahkaha atmanızı sağlayan üzerinde pek durulmamış ve tıpkı eskisi gibi toilet humour'ı bol bol kullanan bir film. Yeni ve güzel tarafı ise slapstick sahneler. Amacınız yalnızca gülmek ise izleyebilirsiniz. 445 şansı var. Denetmeye değer.

* Casting, Acting : 4
* Script : 1.5
* Directing, Aura : 4
* Ease of Viewing : 5.5
* Naked Eye : 4.5

                                3.9


Drillbit Taylor

Genre : Comedy
Director : Steven Brill
Year : 2008


''Okulun yaramaz çocuğu geek'lere kafayı takar ve hayatı onlara zindan eder. Çözüm arayan 3 çaylak bodyguard tutmaya karar verir.''  
Ne kadar yaratıcı öyle değil mi? Üstüne üstlük başrolde de Owen Wilson var. 

Bu filmdeki karakterlerin Superbad kadrosuyla olan fiziksel benzerliklerinin yanısıra davranışlarının da örtüşmesi dikkat çekiciydi.

Çevrenizdekileri kırmamak için ya da bir hayli boş vaktiniz varsa ve dolduracak hiçbir şey bulamıyorum diyorsanız izleyin. Zaten sindirimi oldukça kolay.

* Casting, Acting : 3
* Script : 3
* Directing, Aura : 3.5
* Ease of Viewing : 6
* Naked Eye :3.5


                               3.8


Batman & Robin

Genre : Action, Sci-Fi
Director : Joel Schumacher
Year : 1997

Batman'in başrol olmadığı ilk Batman filmine hoşgeldiniz! Arnold Schwarzenegger ismini açılış jeneriğinde gördükten sonra yaklaşık bir 15 dakika buz patenleriyle Batman ve Robin'i pataklamaya çalışan ve hatta buz hokeyi oynayan kötü adamları izliyoruz. Karakterler neyse de Akiva Goldsman'ın script'i ve filmin casting'i içler acısı. George Clooney'den Batman mi olur? Bu soruya ''Evet, olur.'' diyenlere ikinci bir sorum daha olacak. George Clooney'den Batman mi olur? Eminim Uşak Alfred bile yarasa adam kostümü içerisinde daha havalı dururdu.

Saçmalıklarla ilerleyen başrolsüz film, Batman'in adını 2 saat boyunca lekelerken o dönemki sinema izleyicisi yıllarca Batman çekilmesin diye dua etti. Ta ki Chris Nolan kolları sıvıyana kadar. Gothic başlayan sci-fi ve aksiyon arasında gidip gelen seriye Nolan sayesinde güzel bir drama katılmış oldu.

Joel Schumacher'in bu 2. Batman'i tüm Batman filmleri arasında tartışmasız en kötüsü.

* Casting, Acting : 3.5
* Script : 3.5
* Directing, Aura : 4
* Ease of Viewing : 5
* Naked Eye : 4


                           4.0


Quarantine

Genre : Horror, Thriller
Director : John Erick Dowdle
Year : 2008

Quarantine, 2 milyon dolarlık original REC'in 12 milyon dolarlık remake'i. 2007 yılında çekilen orijinal versiyonundan 1 sene sonra Amerikalılar gene olaya el attı. Non-US korkuları hollywoodlaştırma çalışmalarını hızla sürdüren Yankee'ler nadir de olsa orijinaline yakın işler çıkarmaktalar. Önce bu filmi sonra REC'i izleseydim gene REC'i varsayımsal orijinalinden daha iyi bulurdum ama önce tüm REC serisini bitirip sonra Quarantine serisine başlayınca aradaki fark daha da acımasız bir hal almakta.

''Screenplay'' demişler de baştaki cinsel içerikli espriler hariç ne eklemişler filme çok merak ediyorum. Film boyunca herkese yardım eden Amerikalılar'ın 455. olaydan sonra ''Aa, bunlarda bir gariplik var.'' demesi çok komik ve sinir bozucu. Tüm çekimlerin close-up'lardan oluşması ise zaten aptalca müdahalelere maruz kalan filmin daha da dibe batmasına neden olmuş. Ne derinlik ne de ışık iyiydi. Bahsettiğim bu sorunlar, giriş kısmı American Pie olan filmin devamındaki uyarlama kısmının boğuşmalarından bir şey anlamamanıza yol açıyor. Evet, birilerine bir şey oluyor da siz bunu daha genel plandan görmediğiniz için surat yerine kaş, 2 kişi yerine yarım kişi görüyorsunuz. Kimin geberip gittiğini bile ilk filmdeki kronoloji, rol dağılımı ve parmak hesabı yardımıyla çözüme kavuşturuyorsunuz.

Bu filme ''iyi' diyenlerin olduğu bir dünyada yaşıyoruz. Bu ''iyi'' diyen kişilerin hala ''REC''ten bihaber olup, izlememiş olması mı yoksa bu kadar soruna rağmen iyi diyebilecek kadar ''iyi''den bihaber olması mı kötü bilemiyorum. Evet, kötü. Bu film de bunu beğenebilen de.

* Casting, Acting : 4
* Script : 4
* Directing, Aura : 2.5
* Ease of Viewing : 5.5
* Naked Eye : 2


                             3.6


Friday the 13th Part 9 : Jason Goes to Hell

Genre : Horror, Thriller
Director : Adam Marcus
Year : 1993

Orijinal filmin de producer'ı olan Sean S. Cunningham'ın olaya el atma zamanı gelmişti. Cunningham'a rağmen çekimsiz geçen bu 4 yıl (1989-1993) içinde değişen tek şey tanganın icadı olmuş. Tangalar, artık klasikleşmiş Friday the 13th sevişmelerine farklı bir bakış açısı, yeni bir soluk getiriyor.

Tıpkı diğer kardeşleri gibi buram buram bir slasher olan Part 9'ı diğer filmlerden ayrı incelemek gerekiyor. Jason Voorhees'in garip bir organizma olarak yer aldığı filmde gözüpek katilimiz sürekli beden değiştirme yoluyla ilerliyor. Bu temanın serinin geçmişiyle hiçbir ilgisini olmaması sıkı fan'ların huzursuzlanmasına yol açabilir. Part 9, devam filmi olarak berbattan da öte olsa da tek başına incelendiğinde sıradan bir korku filmi gibi durmakta.

Müzikler, sound editing, makyaj ve sinematografi iyi bir korku için yeterli seviyedeydi. Ancak o kadar sakız gibi uzatılmış bir meseleye döndü ki bu Jason'ın bir uçmadığı ya da bir alien'a dönüşmediği kaldı. Bir projenin devamlılığında farklı bakış açılarıyla farklı işlemeler o projeye zenginlik katar. Friday the 13th başlığında ise bu durum gittikçe garipleşen, herkesin birbirinden bağımsız ve birbiriyle öpüşmeyen fikirlerle karaladığı saçmasapan bir deftere dönüştü. İnsanların algısında ''Jason sudan çıkar ve kampta sevişenleri şişler.'' var. Böyle garip denemelere rağmen eminim o hep böyle hatırlanacak.

Part 8'de dikkatimi çeken Fredyy Krueger connection'ı konusunda yanılmamışım. Son derece gereksiz bir finalle Part 9'da bu kanıtlanıyor.

* Casting, Acting : 4.5
* Script : 2.5
* Directing, Aura : 6.5
* Ease of Viewing : 4.5
* Naked Eye : 3


                                                        4.2


Friday the 13th Part 5 : A New Beginning

Genre : Horror, Mystery, Thriller
Director : Danny Steinmann
Year : 1985

Jason'ın estirdiği terör 5. filmde farklı boyutlarda olsa da devam ediyor. Muhtemel kapanış filmi olması beklenen 4. filmde gerçekleşen olaylardan sonra son filmdeki kahramanımız Tommy bu filmde de kilit noktada yer almış. Bir rüya sahnesiyle başlayan film ilerleyen dakikalarda özüne dönüyor ve ''bir avuç insan-memeler-ani ölümler'' 3'lüsünü tekrar bizlere sunuyor.

Sonlarda yaşanan yüzleşmeler ve sürprizler olmasa en kötü Friday the 13th filmi olabilirdi. Bu çatışmalar pek mantıklı gözükmese de rutinin dışına çıkılmaya çalışılmasından dolayı bile beni memnun etti. Zaten iyi olmayan bir şeyi bu kadar ona özenerek, sadık kalarak devam ettirmek kadar aptalca bir şey olamaz.

Ufak zenci çocuğun genç Eddie Murphy tavırları, akla mantığa sığmayan twist'ler ve ''Ben bir setim!'' diye bağıran mekanı hazırlayan sanat yönetimiyle Crystal Lake'liler bir kez daha sınıfta kaldı.

* Casting, Acting : 3.5
* Script : 4.5
* Directing, Aura : 4
* Ease of Viewing : 4
* Naked Eye : 4.5


                                4.1



A Nightmare on Elm Street 5 - The Dream Child

Genre : Horror, Comedy, Fantasy
Director :  Stephen Hopkins
Year : 1989

Artık bunlar iyi bir ''kötü adam'' karakteriyle bir franchise'a hiçbir şey katmadan ne kadar ekmeği yenebilirin örnekleri. Serinin 4. filminde biraz hareketlenen Nightmare on Elm Street 5. filmle beraber gene düşüşe geçmiş.

The Dream Child'da izleyiciyi korkutacak hiçbir şey yok. Önceki filmlerde müzikler ve set tasarımı sizi biraz havaya sokuyordu ancak bu filmde sadece rahatsız edici görüntülere yer verilmeye çalışılmış ve bu rahatsız edeceklerini düşündükleri görüntüler ne yazık ki hiç de rahatsız edici değil. Çevresel faktörlerden çok bireylere bu kadar yoğunlaşılmışken makyajın çok daha iyi bir seviyede olması gerekliydi. Ve tabii ölüm sahneleri... Hiçbirinde yaratıcılığın Y'si yoktu.

Kötü yazılmış karakterine senaryoda oluşturduğu sorunları da eklersek zenci kızı oynayacak kişinin baştan işi çok zordu. Bu zorluğun üstesinden gelmek yerine berbat bir performans sergiledi ve Yvenne karakterinin filmin en büyük sorunlarından biri olmasına katkı sağladı. Krueger ise alıştığımız ürkütücü görüntüsünden uzaktı. Yalnızca Alice için izlenebilecek filmde dikkate değer hiçbir şey yoktu.

Beklenenden kötü, beklenmedik seviyede vıcık vıcık olan The Dream Child gördüğüm en kötü editing'lerden birini de bünyesinde barındırıyor.

* Casting, Acting : 4
* Script : 4
* Directing, Aura : 2.5
* Ease of Viewing : 5.5
* Naked Eye : 4.5

                              4.1

A Nightmare on Elm Street 3 - Dream Warriors

Genre : Horror, Thriller
Director : Chuck Russell

Year : 1987

Lynch'in adamı Angelo Badalamenti'nin opening credits'te adının geçmesi nedeniyle kendimi filme daha çok verdim. Ne Badalamenti ne de dönemine göre sayısız imkanı elinde bulunduran yönetmen Chuck Russell beni memnun edemedi. Evet belki Freddy's Revenge'ten daha iyi bir paketi var ama bu kesinlikle ilk filmin yakınlarına bile yaklaşmasına yetmiyor.

Nightmare on Elm Street franchise'ında sinemaya adım atıp ilerleyen yıllarda önemli oyunculardan biri olmaya başaran isimlerden biri de Dream Warriors'taki Patricia Arquette. ''Saçı güzelmiş bir de çığlık attıralım.'' denerek cast'ta yer bulduğuna inandığım genç kız, filmde ayakta duran parçalardan bir tanesi. Freddy rolündeki Robert Englund, Patricia Arquette ve Laurence Fishburne gibi isimleri kadrosunda bulunduran filmde bir de Nancy vardı ki evlerden ırak. Filmi bu kadar baltayalayan bir oyuncu uzun süredir görmemiştim.

Zamanının çocuklarından biri olarak bana, zamanında harika gelen film sadece şimdinin çocuklarına harika gelebilir.

* Casting, Acting : 3.5
* Script : 5
* Directing, Aura : 5
* Ease of Viewing : 4.5
* Naked Eye : 4


                               4.4



A Nightmare on Elm Street 2 - Freddy's Revenge

Genre : Horror
Director : Jack Sholder
Year : 1985

Sonundaki saçmalığı ve partideki aptalca olayları bir kenara bırakırsak bu filmden nefret etmemin en büyük sebebi orijinal film ve serinin konseptinden çok uzaklaşmasıdır. Rüyalarda yaşayan ya da rüyalardan gerçek dünyaya geçişler yapabilen Krueger, bu filmde tamamen paranormal bir temayla yansıtılmış. Yallah Kruger yallah! Kış kış Kruger kış kış! İş neredeyse exorcism'e varıyordu. Aslında başlardaki duş sahnesi iyiydi ve tahminen o idea Blair Witch'in yaratılmasına önayak olmuştur.

Yataktaki dans sahnesi, gay-bar sahnesi ve sondaki otobüs sahnesi gibi sayısız saçmalık barındıran filmde asıl oğlanın sevgilisinin Meryl Streep olmaması filmdeki en büyük sürprizdi. Bir insan bu kadar mı gençleştirilebilir bir film için demeyin çünkü o Meryl Streep değil Kim Myers.

Film sonlarındaki ''to be continued''lar aslında birer reklamdır. Ekrana yazılmasa bile bunu sembolize etmek ve bu anlamı taşıyan aksiyonlara yer vermek maddi yönden düşünülürse hiç de fena fikir değildir.  Filmin kendisi içinde sonraki filmin reklamı. Serinin devam edeceğini hedef kitlenin tamamına duyurmak için bundan iyi bir mecra bulunamaz. Bahsettiğim bu noktada bir türlü can vermeyen canavarlara hoşgörüyle bakıyorum ama bu kadar saçma bir final de kabul edilebilir gibi değil.

* Casting, Acting : 4.5
* Script : 2.5
* Directing, Aura : 5
* Ease of Viewing : 5.5
* Naked Eye : 3.5


                               4.2



Conquest of The Planet of the Apes

Genre : Sci-Fi, Action, Drama
Director :
Year : 1972

Bu sefer işin ucu biraz kaçmış. Elbette verilen drama serinin diğer filmlerine göre daha iyiydi ve film bize ''her şeyin nedeni işte bunlar.'' diyordu ama baştan sona paketi çirkin gözüken, merak edilmeyen bir hediye gibiydi. Koca 90 dakikada Ape'lerden nefret eden bir adam ve insanlardan nefret etmeye başlayan bir Ape vardı.

Doğru yerde sonlandırıldığına inanmaya başladığım Planet of the Apes çılgınılığı, '72 yılında gösterişli günlerini geride bırakmaya başlamış. Günümüze gelirken yenileri ve remake'leri yapılsa da 69-70 senelerindeki dünyayı kasıp kavurma durumundan pek eser kalmadı.

Conquest of The Planet of the Apes, serinin önceki 3 filminden de kötü olmasına rağmen, başlanılmış bir kitabı bitirmek gerekir. Şimdi yarısından çoğu bitmiş oldu.

Duygu sömürüsü yapmasına rağmen duygu aktaramayan, saçmalıklar dolu görmezden gelinmesi gereken bir hayal kırıklığı.

* Casting, Acting : 3.5
* Script : 5
* Directing, Aura : 4
* Ease of Viewing : 4.5
* Naked Eye : 4.5


                               4.3



Rango

Genre : Animation, Adventure, Comedy
Director : Gore Verbinski
Year : 2011

Karakterler arası duygular aktarılamamış. Senaryoda çatışmalar yaratmak için öne çıkan bir kötü karakter yazılmamış. Rango ve kasaba hayvanlarına yakınlık hissetmek mümkün değil. Pixar'ın geldiği noktaya bakılırsa Rango'daki animasyon seviyesi 2002-2003 yıllarından kalma. Başka filmlere ve karakterlere gereğinden fazla, çok çok fazla gönderme var (neredeyse yalnızca diğer filmlerle dalga geçmek için yaratılan komedi filmleri kadar). Hedef kitle ve ortaya çıkan sonuç uyuşmuyor. Rango'nun kız arkadaşı Avatar'dan fırlamış gibi. Bu kadar kötü bileşenden oluşan filmin hoşuma giden tek sahnesi elbette Star Wars oldu. Onun da nedeni sound miksajının iyi olmasıydı.

Ne Depp iyiydi ne Oscar'ı alabilecek başka bir film vardı; ne Verbinski animasyondan anlıyor, ne de Nickelodeon bu siklette.

Sıfır duygu ve antipatik karakterlere son 10 yılda gördüğüm en kötü senaryo eklenmiş (animasyonlar arasında) ve Django'nun animated version'u Rango doğmuş. Dua edelim de devam filmi gelmesin.

* Characters : 3.5
* Script : 2
* Directing, Aura : 4.5
* Ease of Viewing : 5
* Naked Eye : 4.5


                               3.9



Gamer

Genre : Action, Sci-Fi, Thriller
Director : Mark Neveldine, Brian Taylor
Year : 2009

Gamer bize distopik bir dünyanın kapılarını açıyor. Idea olarak oldukça havalı duran filmimiz dakikalar ilerledikçe senaryosu (özellikle karakter gelişimi) ve kurgusu yüzünden büyük sıkıntılar çekmeye başlıyor. Oyunların tanıtımı 3-5 dakika sürerken, Gerard Butler'ın içeri nasıl düştüğü 1-2 dakikalık bir sahneyle bizlere sunuluyor. Bunun dışında kalan 75-80 dakikada ne olduğunu anımsamak şimdiden çok güç. O kadar altları doldurulmamış karakterler var ki senaryoyu 4 yaşında bir çocuğun yazmış olabilecegi ihtimali akla geliyor.

Gamer, iyi olabilecekken beceriksiz ellerde heba olmuş.

* Casting, Acting : 4
* Script : 2.5
* Directing, Aura : 4
* Ease of Viewing : 5
* Naked Eye : 4.5


                                 4.0



The Gods Must Be Crazy

Genre : Comedy, Action
Director : Jamie Uys
Year : 1980

Slapstick (fiziksel) komedilerden oldum olası nefret etmişimdir. Komedi akıllı olmalı. Komediler kulaklarımıza da hitap etmeli. Komediler keskin bir zekaya sahip olmalı ve bizi bu şekilde güldürmeli. Muza basıp düşen insanları, bu tip sakarları kim neylesin. Dünya popülasyonu böyle düşünmediği için olacaktır ki slapstick komediler her daim popüler. Tabii her şey kapasite meselesi. Bu filmi seven adama In the Loop izlettiremezsin. Bunlar bambaşka zekalara göre bambaşka güldürü araçları.

Bu filmi çocukken izlediğimde bile çok aptalca bulmuştum. Ancak filmin başındaki belgeselvari hava ve kabilenin Coca-Cola şişesiyle yaşadıkları gerçekten promising'di. Narrator'lı sahneler ile Kalahari dışında yaşanan sahneler arasında uçurum var. Demek çocukken de hep ortalarına ya da sonlarına denk gelmişim. Filmin başını çıkarırsanız 1980 yapımı bir Charlie Chaplin filmi olduğunu görebilirsiniz. Çekimlerin kalitesizliği ve müzikler bile bu tanıma uyuyor.

Fikir iyi gibi gözüküyordu ama keşke hep Xixo ve onun kabilesiyle devam etseydi, bir belgesel olsaydı dedirtiyor.
 

* Casting, Acting : 3.5
* Script : 5.5
* Directing, Aura : 2.5
* Ease of Viewing : 5.5
* Naked Eye : 4.5


                                  4.3