Genre : Sport, Drama
Director : Sylvester Stallone
Year : 1979
Kimilerine göre ilk karşılaşmada gerçek kazananın Rocky Balboa olması Dünya Ağır Siklet Boks Şampiyonu Apollo Creed'i huzursuz etmeye başlayınca Apollo, Rocky'i rövanşa çıkarmak için her yolu dener. Bu kısımlar umut vadetse de daha sonra Adrian'ın kendine göre haklı ancak izleyiciyi kızdırıp sabırsızlanmasına yol açacak hal ve hareketleri nedeniyle Balbao ailesi için de izleyiciler için de katlanılması zor bir 80 dakika süregeliyor. Bir şekilde hastaneden kurtulan Balboa'lar ve film, tekrar yukarı ivme kazanıyor ve daha önce hiçbir dakikada çıkamadığı bir noktada ekranlara veda ediyor.
Dini semboller ve söylemlerin bolluğu Adrian'ın rahatsız edici tavırlarıyla birleşince zaten temposu ilk filmden de yavaş olan film katlanılması güç bir hal alıyor. Adrian'ın elinde bir Superman, bir Batman varken bu süper kahramanı yaklaşık 1.5 saat boyunca süper kahramanı izlemeye gelen kitleye göstermemesi filme cheesy bir hava katmamak için olmalı. Ancak boksör Rocky yerine filmin büyük çoğunluğunu kaplayan geçim mücadelesi, filmin sport yönünün minumum, drama yönünün maximum'da hissedilmesine neden olmuş.
Son round'a kadar dayanabilirseniz hakem ve jüri puanını 5'ten 7'ye kadar çıkarabilir. Sallansanız da Rocky'i düşünün, düşseniz de Rocky'i isteyin... Ve başarın.
* Casting, Acting : 6.5
* Script : 6.5
* Directing, Aura : 6.5
* Ease of Viewing : 5.5
* Naked Eye : 7
6.4
1970s etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
1970s etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Rocky
Genre : Sport, Drama
Director : John G. Avildsen
Year : 1976
70'lerin kendine has temposu ve hikaye anlatımıyla hissettirmek istediği duyguları en iyi şekilde yansıtan Rocky, çoğu kişi için başlı başına bir motivasyon kaynağı.
Evet, Rocky Balbao ve filmin dili o kadar içten ki bu durum yer yer sizi üzüyor. Belki de bu sayede gerçekleşen en ufak olumlu gelişme bile sizi mutlu etmeyi başarıyor. Sinema tarihinde birçok ''iyi hissettiren'' film vardır. Bu tür filmler, onu 15. kez izleseniz bile ruh halinizi düzeltebilir. İşte Rocky de bunlardan bir tanesi.
Toplum tarafından hakkımızda oluşan önyargıları kabullenmemek ve kendini kanıtlamakla ilgili bir film olan Rocky'den çıkarılabilecek en önemli mesaj aslolanın mücadele etmek olduğu. ''Başarı için her yol mübahtır.'' şeklindeki şeref yoksunu görüş savaşı da sporu da baltalaladığı için ne zaman bir bandonun, bir topluluğun Gonna Fly Now'ı çaldığını duysam duygulanırım. Anlaşılan o ki sonuç onlar için bir şey ifade etmiyor. Irk, uyruk ya da aidiyet hissi ile bağlı olduğunuz grubu iyi temsil etmenizi istiyorlar. Siz elinizden gelen her şeyi yaparsanız sonucu mutlaka bir başarı olacaktır. Ve tabii her başarı kazançtır.
Rocky sürekli daha çok sevmek istediğiniz bir film.
* Casting, Acting : 8
* Script : 8
* Directing, Aura : 8
* Ease of Viewing : 8.5
* Naked Eye : 9
8.3
Director : John G. Avildsen
Year : 1976
70'lerin kendine has temposu ve hikaye anlatımıyla hissettirmek istediği duyguları en iyi şekilde yansıtan Rocky, çoğu kişi için başlı başına bir motivasyon kaynağı.
Evet, Rocky Balbao ve filmin dili o kadar içten ki bu durum yer yer sizi üzüyor. Belki de bu sayede gerçekleşen en ufak olumlu gelişme bile sizi mutlu etmeyi başarıyor. Sinema tarihinde birçok ''iyi hissettiren'' film vardır. Bu tür filmler, onu 15. kez izleseniz bile ruh halinizi düzeltebilir. İşte Rocky de bunlardan bir tanesi.
Toplum tarafından hakkımızda oluşan önyargıları kabullenmemek ve kendini kanıtlamakla ilgili bir film olan Rocky'den çıkarılabilecek en önemli mesaj aslolanın mücadele etmek olduğu. ''Başarı için her yol mübahtır.'' şeklindeki şeref yoksunu görüş savaşı da sporu da baltalaladığı için ne zaman bir bandonun, bir topluluğun Gonna Fly Now'ı çaldığını duysam duygulanırım. Anlaşılan o ki sonuç onlar için bir şey ifade etmiyor. Irk, uyruk ya da aidiyet hissi ile bağlı olduğunuz grubu iyi temsil etmenizi istiyorlar. Siz elinizden gelen her şeyi yaparsanız sonucu mutlaka bir başarı olacaktır. Ve tabii her başarı kazançtır.
Rocky sürekli daha çok sevmek istediğiniz bir film.
* Casting, Acting : 8
* Script : 8
* Directing, Aura : 8
* Ease of Viewing : 8.5
* Naked Eye : 9
8.3
Wake in Fright
Genre : Drama, ThrillerDirector : Ted Kotcheff
Year : 1971
Sinefil bir dostunuza ''Sinema tarihinin en çok alkol tüketilen filmi hangisidir?'' şeklinde bir soru sormak isterseniz sorunuzun doğru yanıtı büyük olasılıkla Wake in Fright olacaktır. Filmde öyle yüksek boyutlarda bir alkol tüketimi var ki izlerken siz de içmek zorunda kalabilirsiniz. Wake in Fright kafkaesk duruşu ve ''Into the Wild mantığı'' ile sorumsuzluğu bir habit haline getirme üzerine kurulu bir film.
Kangurulu sahnelerde irite olabileceklere önceden hatırlatmak isterim ki kullanılan görüntülerin hepsi gerçek ancak yaşanan olaylar ve gerçekleşme şekilleri kurgu. Filmi izledikten sonra siz de Avustralya Sineması'nın mihenk taşlarından biri olarak kabul edilen Wake in Fright'ın biraz over-rated olduğunu düşünebilirsiniz ancak bu kadar beğenilmesinin nedeni o dönem Avustralya'da 7. sanatın pek iyi durumda olmaması olabilir.
Sevmekle sevmemek arasında gidip gelebileceğiniz, belli kalıplara sığdırılmaması gereken, yönetmen koltuğunda ''Rambo''nun mimarı Ted Kotcheff'in oturduğu ve Scorsese'nin hakkında olumlu şeyler söylediği ilginç bir film.
* Casting, Acting : 6.5
* Script : 6
* Directing, Aura : 6.5
* Ease of Viewing : 6
* Naked Eye : 6
6.2
Alien
Genre : Sci-Fi, HorrorDirector : Ridley Scott
Year : 1979
Bilimkurgu klasiklerinden biri olan Alien'ın 1979 yılında çekildiği düşünülürse o dönemki teknolojiyle bir hayli iyi bir iş çıkarıldığı söylenebilir. Geçmişi bir kenara bırakıp günümüze göre değerlendirirsek bir korku filmine göre standart üstü oyunculuklar sergilenmiş. Bunun dışında build-up kısmı olan eski tip korku filmlerini seven biri olarak büyük çoğunluğu durağan geçen Alien gibi filmlerden hiçbir zaman sıkılmıyorum, sıkılamıyorum. Birileri ne kadar geç ölmeye başlarsa bana göre filmin genel değeri o kadar yüksek oluyor.
Bir sci-fi filmi olarak başarılı olan Alien'ın bir horror olarak bir benzeri olan Carpenter'ın The Thing'inin gerisinde olduğu söylenebilir. Her şeye rağmen yaratıcı ve sürprizlerle dolu olan Alien serisinin bu ilk filmine saygı duymak gerekiyor.
* Casting, Acting : 7
* Script : 8
* Directing, Aura : 8
* Ease of Viewing : 8
* Naked Eye : 8
7.8
Annie Hall
Genre : Comedy, RomanceDirector : Woody Allen
Year : 1977
Annie Hall, Woody Allen'ın kariyerindeki en önemli film olarak görülmektedir. İzlediğim Woody Allen filmleri içerisinde en doğal ve içten olanı olduğunu söyleyebilirim. Diane Keaton'ın performansı komedi genre'sında pek görülmemiş cinsten olduğu için abartılmayı sonuna kadar hak etmekte. Keaton, bu filmdeki performansıyla en iyi kadın oyuncu Oscar'ını kazandı.
Abartıdan uzak bir hikayeyi seçen Woody'nin senaryosundaki her şey bağlantılı ve olması gereken yerdeydi. Hepimizin hayatlarından kesitlere yer verdiği filminin finalini de muhteşem bir şekilde gerçekleştirdi. Giriş ve sonucun, gelişmeye bu kadar uyum sağladığı nadir görülür ve Woody bir klasik haline gelmiş filminde bunu başarabilmiş.
En iyi filmi değil ama iyi filmlerinden bir tanesi. Kadın-erkek ilişkileri üzerine 1. Perde.
* Casting, Acting : 8
* Script : 8
* Directing, Aura : 7
* Ease of Viewing : 8.5
* Naked Eye : 7.5
7.8
Carrie (1976)
Genre : Horror, Thriller
Director : Brian De Palma
Year : 1976
Stephen King kusura bakmasın ama bu tamamen Brian De Palma'nın Carrie'si olmuş. Bu kadar basit ve sıradan bir hikayeyi alıp göklere çıkaran Brian De Palma'ya teşekkür ediyorum. Alışılageldik bir Stephen King davranışı olarak ünlü yazar filmi yıllar sonra tekrar çektirtip kitaba ''daha sadık'' bir versiyonunu izleyicilerle buluşturdu.
Bir korku filmine göre üst düzey oyuncu performansları izlediğimiz filmde Carrie'nin annesini oynayan Piper Laurie kusursuzdu. Sissy Spacek içinse yapacak yorum bulamıyorum. Leone'nin İyi, Kötü, Çirkin'indeki 3 karakterin bir bütününü sundu. Çirkinken hepimizi üzen Carrie White, iyiyken eminim herkesin yüzünde tebessüm oluşturdu. Kötüyken ise... evet, sinema tarihine adını kazıdı.
Ses ve müzikler filmin ruhunu iyi yansıtırken gene sözü beğendiğim yönetmenlerden biri olan Brian De Palma'ya getireceğim. Yarattığınız atmosferi ayakta alkışlıyorum Sayın De Palma ve Carrie'nin en iyi filmlerinizden biri olduğunu düşünüyorum.
Carrie rakiplerine pek benzemese de korku filmi klasiklerinden biri olmayı sonuna kadar hak ediyor. Rakipleri demişken, hepsinden 5-10 yıl eski olmasına rağmen son dakikalarda hem Friday the 13th hem de The Evil Dead'i gördüm. Ayrıca Carrie, Wes Craven'ın Elm Street serisinin de fikir babası olabilir. Kesin olan bir şey var ki Carrie üçünden de daha iyiydi. Diğer filmlerin franchise'a dönüşmesinden hiç etkilenmemiş olan film için başarılı bir devam filmi çekilmesi fazla tekrara düşülmesine ve bayağılaşmasına yol açar. İleride belki güzel bir prequel'ini izleriz.
* Casting, Acting : 9
* Script : 6.5
* Directing, Aura : 9.5
* Ease of Viewing : 9
* Naked Eye : 9
8.6
Director : Brian De Palma
Year : 1976
Stephen King kusura bakmasın ama bu tamamen Brian De Palma'nın Carrie'si olmuş. Bu kadar basit ve sıradan bir hikayeyi alıp göklere çıkaran Brian De Palma'ya teşekkür ediyorum. Alışılageldik bir Stephen King davranışı olarak ünlü yazar filmi yıllar sonra tekrar çektirtip kitaba ''daha sadık'' bir versiyonunu izleyicilerle buluşturdu.
Bir korku filmine göre üst düzey oyuncu performansları izlediğimiz filmde Carrie'nin annesini oynayan Piper Laurie kusursuzdu. Sissy Spacek içinse yapacak yorum bulamıyorum. Leone'nin İyi, Kötü, Çirkin'indeki 3 karakterin bir bütününü sundu. Çirkinken hepimizi üzen Carrie White, iyiyken eminim herkesin yüzünde tebessüm oluşturdu. Kötüyken ise... evet, sinema tarihine adını kazıdı.
Ses ve müzikler filmin ruhunu iyi yansıtırken gene sözü beğendiğim yönetmenlerden biri olan Brian De Palma'ya getireceğim. Yarattığınız atmosferi ayakta alkışlıyorum Sayın De Palma ve Carrie'nin en iyi filmlerinizden biri olduğunu düşünüyorum.
Carrie rakiplerine pek benzemese de korku filmi klasiklerinden biri olmayı sonuna kadar hak ediyor. Rakipleri demişken, hepsinden 5-10 yıl eski olmasına rağmen son dakikalarda hem Friday the 13th hem de The Evil Dead'i gördüm. Ayrıca Carrie, Wes Craven'ın Elm Street serisinin de fikir babası olabilir. Kesin olan bir şey var ki Carrie üçünden de daha iyiydi. Diğer filmlerin franchise'a dönüşmesinden hiç etkilenmemiş olan film için başarılı bir devam filmi çekilmesi fazla tekrara düşülmesine ve bayağılaşmasına yol açar. İleride belki güzel bir prequel'ini izleriz.
* Casting, Acting : 9
* Script : 6.5
* Directing, Aura : 9.5
* Ease of Viewing : 9
* Naked Eye : 9
8.6
The Wicker Man
Genre : Mystery, Thriller, MusicalDirector : Robin Hardy
Year : 1973
Yıllarca '73 versiyonunun ne kadar iyi, remake'inin ne kadar kötü olduğunu dinledim durdum. Şayet orijinali böyleyse remake'ini uzun süre daha izlemeyi düşünmüyorum.
Dönemin en güzel kadınlarını bir araya toplayıp kalan bütün işi senarist Anthony Shaffer'dan bekleyip başarı beklemek fazla iyimserce. Robin Hardy'nin nasıl yönetmen olduğu konusunda ve The Wicker Man'in nasıl klasik olarak nitelendiği konusunda derin kaygılarım var. En iyi korku filmlerinden biri olarak gösterilen film, ne yazık ki bir korku filmi bile değil. Filmin yarısından çoğunu kaplayan şarkılar ve türküler her ne kadar mesaj içerikli ve sizi havaya sokmak için planlanmış olsa da bir zaman sonra DVD'nin fastforward'a maruz kalmasına yol açıyor.
Müzikallerden bile daha çok müzik içeren, Christopher Lee'nin kadın kılığında lord'luk yaptığı The Wicker Man'i yalnızca final sahnesi için izleyebilirsiniz.
* Casting, Acting : 6
* Script : 5.5
* Directing, Aura : 3.5
* Ease of Viewing : 3.5
* Naked Eye : 5.5
4.8
Jaws 2
Genre : Horror, ThrillerDirector : Jeannot Szwarc
Year : 1978
Bu ilk sequel'da Roy Scheider hariç kayda değer hiçbir şey yok. Spielberg'ün yarattığı inanılmaz gerilim bir saniye bile hissedilemiyor. Bu kadar para harcanmasına rağmen bu kadar kötü bir köpekbalığı tasarlamaları büyük bir eksi. Zaten günden güne yazılmış gibi bir script, hepsi birbirine benzeyen 10-15 aptal çocuk ve sadece düz hareket edebilen, herhangi bir esnekliği olmayan bir köpekbalığı şeklinde bir üçlüyle yola koyulunca iyi bir film elde etmeniz de imkansız. O kadar ki neredeyse etiketi üstünde kalmış kıyafetler gibiydi bu bahsettiğim maket. Hatta eskiden Mc Donald's'ın verdiği çocuk menüsü oyuncakları bile daha gerçekçiydi bundan. Ama ilk filme oranla daha hırçın gördüm kendisini. Artık insan, tekne, sandal gibi şeyler değil helikopter, uçak gibi şeylerle beslenir olmuş.
Filmin Roy Scheider dışında bir ikinci artısı ise sık sık tekrara düşmesiydi. Yani film o kadar kötüydü ki ilkine benzetmeye çalışmaları belki de ilk defa bir devam filminin en iyi özelliği olarak tarihe geçmiştir.
Neresinden bakarsanız bakın elinizde kalan Jaws 2'den yalnızca denizde, okyanusta değil evinizde, koltuğunuzda da korunun. Hiçbir set-up ve karakter gelişimi olmadan, 1.5 saatlik filmin yüzde 97'sinde eli bıçaklı katil gibi sağa sola saldıran bir köpekbalığının hikayesi.
* Casting, Acting : 3.5
* Script : 2.5
* Directing, Aura : 2
* Ease of Viewing : 2.5
* Naked Eye : 3
2.7
Battle for The Planet of the Apes
Genre : Sci-Fi, ActionDirector : J. Lee Thompson
Year : 1973
Arthur P. Jacobs'un son kez producer olduğu 5 filmlik bu orijinal seri sona ererken Planet of the Apes'in hakları bu filmden sonra Fox'a satıldı. Yapılan diziler ya da animasyonlar seriye dahil edilmemelidir.
Şempanzelerin, orangutanların ve gorilllerin yanısıra deforme olmuş insanlar ve deforme olmamış köle insanların oluşturduğu bu farklı küme grupları, serinin sci-fi'den çıkıp bir fantasy'e dönüşmesini sağlıyor. Tıpkı Star Wars'ta olduğu gibi şu anda başta olan şempanzeler ilerleyen yıllarda (serinin önceki filmlerinde) yerlerini genelde yaşlı ve bilge olan orangutanlara bırakacaklar.
Conquest of The Planet of the Apes'i; karanlık sokaklar, baskınlar ve yangınlardan dolayıdır ki Escape from L.A.'e benzetmiştim. Bu filmde, Carpenter'ın Escape from L.A. ruhunun kaybolması beni sevindirdi. Daha çok Middle Earth ruhu barındıran bir film. Uzay, çöl ya da uzay gemisi gibi şeyler de yok. Birlikte yaşamaya çalışan farklı ırk ve türlerin inşaa ettikleri bir köy, yeşil araziler ve uzun süreden sonra ilk defa farklı karakter gelişimleri mevcut.
İlk filmde 5, ikinci filmde 3, üçüncü filmde 2.5, dördüncü filmde 2 milyon dolar olan bütçe bu filmde 1.5 milyon dolara kadar düşüyor. Bütçeyi anladıktan sonra neden tank yerine otobüsle, neden 2.000 kelle içeren savaşlar yerine 20 kişilik savaşlara yer verildiğini de anlayabilirsiniz.
Kapanış filmi olan Battle for The Planet of the Apes tam olarak tatmin etmese de ağızda hoş bir tat bırakıyor.
* Casting, Acting : 5
* Script : 5.5
* Directing, Aura : 5
* Ease of Viewing : 6
* Naked Eye : 5.5
5.4
Conquest of The Planet of the Apes
Genre : Sci-Fi, Action, DramaDirector :
Year : 1972
Bu sefer işin ucu biraz kaçmış. Elbette verilen drama serinin diğer filmlerine göre daha iyiydi ve film bize ''her şeyin nedeni işte bunlar.'' diyordu ama baştan sona paketi çirkin gözüken, merak edilmeyen bir hediye gibiydi. Koca 90 dakikada Ape'lerden nefret eden bir adam ve insanlardan nefret etmeye başlayan bir Ape vardı.
Doğru yerde sonlandırıldığına inanmaya başladığım Planet of the Apes çılgınılığı, '72 yılında gösterişli günlerini geride bırakmaya başlamış. Günümüze gelirken yenileri ve remake'leri yapılsa da 69-70 senelerindeki dünyayı kasıp kavurma durumundan pek eser kalmadı.
Conquest of The Planet of the Apes, serinin önceki 3 filminden de kötü olmasına rağmen, başlanılmış bir kitabı bitirmek gerekir. Şimdi yarısından çoğu bitmiş oldu.
Duygu sömürüsü yapmasına rağmen duygu aktaramayan, saçmalıklar dolu görmezden gelinmesi gereken bir hayal kırıklığı.
* Casting, Acting : 3.5
* Script : 5
* Directing, Aura : 4
* Ease of Viewing : 4.5
* Naked Eye : 4.5
4.3
Escape from The Planet of the Apes
Genre : Sci-Fi, Action
Director : Don Taylor
Year : 1971
Seride her filmde değişen yönetmene rağmen bu Paul Dehn'in yazdığı ikinci senaryo. Planet of the Apes'in Planet of the Apes olmasında parmağı olan isimlerin başında geliyor. Hikayeyi öyle bir yerden alıp öyle bir yere götürdü ki bundan sonrasını yazmak pek kolay olmasa gerek.
Escape from the Planet of the Apes'te sarışın astronotlar yer almıyor. Herkesi çoğalma isteği nedeniyle bir kahramana çeviren Nova da öyle. Bu sefer şempanze çifti Zira ve Cornelius başrollerde. Cornelius'un ince mizah anlayışını iyiden iyiye sevmeye başlasam da Zira karakterine bir türlü ısınamadım.
3. filmde gidişat biraz tersine dönmeye başlamış. İlk iki filmdeki merak ve gerilim bu filmde daha düşük seviyelerde. Son 5 dakikada yaşananlar çok daha iyi bir şekilde ekrana getirilmeliydi. Idea olarak fena olmasa da sunum şekli (gemi sahneleri ve kafes) felaketti. Filmde algımı didikleyen ilginç bir olay da yaşandı. Şempanzelerin TV izledikleri ilk sahnede Zira'nım ''İyi geceler.'' demesi insanları güldürse de bu film '71 yılında yayınlanmış olmasaydı kendi hallerine de gülebilirlerdi. Tabii yazar Paul Dehn teknolojik gelişmelerden biri olan ''görüntülü konuşma'' öngörüsünde bulunamadığı için gelecekten gelen şempanzeler de ''gülüyorsunuz ağlanacak halinize'' bakışı atamadılar.
Ve tabii unutmadan Escape from The Planet of the Apes paralel evren içerikli senaryoların öncülerinden bir tanesi.
* Casting, Acting : 6.5
* Script : 7.5
* Directing, Aura : 5
* Ease of Viewing : 7
* Naked Eye : 5.5
6.3
Director : Don Taylor
Year : 1971
Seride her filmde değişen yönetmene rağmen bu Paul Dehn'in yazdığı ikinci senaryo. Planet of the Apes'in Planet of the Apes olmasında parmağı olan isimlerin başında geliyor. Hikayeyi öyle bir yerden alıp öyle bir yere götürdü ki bundan sonrasını yazmak pek kolay olmasa gerek.
Escape from the Planet of the Apes'te sarışın astronotlar yer almıyor. Herkesi çoğalma isteği nedeniyle bir kahramana çeviren Nova da öyle. Bu sefer şempanze çifti Zira ve Cornelius başrollerde. Cornelius'un ince mizah anlayışını iyiden iyiye sevmeye başlasam da Zira karakterine bir türlü ısınamadım.
3. filmde gidişat biraz tersine dönmeye başlamış. İlk iki filmdeki merak ve gerilim bu filmde daha düşük seviyelerde. Son 5 dakikada yaşananlar çok daha iyi bir şekilde ekrana getirilmeliydi. Idea olarak fena olmasa da sunum şekli (gemi sahneleri ve kafes) felaketti. Filmde algımı didikleyen ilginç bir olay da yaşandı. Şempanzelerin TV izledikleri ilk sahnede Zira'nım ''İyi geceler.'' demesi insanları güldürse de bu film '71 yılında yayınlanmış olmasaydı kendi hallerine de gülebilirlerdi. Tabii yazar Paul Dehn teknolojik gelişmelerden biri olan ''görüntülü konuşma'' öngörüsünde bulunamadığı için gelecekten gelen şempanzeler de ''gülüyorsunuz ağlanacak halinize'' bakışı atamadılar.
Ve tabii unutmadan Escape from The Planet of the Apes paralel evren içerikli senaryoların öncülerinden bir tanesi.
* Casting, Acting : 6.5
* Script : 7.5
* Directing, Aura : 5
* Ease of Viewing : 7
* Naked Eye : 5.5
6.3
Beneath The Planet of the Apes
Genre : Sci-Fi, Adventure, ActionDirector : Ted Post
Year : 1970
Bu devam filminde Pierre Boulle'nin kitabını bir kenara bırakıp hikayemizi kaldığı yerden ilerletiriyoruz. Tıpkı her sequel'de olduğu gibi ilkine göre artık her şey daha ''familiar''. Diğer meşhur serilerden bu 2. filmi ayıran önemli bir özellik ise yüce Planet of the Apes serisi, hala bilinmeyenlerini korumakta. 2. film bitince de hala merak edilenler ve büyük bir hevesle koltuktan kalkmanız sağlanmış.
Linda Harrison ekranda gene parıldadı. Kendisi, insanlığın soyunu devam ettirmek için gayet uygun bir hanım kızımız. Turşusunu mu kurmak istiyor bu adamlar bu kadının anlamıyorum ama güzelliği tartışılamayacak düzeyde. Ayrıca hem bu kadar güzel hem de konuşma yetisi olmayan bir kadından söz ediyoruz. Daha iyi ne olabilir ki? Aslında bir cehennemden çok bir cennet bu 3978 yılı.
Kalburüstü bir devam filmi. İlk filmi seyretmeden bunu seyretmemenizi öneririm. Bundan sonra senaristlerin götüreceği hikaye şimdilik iyi yolda.
* Casting, Acting : 6.5
* Script : 7.5
* Directing, Aura : 6.5
* Ease of Viewing : 7.5
* Naked Eye : 6.5
6.9
Love and Death
Genre : Comedy
Director : Woody Allen
Year : 1975
Diane Keaton ve Woody Allen ikilisiyle yaşamın nedenleri, savaş ve ölüm üzerine uzun metrajlı bir parodi. Bir tiyatroyu andıran Love and Death Rusya'da başlayıp savaş sonrası Fransa'da son buluyor. Filmde canlandırdığı pasifist karaktere rağmen savaşa katılan Woody, büyük kahkalara değil de gene alışıldık minik kıkırdamalara yol açıyor.
Akıllıca yazılmış bir senaryoya sahip olan filmin tiyatral değeri düşük seviyede. Love and Death'e kişisel tatmin filmlerinden biri de diyebiliriz. Zaten Woody'nin eski dönem filmleri arasında pek farklılıklar yok. Hepsinde sorunlar ve çözümler birbirine benziyor ve çoğu filmi aynı seviyede.
Subjectivity is objective.
* Casting, Acting : 6.5
* Script : 7.5
* Directing, Aura : 5.5
* Ease of Viewing : 6
* Naked Eye : 6.5
6.4
Director : Woody Allen
Year : 1975
Diane Keaton ve Woody Allen ikilisiyle yaşamın nedenleri, savaş ve ölüm üzerine uzun metrajlı bir parodi. Bir tiyatroyu andıran Love and Death Rusya'da başlayıp savaş sonrası Fransa'da son buluyor. Filmde canlandırdığı pasifist karaktere rağmen savaşa katılan Woody, büyük kahkalara değil de gene alışıldık minik kıkırdamalara yol açıyor.
Akıllıca yazılmış bir senaryoya sahip olan filmin tiyatral değeri düşük seviyede. Love and Death'e kişisel tatmin filmlerinden biri de diyebiliriz. Zaten Woody'nin eski dönem filmleri arasında pek farklılıklar yok. Hepsinde sorunlar ve çözümler birbirine benziyor ve çoğu filmi aynı seviyede.
Subjectivity is objective.
* Casting, Acting : 6.5
* Script : 7.5
* Directing, Aura : 5.5
* Ease of Viewing : 6
* Naked Eye : 6.5
6.4
Young Frankenstein
Genre : Comedy
Director : Mel Brooks
Year : 1974
Kimilerine göre bir komedi ustası olan, Blazing Saddles'ın da yönetmeni Mel Brooks ve dönemin ünlü oyuncularından Gene Wilder'ın 30'lardaki Frankenstein filmlerinden esinlenerek yarattığı Young Frankenstein kardeşlerinin aksine bir komedi filmi. B/w sinematogrofisi sayesinde filme eski bir hava verilmiş. Korku ögeleri pek olmasa da The Monster'ın gene 3-5 leşi oluyor. Yaşlı kör adam sahnesini bile filme dahil eden ikili o sahneyi de tiye almış.
Mel Brooks'un filmlerini bir türlü komik bulamıyorum. Bu filmde de 3-5 komik sahne vardı ama tüm film yanlış telafuzlar üstüne kurulu. Filmdeki esprilerin yarısından çoğu bu şekilde yazılmış. E bu 1 kere komik olur da 2. ya da 3. kerede komik olmaktan çıkar. Frankenstein'ın doktora göre olan telafuzu filmin çoğunluğunu esir almış. Abnormal ve Abby Normal esprisi ve Eye-Gor'u da eklersek zaten filmde başka bir şey kalmıyor. Her şeye rağmen Igor için izlenebilecek bir film. Korkunç bir şekilde Monty Python ekibinden fırlamış bir havası var.
Filmin geneli çöp olsa da film sonu ve Igor'lu sahneleri sevdim. Her zaman en iyi Frankenstein filmi The Bride of Frankenstein olarak kalacak gibi gözüküyor.
* Casting, Acting : 6
* Script : 5
* Directing, Aura : 5
* Ease of Viewing : 5
* Naked Eye : 6
Director : Mel Brooks
Year : 1974
Kimilerine göre bir komedi ustası olan, Blazing Saddles'ın da yönetmeni Mel Brooks ve dönemin ünlü oyuncularından Gene Wilder'ın 30'lardaki Frankenstein filmlerinden esinlenerek yarattığı Young Frankenstein kardeşlerinin aksine bir komedi filmi. B/w sinematogrofisi sayesinde filme eski bir hava verilmiş. Korku ögeleri pek olmasa da The Monster'ın gene 3-5 leşi oluyor. Yaşlı kör adam sahnesini bile filme dahil eden ikili o sahneyi de tiye almış.
Mel Brooks'un filmlerini bir türlü komik bulamıyorum. Bu filmde de 3-5 komik sahne vardı ama tüm film yanlış telafuzlar üstüne kurulu. Filmdeki esprilerin yarısından çoğu bu şekilde yazılmış. E bu 1 kere komik olur da 2. ya da 3. kerede komik olmaktan çıkar. Frankenstein'ın doktora göre olan telafuzu filmin çoğunluğunu esir almış. Abnormal ve Abby Normal esprisi ve Eye-Gor'u da eklersek zaten filmde başka bir şey kalmıyor. Her şeye rağmen Igor için izlenebilecek bir film. Korkunç bir şekilde Monty Python ekibinden fırlamış bir havası var.
Filmin geneli çöp olsa da film sonu ve Igor'lu sahneleri sevdim. Her zaman en iyi Frankenstein filmi The Bride of Frankenstein olarak kalacak gibi gözüküyor.
* Casting, Acting : 6
* Script : 5
* Directing, Aura : 5
* Ease of Viewing : 5
* Naked Eye : 6
5.4
Martin
Genre : Horror, Drama, ThrillerDirector : George A. Romero
Year : 1976
Romero'nun yarattığı zombiler kadar meşhur olmasa da Martin de gene Romero imzası taşıyor ve bir nevi vampir filmi. Korku sinema tarihinde önemli yeri olan yönetmenin zaten tarzında sıkıcı bir taraf var Martin'de denediği drama ile bu durum zirvelere çıkıyor. Yani şunu farketmeli Sayın Romero; bazı kişiler gore sever, bazıları torture ve rape, hatta bazıları hem gore hem torture hem de rape sever. Bazıları da elbette drama sever. Ama drama'yı ve diğer saydığım sub-genre'ları aynı filmde bulundurmak abesle iştigal. Martin'in en büyük eksisi de bu.
Bir diğer eksisi ise fikir güzel olsa da kötü kurgulanmış ve kötü yazılmış olması. Ne kadar da orijinal bir filmdi desem de 20. dakikadan tahmin ettiğim ne varsa oldu. Tüm yaşanacaklar hakkında doğru öngörülerde bulunmak mümkün.
Hoşlukları ve boşlukları olan farklı bir Romero filmi. Filmin son sahnesi ise gerçekten efsane.
* Casting, Acting : 7
* Script : 8
* Directing, Aura : 7
* Ease of Viewing : 5.5
* Naked Eye : 7.5
* Script : 8
* Directing, Aura : 7
* Ease of Viewing : 5.5
* Naked Eye : 7.5
7.0
The Exorcist II : The Heretic
Genre : Horror, Thriller, MysteryDirector : John Boorman
Year : 1977
Türk filmleri tadındaki original score'u ile şeytanların aşkına dönüşen bu garip sequel beni tamamıyla yolda bıraktı. Film boyunca tek ürkütücü kare olmamasına karşın hep bir şey olacakmış gibi bekletmesi (Hitchcockvari) kötünün iyisi olarak nitelendirebilir.
Bu sequel'ın en büyük eksisi yeteri kadar iyi olmaması değil. İlk filmden sonra ne yapsalar o kadar iyi olmayacaktı zaten. Filmdeki en büyük eksi ilk filmle nerdeyse hiç tarzlarının uyuşmaması. 2 saat boyunca exorcism ayinleri görseydim ekran karşısından emin olun daha mutlu ayrılırdım.
Filmdeki saçmalıklara hiç değinmeyeceğim bile. Freddy Kruger daha realistic kalıyor burdaki olaylar yanında.
The Heretic yerine özellikle 2000-2010 arası çekilen onlarca exorcism filmi var, onları tercih edin.
* Casting, Acting : 4
* Script : 2
* Directing, Aura : 5
* Ease of Viewing : 3
* Naked Eye : 4
* Script : 2
* Directing, Aura : 5
* Ease of Viewing : 3
* Naked Eye : 4
3.6
I Spit on your Grave
Genre : Horror, ThrillerDirector : Meir Zarchi
Year : 1978
Önce filmin remake'ini izlemiş biri olarak bu filmi de başarılı buldum. İki film arasında birçok fark bulunuyor. İlkinde göze çarpan 3-5 saçmalık remake'de ortadan kaldırılmış. Ayrıca bu film remake'e göre daha az şiddet içeriyor.
Normal şartlarda her zaman önce orijinalini sonra remake'ini izleyin derdim ama bu sefer iş değişik. Bana kalırsa remake'i her açıdan orijinalinden daha iyi.
Son sözüm gene aynı. Kadınların kolay kolay izleyemeyeceği bir film.
* Casting, Acting : 6
* Script : 8
* Directing, Aura : 7
* Ease of Viewing : 6
* Naked Eye : 6
6.6
Straw Dogs
Genre : Thriller, DramaDirector : Sam Peckinpah
Year : 1971
Sakin başlayan ama her geçen dakika daha da rahatsız edici bir hal alan film Sam Peckinpah imzası taşıyor. Yönetmenin becerilerini ve yarattığı atmosferi beğendim. Bazı oyunculuk hataları olsa da casting'i de vasatın üstünde. Her şeyden önemlisi filmi izlerken oyuncuların yerine kendinizi koyabiliyor ve filmin geriliminine siz de kapılıyorsunuz.
Av sahnesi,müziği tekrar açtığı sahne ve filmin son sahnesi akıllardan kolay kolay silinmeyecek nitelikte.
Amerikalı sünepe bir koca ve çekici bir kadının İngiltere yolcuklarını konu eden film görülmeye değer.
* Casting, Acting : 7
* Script : 9
* Directing, Aura : 10
* Ease of Viewing : 8
* Naked Eye : 9
8.6
Vanishing Point
Genre : Action
Director : Richard C. Sarafian
Year : 1971
Araba teslimatı yapan eski bir yarışçının hikayesinin anlatıldığı film diğer filmlere göre farklı bir duruş sergiliyor. Bir buçuk saat boyunca car chasing izlettiren yönetmen Sarafian'ın stilini pek beğenmedim. Geçişleri ve anlatmak isteneni izleyiciye verebildiğini düşünmüyorum. Hikayenin sizi anlamsızlıklara sürüklemesi ise gizemli bir hava katıyor.
Bu ilginç filmi izlerken bir araba yarışı oyununda olduğunuzu hissebilirsiniz. Yarış bitmiştir ve Replay seçeneğini seçip nasıl yarıştığınızı izliyorsunuzdur farklı kamera açılarından.
2 günlük uzun bir yolculuk; atlatılan tonlarca polis ve macera. Arabalara karşı extra bir ilginiz yoksa uzak durmanızda fayda var.
* Casting, Acting : 5
* Script : 6
* Directing, Aura : 3
* Ease of Viewing : 4
* Naked Eye : 5
Director : Richard C. Sarafian
Year : 1971
Araba teslimatı yapan eski bir yarışçının hikayesinin anlatıldığı film diğer filmlere göre farklı bir duruş sergiliyor. Bir buçuk saat boyunca car chasing izlettiren yönetmen Sarafian'ın stilini pek beğenmedim. Geçişleri ve anlatmak isteneni izleyiciye verebildiğini düşünmüyorum. Hikayenin sizi anlamsızlıklara sürüklemesi ise gizemli bir hava katıyor.
Bu ilginç filmi izlerken bir araba yarışı oyununda olduğunuzu hissebilirsiniz. Yarış bitmiştir ve Replay seçeneğini seçip nasıl yarıştığınızı izliyorsunuzdur farklı kamera açılarından.
2 günlük uzun bir yolculuk; atlatılan tonlarca polis ve macera. Arabalara karşı extra bir ilginiz yoksa uzak durmanızda fayda var.
* Casting, Acting : 5
* Script : 6
* Directing, Aura : 3
* Ease of Viewing : 4
* Naked Eye : 5
4.6
Il Conformista
Genre : DramaDirector : Bernardo Bertolucci
Year : 1970
Bertolucci'nin ilk dönem filmlerinden biri olan The Conformist, yönetmenin en çok ses getiren filmi olma özelliği de taşıyor. Adından da anlaşılacağı üzere conformist bir adamın öyküsüyle geçen ilk 1 saatin ardından filmin ikinci yarısında ise durum daha da değişik bir hal alıp, belirginleşiyor. Fazlasıyla mesaj içeren film birçoklarına göre kolaylıkla ''en iyi film'' olma özelliği taşıyabilecek artılara sahip. Görüntü yönetmenliği ve inanılmaz senaryosunun yanına filmin ikinci kısmını sürükleyip götüren Anna karakteri ve başroldeki Marcello'nun yaşadığı değişimleri de eklersek film tek kelimeyle harika. En büyük sorunu kolaylıkla her bünyenin kaldırabileceği tempoya sahip olmaması ve filmde çoğunluğun ilgisini çekmeyecek bir konu işlenmesi.
* Casting, Acting : 8
* Script : 9
* Directing, Aura : 8
* Ease of Viewing : 5
* Naked Eye : 8
7.6
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


+After+Dark+Horror+Movies.png)



