Fantasy etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Fantasy etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Aliens vs. Predator 2

Genre : Sci-Fi, Action, Fantasy, Thriller
Director : Colin Strause, Greg Strause
Year : 2007

Sürpriz bir şekilde -yer yer- hoşça vakit geçirmemizi sağlayan ilk AVP'ın kaldığı yerden hikayeye devam eden AVP2'yu iki serinin fan'ları için de hakaret olarak niteleyebiliriz.

Düzinelerce Alien'ın hep birlikte değil de 6 saniyede bir sırayla saldırmasının nedeni gencimizin kullandığı silahın reload süresi. Bahsettiğim bu genç başrol. İnanın bu filmde başrolü belirlemek bile imkansıza yakın. Bu projede imzası olan müthiş Strause Brothers sayesinde kimin Alien, kimin Predator hatta kimin insan olduğunu anlayamıyorsunuz. Thomas Edison'un kulaklarını fazlaca çınlatacağınız düzeyde bir ışık kullanımı mevcut. İlk AVP'a göre tek artısı ise cast'ında. Oyuncu kadrosunda dublajlanmış bir İtalyan oyuncu yer almıyor.

7 filmdir korkuyla beklenen olay sonunda gerçekleşiyor. Alien'larımız Dünya'da! Peki bu filmden sonra nam-ı diğer Strause Biraderler'i Alien'ların en bol olduğu gezegene ışınlama görevini kim üstlenecek?

* Casting, Acting : 3
* Script : 3
* Directing, Aura : 2
* Ease of Viewing : 3.5
* Naked Eye : 3


                                2.9



The Curious Case of Benjamin Button

Genre : Drama, Fantasy, Romance
Director : David Fincher
Year : 2008

Geçen ay son filmi Gone Girl'ü release eden Fincher'ın yaptığı tüm çalışmaları izleyen biri olarak TCCOBB'ın eleştirmenler tarafından beğenilmemesini anlayamıyorum. Her ne kadar Zemeckis'i sevsem de Forrest Gump gibi başarısız bir filme ölüp biten bu kişiler neden bu filme cephe alıyor?

3 saatlik uzun gösterim süresi boyunca yalnızca başlarında sıkıldığımı belirteyim. İlk yarım saat sonrasında ise zamanın nasıl geçtiğini fark etmedim.  Dikkat çekici karakterleriyle harcadığınız her dakikaya değen Scott Fitzgerald'ın kısa öyküsünden uyarlanan film, drama ve fantasy'nin öpüşüp sweet romance yapmasının güzel bir örneği.

The Curious Case of Benjamin Button, make-up'lar ve art direction ile benden artı puan alan, storytelling ve karakter gelişiminin örnek teşkil edebileceği son dönem klasiklerinden bir tanesi. Bırakın kötü filmi hala ''eh'' denebilecek bir filmi bile olmayan Fincher'a kalpten teşekkürler. Yine işin hakkını vermiş. Ve tabii bu güzel hikayesi için Pazar günleri kadınlarla birlikte olamayan ihtiyar delikanlıya da ayrıca teşekkürler.

* Casting, Acting : 7.5
* Script : 8.5
* Directing, Aura : 8.5
* Ease of Viewing : 7.5
* Naked Eye : 8


                                   8.0


The Mask

Genre : Comedy, Crime, Fantasy
Director : Chuck Russell
Year : 1994

Elm Street'in Part 3'sinden tanıdığımız yönetmen Chuck Russell filmin dikkat çekici parçası. 90'ların başında çekilmesine rağmen CGI'lar nadiren sırıtıyor. Ayrıca film, Who Framed Roger Rabbit'e birçok yönden benziyor.

Esprilerin yüzde 95'lik gibi bir kısmına gülmesem de Jim Carrey'i çok  itici bulmadım. İlk dönem filmlerindeki her türlü şaklabanlığı yapma rutinini bu filmde de bozmuyor. The Mask ayrıca 90'ların ünlü kadın yıldızlarından biri olan Cameron Diaz'ın sosyeteye tanıtıldığı filmdir. Filmde ne Carrey ne de Diaz ilgimi çekmeyi başarabildi. Milo adlı jack russell terrier filmin asıl starı olarak lanse edilebilir. Milo'un her mimiği deyim yerindeyse beni eritti. Onun olmadığı sahneler ise sıkıcıydı. 20 yıldır 100'lerce kez ekranlara gelen bardaki dans sahnesi ve Jim Carrey'in maskeyi taktıktan sonraki ani değişen tavırları akıllarda kalabilir.

Eskiden daha çok beğenirdim kendisini. Olgunlaşınca The Mask'in biraz çocuk kaldığını fark ettim.

* Casting, Acting : 6
* Script : 6
* Directing, Aura : 7
* Ease of Viewing : 5.5
* Naked Eye : 5

                            5.9

The Witches

Genre : Fantasy, Family
Director : Nicolas Roeg
Year : 1990

Roald Dahl'ın kitabını beyaz perdeye uyarlayan İngiliz yönetmen Nicolas Roeg; çocuklar için fazla ürkütücü, büyükler için fazla çocukça bir film ortaya çıkarmış. Baş cadımız Anjelica Huston'ın rol için biçilmiş kaftan olduğunu, adeta baş cadıyı oynamak için dünyaya geldiğini hissedebilirsiniz. Ayrıca Mr. Bean karakteriyle slapstick komedileri ayakta tutmaya çalışan Rowan Atkinson da otelin yöneticisi rolüyle karşımızda.

İngiltere'de geçen bu uyarlama hikayemiz, cadılar hakkında fazlaca bilgiye sahip büyükannenin torunuyla beraber cadılarla dolu bir otele yerleşmesiyle başlıyor. Kitapla filmin en büyük farklılık gösterdiği yer ise sonu.

Karanlık atmosferiyle benzerlerinden farklı bir çocuk masalı izlemek isterseniz The Witches'a göz atabilirsiniz. Bence hoş bir pazar sabahı filmi. Tamam... Belki biraz kara bulutlu, biraz yağmurlu bir pazar.

* Casting, Acting : 6.5
* Script : 6.5
* Directing, Aura : 7
* Ease of Viewing : 6
* Naked Eye : 5.5


                              6.3


Batman Forever

Genre : Action, Fantasy, Adventure
Director : Joel Schumacher
Year : 1995

Tim Burton'dan bayrağı devralan Joel Schumacher Batman serisinin tarzını ve doğasını değiştirdi. Önceki iki filmdeki karanlık hava bu filmde yerini bitmek tükenmek bilmeyen bir aksiyona bırakmış.

Şu ana kadarki tüm Batman filmleri içinde ilgimi en çok çeken DeVito'nun canlandırdığı Penguen karakteriydi. Bu filmdeki kötü adam ne o ne de hep görmeye alıştığımız Joker. Joker'in ikiyi bölünmüş hali gibi; Two Face ve Riddler, Batman'e ve Bruce Wayne'e meydan okuyan karakterler. Batman Forever sayesinde Batman'i ilk kez Robin ile birlikte beyaz perdede görme fırsatı da buluyoruz. 90'ların en güzel kadınlarından biri olan Nicole Kidman'ın Val Kilmer'la yaşadığı yakınlaşmalar bana daha çok Spider-Man'lerde gördüğümüz Peter Parker-Mary Jane Watson kimyasını hatırlattı. Batman rolü için Kilmer'ı Keaton'a tercih ederim ancak Bale'i yarasa adam kostümüyle gördükten (ve duyduktan) sonra her yeni filmde daha iyi bir Batman geldiğini söyleyebiliriz.

Gelişen teknoloji ve artırılan bütçe sayesinde serinin 3. filminde daha havalı kostümler ve çok daha gösterişli bir Batmobile'a sahip olan Batman'in müzikleri her Batman filminde olduğu gibi filmi bir noktadan alıp başka bir noktaya götürüyor. Çoğu Batman filmine göre çok daha yüksek temposu olmasına rağmen Nolan filmlerine oranla çok daha düz ve tahmin edilebilir oluşu ve Burton filmlerine oranla gothic ruhunu evde bırakması nedeniyle Schumacher'in çektiği 2 film de hiçbir zaman beklenilen ilgiyi görmedi.

Batman Forever; Jim Carrey'nin Jim Carrey'i oynadığı, Robin'in Batmobile'ı yürüttüğü sahneyle yüzümü gülümsetmiş, eğlenmek ve seriyi tamamlamak için izlenilebilecek vasat bir Batman filmi.

* Casting, Acting : 7

* Script : 6.5
* Directing, Aura : 6.5
* Ease of Viewing : 7.5
* Naked Eye : 6.5


                             6.8


This is the End

Genre : Comedy, Fantasy
Director : Evan Goldberg, Seth Rogen
Year : 2013

Tıpkı korku genre'sında olduğu gibi komedide de şok etme üstüne kurulu bir anlayış kabul edilemez. Yalnızca sinema salonlarında kabul görebilecek bu tür filmler patlamış mısır ve frigo keyfinden öteye gidemez.

''Crew'' diyebileceğimiz kadronun birlikte olduğu filmde herkes kendisini canlandırmış. Büyük çoğunluğu rolden uzak gibi gözükürken yaşadıkları ışıltı hayata yaptıkları eleştiriler dikkat çekmekte. Seth Rogen'ın başarısız gibi gözüken ekibinde filmde de bahsi geçen Jonah Hill dışında James Franco'nun da Danny Boyle'un dandik filmi 127 Hours'daki performansı ile Oscar adaylığı bulunuyordu. Cast'ların bu denli tekrarlanması durumunu türünden gelen çağrışımı da eklersek bana 21. yy'ın Monty Python ve Kevin Smith'in ekibini anımsatıyor.

Yapılan bazı çıkarımlara rağmen senaryonun bir türlü kafamda oturmaması ve tamamen bir saçmalık gibi gözükmesi dışında zaman zaman güldürmeyi başaran film, dişini biraz daha sıksa korku-komedi olabilirmiş. Ancak hem salt komedide hem de korku-komedide kendinden çok daha iyi örnekler bulunmakta. Fazla bir şey beklememek gerek. Bizim çocuklar bu sefer ne yapmış diye izleyebilirsiniz. Açıkçası biraz over-rated.

* Casting, Acting : 6
* Script : 4
* Directing, Aura : 6
* Ease of Viewing : 7
* Naked Eye : 5.5


                              5.7



Constantine

Genre : Fantasy, Horror
Director : Francis Lawrence
Year : 2005

Filmin ne fantasy yönü ne de horror yönü iyi. Başlangıçta çok daha fazlasını vaat eden film bittiğinde kendinizi biraz kullanılmış, biraz aldatılmış hissetmenize yol açıyor. Bir tür amatör heyecanıyla birbiriyle uyuşmayan birçok şeyi bir arada kullanmaya çalışmışlar. Yan öyküler bunu belli ediyordu. Bu temaya sahip bir filmde sigaranın bu kadar ön planda tutulması hiçbir mantığa sığmıyor. 2 saatimizi yemek yerine keşke 2 vaaz okundurulup, sigaranın zararlarıyla ilgili 2 dakikalık bir kamu spotu hazırlansaymış.

Constantine, görselleri ve havalı başrolüyle unutulmaz bir film olabilecekken zippo satışlarını patlatmaktan ödeye gidemedi. Uyarlamadaki sorunlardan çok uyarlanan original eserin de başarısız olduğunu düşünüyorum. 5 yaşındaki bir çocuğun yazabileceği cinsten, buram buram amatörlük kokan öyküye bir de berbat öyküleme eklenince kötü senaryodan iyi film çıkamayacağı gerçeğiyle bir kez daha yüzleşmiş oluyoruz.

Film, benzerlerinin yanında 2. hatta 3. sınıf kalıyor.

* Casting, Acting : 5.5
* Script : 2.5
* Directing, Aura : 6
* Ease of Viewing : 5
* Naked Eye : 5.5


                               4.9



A Nightmare on Elm Street 5 - The Dream Child

Genre : Horror, Comedy, Fantasy
Director :  Stephen Hopkins
Year : 1989

Artık bunlar iyi bir ''kötü adam'' karakteriyle bir franchise'a hiçbir şey katmadan ne kadar ekmeği yenebilirin örnekleri. Serinin 4. filminde biraz hareketlenen Nightmare on Elm Street 5. filmle beraber gene düşüşe geçmiş.

The Dream Child'da izleyiciyi korkutacak hiçbir şey yok. Önceki filmlerde müzikler ve set tasarımı sizi biraz havaya sokuyordu ancak bu filmde sadece rahatsız edici görüntülere yer verilmeye çalışılmış ve bu rahatsız edeceklerini düşündükleri görüntüler ne yazık ki hiç de rahatsız edici değil. Çevresel faktörlerden çok bireylere bu kadar yoğunlaşılmışken makyajın çok daha iyi bir seviyede olması gerekliydi. Ve tabii ölüm sahneleri... Hiçbirinde yaratıcılığın Y'si yoktu.

Kötü yazılmış karakterine senaryoda oluşturduğu sorunları da eklersek zenci kızı oynayacak kişinin baştan işi çok zordu. Bu zorluğun üstesinden gelmek yerine berbat bir performans sergiledi ve Yvenne karakterinin filmin en büyük sorunlarından biri olmasına katkı sağladı. Krueger ise alıştığımız ürkütücü görüntüsünden uzaktı. Yalnızca Alice için izlenebilecek filmde dikkate değer hiçbir şey yoktu.

Beklenenden kötü, beklenmedik seviyede vıcık vıcık olan The Dream Child gördüğüm en kötü editing'lerden birini de bünyesinde barındırıyor.

* Casting, Acting : 4
* Script : 4
* Directing, Aura : 2.5
* Ease of Viewing : 5.5
* Naked Eye : 4.5

                              4.1

Groundhog Day

Genre : Comedy, Romance, Fantasy
Director : Harold Ramis
Year : 1993

80'ler sinemasının ruhunu veren '93 yapımı Groundhod Day'in başrollerinde Bill Murray ve o dönemin ünlü oyuncularından biri olan Andie MacDowell yer alıyor. TV kanalında hava durumu sunuculuğu yapan Phil'in (Bill Murray) Punxsutawney adlı şirin kasabaya günübirlik çekim için gitmesiyle başlayan yolculuk düşündüğü gibi gelişmez ve her gün aynı günü yaşamaya başlar. Hep 2 Şubat'ın yaşatan Groundhog Day
çoğu otorite tarafından bir komedi klasiği olarak görülmekte.
 
Fikir olarak eğlenceli duran bu özgürlükten ana karakterin bunalmasına pek anlam veremedim. Çıkış noktası ''her gün aynı günü yaşayan adam'' olunca herkesin kafasında türlü türlü fikirler oluşuyor. Filmi beğenen, linear düşünen iyimser insanlar ''Ben olsam şunu yapardım. Peki ya sen?'' diyenler. ''Neden şöyle yapmıyor? Ne kadar saçma.'' diyen kişiler de benim gibi non-linear'cılar olsa gerek.

Sürekli aynı görüntüleri kullanıp izleyiciyi minimum düzeyde sıkmak bir hayli zor bir iş. Harold Ramis bu konuda yapabileceğinin en iyisini yapmış. Oyuncuların da aynı sahneleri tekrar tekrar oynayıp bize değişen duygularını aktarabilmesi önemliydi.

Kimilerinin en eğlenceli, en yüz güldüren, en az sıkıldığı film olan Groundhog Day yer yer beni sıkmayı başardı. Dönemin kalburüstü filmlerinden biri olsa da ''klasik'' mertebesine ulaşması mümkün değil.

* Casting, Acting : 7
* Script : 6
* Directing, Aura : 7.5
* Ease of Viewing : 6
* Naked Eye : 6.5

                               6.6



X - Loong Boonmee raleuk chat

Genre : Drama, Fantasy
Director : Apichatpong Weerasethakul
Year : 2010

The Tree of Life'ın Asyalı kardeşi diyebileceğimiz Uncle Boonmee, Terrence Malick'in filminden yaklaşık 1 saat daha kısa sürdüğü için yalnızca copy/paste yapıp yazabileceğimiz Apichatpong Weerasethakul'a teşekkür ediyorum. Bu azap daha da uzun sürebilirdi. Tahminen Budist olan yönetmen kardeşimiz eziyetinin süresini kısa tutarak daha az ''ah'' almayı hedeflemiş. Ancak buna rağmen her ne kadar izleyiciye bir şey anlatmak istemese de anlatmak istediği olmayan şeyi daha kısa süre zarfında da anlatmaya çalışabilirmiş.

Karnından işeyen adamın tek normal karakter olduğu filmde; balıkla sevişen prenses, maymunla sevişip kocaayak olan adam ve çaya gelen hayalet gibi karakterler mevcut. Normalde bu garip karakterleri duyacak olsam büyük bir çoğunluk gibi filmden uzaklaşmak yerine filmi izlemek isterdim. Temponun çok ağır olması ve aslında bir senaryonun var olmaması yüzündendir ki bu garip karakterler drama'da eğri durmuş.

Ağaçtan toplanan meyvelerin o tatlı köpeğe verildiği sahne filmin ne yazıktır ki en güzel sahnesiydi. 100 dakika içinde 1 dakikası güzel olan bu film Palme d'Or ödülünün sahibi. Anlaşılan Cannes jurisi Nuri Bilge Ceylan'a ilk ödül verdiği günden beri kendine gelemiyor.

Sözün özü gene her şeye rağmen ''Asyalılar yapıyor abi.'' diyebildim, sinekleri çatır çatır yok eden o muhteşem elektrikli aleti görünce. Belki de bu film o aleti dünyaya pazarlamak için çekilmiştir.  Yarın öbür gün gazetelerde ''Tim Burton Hong Kong'dan 1.000.000 adet sinek kızartma raketi ithal etti'' başlığını görürseniz şaşırmayın.

* Casting, Acting : 3
* Script : 2.5
* Directing, Aura : 4
* Ease of Viewing : 1
* Naked Eye : 2


                               2.5



Stardust

Genre : Adventure, Comedy, Family, Fantasy
Director : Matthew Vaughn
Year : 2007

Claire Danes'i ve oyunculuğunu bir hayli beğenirim. Bu fantastik filmde de özellikle ondan memnun kaldım. Bunun dışında Robert De Niro'yu da böyle bir rolde izlemek hoş oldu. Artık yaşlanan kurtun bu tip rollerle karşımıza çıkmasına şaşırmamamız gerekiyor. Genre'larda genelde fiziksel özellikler ve yaş büyük önem taşır. Bir şişmanı romance'de yaşlı bir oyuncuyu da aksiyon filmlerinde görmek çok nadir gerçekleşir.

Dünyaya düşen yıldızlar, büyüler, uçan gemiler... güzel yaratılmış hayali bir dünya, karşınızda Stardust.

* Casting, Acting : 8
* Script : 6
* Directing, Aura : 7.5
* Ease of Viewing : 7
* Naked Eye : 7


                               7.1



Ink

Genre : Fantasy, Action
Director : Jamin Winans
Year : 2009

Bir aile hikayesini masalsı bir anlatımla Storyteller'ların ve Incubi'lerin çarpışmasına çeviren Jamin Winans, 2009 yılında yönettiği bu düşük bütçeli filmle dikkatleri üzerine çekmeyi basşrdı. Ink'teki anlatım o kadar kuvvetli ki başlarda ''Bu ne be böyle?'' derken sonlarda ''Keşke daha uzun sürseydi.'' dedirtiyor. Yönetmen hiç acele etmeden, elinden gelenin en iyisini izleyiciye sunmuş.

Dijital çekim olması, efektlerdeki sorunlar ve filmle ilgili bir şey bilmeyenler için başlarının son derece anlamsız olması dışında filmin pek bir eksisi bulunmuyor. Artı özellikleri arasında ise yaratmaya çalışılan farklı karakterler, fantastik dünya ve indie filmler için belki de en önemli özellik olan deneysellik yer alıyor.

Ink, ne topyekün insan ilişkilerine değinen indie'lere ne de büyük bütçelerle çekilen fantasy'lere benziyor. Yine arada kalmış.

* Casting, Acting : 6.5
* Script : 7.5
* Directing, Aura : 7
* Ease of Viewing : 6.5
* Naked Eye : 6.5

                                6.8


Being John Malkovich

Genre : Fantasy, Comedy, Drama
Director : Spike Jonze
Year : 1999

Filmin title'ı başta kulağa o kadar kötü geliyor ki yıllardır izlemememe yol açıyordu. Kim ne yapsın John Malkovich'i diyordum kendi kendime. Şans eseri fark ettiğim fantasy genre'sını barındırdığı gerçeği sonrası filmi izlemeye karar verdim. Benim düştüğüm hataya düşüp siz de bu filmi izlememezlik etmeyin.

Being John Malkovich Spike Jonze'un ilk uzun metraj deneyimi. Charlie Kaufman gibi bir adamın yazdıklarını çekebilmek hiç de kolay bir şey değil. Debut'sunu başarılı bir şekilde gerçekleştirmiş. Film bittiğinde müziklerde Carter Burwell ismini görünce yüzümde bir gülümseme oluştu. Kendisi çok beğendiğim bir composer'dır. Ve tabii hakkında fazla söz söylemeye gerek duyulmayan Bay Kaufman'ın senaryosu. İçinde 3-5 falso barındırsa da ilgi çekici bir denemeydi.

Being John Malkovich'in karanlık bir tarafı var. Film, genelde tüm fantasy'lerin bize sunduğu hayal kurma ve mutluluk duygularını pompalayabilse de baştaki 4 karakterimizin dönem dönem sundukları biçare halleri bunun yalnızca bir fantastik komedi olmadığını bizlere gösterdi. John Malkovich'in 3-5 saniyelik geri dönüş sahnesi başta olmak üzere; Cameron Diaz'ın telefonları ve cage sahnesi, John Cusack'ın aklı başından gitmiş çılgın aşık halleri ve Maxine karakterinin sürekli yaşadığı değişimler filmin insanı düşündüren dramatik taraflarıydı.
Cusack ve Malkovich işlerini başarılıyla yapsalar da Cameron Diaz'ın gerek karakteri gerek oyunculuğunda büyük sorunlar vardı. Bana her açıdan zorlama gibi geldi.

Kolaylıkla iyi bir film olarak niteleyebileceğimiz Being John Malkovich finalini de Bjork'ten muhteşem bir şarkıyla yapmış.

* Casting, Acting : 6.5
* Script : 8.5
* Directing, Aura : 9
* Ease of Viewing : 7.5
* Naked Eye : 8


                                7.9


Batman

Genre : Fantasy, Action
Director : Tim Burton
Year : 1989

Michael Keaton gibi bir eziğin Batman olmasını kabul edemiyorum. Peter Parker olsa olabilirdi ama Bruce Wayne'in bu kadar dikkat çekmeyen, sıradan ve karizma yoksunu bir tip olması kabul edilemeyecek bir durum. Film kafadan 1-0 geride başlıyor. Senaristlerin de sayesinde o kadar çok Joker'i görüyoruz ki ekranda bu da durumu 2-0 yapıyor. 3-0 olmasını sağlayan ise Jack Nicholson'ın üstün performansı. Yani filmin adı Joker olsa bunlar hoş görülebilirdi ancak film Batman ve serinin başlangıcı. Kim Basinger'ı en iyi görüntüsüyle Michael Keaton'la eşleştirmek de cabası. Bu bahsettiğim özellikler filmin kafamda oldukça değersiz olmasını sağlıyor.

Bilindik hikaye, bilindik film ama Nolan'ın Batman'lerini gördükten sonra mıdır bilinmez, şimdilerde o kadar da iyi bir film olmadığını fark ediyorum.

* Casting, Acting : 5.5
* Script : 6.5
* Directing, Aura : 6
* Ease of Viewing : 6
* Naked Eye : 6


                               6.0



Evan Almighty

Genre : Comedy, Family, Fantasy
Director : Tom Shadyac
Year : 2007

Bu sequel için inanılmaz bir bütçeyle yola çıkılmış. Filmin büyük zarar ettiği hala konuşuluyor. Sinema tarihin en pahalı komedilerinden birine bir göz atalım.

Öncelikle ilk filmle kıyaslarsak zenci sekreterin söyledikleri yüzümde gülümsemelere yol açtı. İlk film kadar komik olmadığını düşünenlere bunu söyleyebilirim. Jim Carrey Steve Carell kıyaslamasında ise Steve açık ara ile ipi göğüslüyor. Tanrı rolüne soyunmak daha eğlenceli yapılabilirdi ancak yapılamadı. Şimdi ise Tanrı'yla konuşup canlıları kurtarmak için Nuh olmaktı fikir. Bunun için gerekli olan oldukça büyük bir bütçeydi ve tüm yatırımlar yapıldı. Burda en büyük sorun bunun bir devam filmi niteliği taşıyor olması ve bir Tom Shadyac filmi olması. Eminim bu Nuh'un Gemisi hikayesini Terry Gilliam gibi bir isim başka bir title ile çekseydi en az 2-3 katı hasılat yapılabilirdi. Ama prodüktörlerin istediği bunun bir ''Almighty'' olmasıydı. Yaptıkları ilk hata buydu. Bu filmin komikliklerle dolu olup insanları gülmesi istendi. Bu da yaptıkları ikinci hataydı. Bu filmi büyük bütçeli bir fantasy'ye, history'e, family filmine çevirmek varken onlar bu kadar para harcayıp yola aynı isimle ve komedi filmiyiz biz diyerek devam etmeyi seçtiler. İşbu yüzden bu film başarısız gibi dursa da aslında değildir. Yalnızca hedef kitle seçimi yanlış ve ''beklenilen'' başarıyı yakalayamamıştır.

Steve Carell'ı görmek her zaman beni mutlu ediyor. Filmle ilgili beni tek rahatsız eden kısım sonundaki o aptal danstı. Neden bir sinema filmini ucuzlaştırıp pop kültürünün bir parçası yapmayı çalışırsınız anlamıyorum.

Tom Shadyac gibi bir adamla peynir gemisi de Nuh'un gemisi de yürümez. Bu da size bir ders olsun.

* Casting, Acting : 6
* Script : 6
* Directing, Aura : 6
* Ease of Viewing : 6.5
* Naked Eye : 6


                                 6.1



Bruce Almighty

Genre : Comedy, Drama, Fantasy
Director : Tom Shadyac
Year : 2003

Tom Shadyac ve Jim Carrey ikisilini bir kez daha buluşturan proje fikir olarak ilgi çekiciydi. Tanrı (Morgan Freeman) ile tanışıp onun yerini alan başarısız bir spikerin öyküsü çok daha iyi esprilerle ve geniş bir yelpazede sunulabilirdi. Bu haliyle daha çok sosyal mesajlar içeririkli anlatımıyla mini bir aşk hikayesi. Bu aşk yaşanırken de kahramanımız 3-5 dakikalığına Tanrı oluyor. Tam tersi şeklinde olsaydı çok daha eğlenceli bir film izleyebilirdik. Yalnızca köpek esprileri iyiydi diyebilirim. Geri kalan kısımlar ise ''Bakın bu işler hiç de öyle kolay değil.'' alt mesajıyla geçti ve sıkıcıydı. Bu durum zaten iyi espriler bulundurmayan filmi iyice komediden uzaklaştırdı.
 

Morgan Freeman'ı görmek güzeldi. Carrey ve Aniston ikilisi birbirlerine yakışmışlardı, aralarındaki uyumu beğendim. Steve Carell'ın rolünün daha büyük olmasını isterdim ama bu ikinci filme kısmetmiş.

Bruce Almighty çok şey beklenilen ama az şey veren bir film.

* Casting, Acting : 6
* Script : 5.5
* Directing, Aura : 5
* Ease of Viewing : 5.5
* Naked Eye : 5


                               5.4



The Amazing Spider-Man

Genre : Action, Fantasy, Adventure
Director : Marc Webb
Year : 2012

Tobey ve Kirsten ikilisine oranla yeni Spider-Man'imiz ve Emma Stone bu roller için çok daha uygun. Charlie Sheen'in babası Martin Sheen'i de Amca rolüyle izlediğimiz film Raimi'nin Spidey'sine rakip olabilecek kalitede.

Hikayede çoğu kısım aynı olsa da bazı ufak değişikliklere gidilmiş. 2. filmin de çekildiğine dair haberler geliyor. 500 Days of Summer'dan sonra bir indie movie'den blockbuster'lığa soyunan yönetmen Marc Webb'in Chris Nolan kostümü giymesini istiyorum. Chris Nolan kostümünü giyen Webb kendi Spider-Man'ini sahnelere sunar. Böylece tıpkı Batman'den Dark Knight'a geçiş serisinde olduğu gibi Spider-Man serisi de büyük bir değişime uğrar ve çok daha güçlü hale gelir.

Raimi'nin filmleriyle kıyaslarsak Amazing Spider-Man'de daha çok para harcanmış olmasına rağmen efektleri ve animasyonları fazla amatör buldum. Bu kadar büyük paralar harcanıyorsa ve tamamen isimsiz bir cast ile yola çıkılıyorsa bundan çok daha iyi bir film yapman gerekli. Büyük ölçüde para kazanmak için çekilen bu son dönemdeki 4. Spidey filmi umarım 5. filmdeki bazı şeylerin daha kaliteli olmasına önayak olur.

Raimi'nin Spider-Man'ine göre kamera arkasında daha kötü olsa da baştaki duo'suyla kamera önünde aradaki farkı komiklik ve sempatiklikle kapatıyor. The Amazing Spider-Man eğlenceli bir vizyon filmi.

* Casting, Acting : 7.5
* Script : 6.5
* Directing, Aura : 6
* Ease of Viewing : 7
* Naked Eye : 7


                                  6.8



La Lune à un mètre

Genre : Short, Fantasy
Director : Georges Méliès
Year : 1898

Fransız yönetmen yaklaşık 15 yıl boyunca yüzlerce kısa filme imza attı ve bu filmlerin konuları Ay, yaratıklar ve keşfetmek idi. 19. yüzyılın son çeyreğinde başlayan sinema tarihine adını altın harflerle kazıyan Georges Melies bundan yüzlerce yıl sonra da yaptıklarıyla hatırlanmaya devam edecektir.

Bu deneysel filmde de o kadar alakasız şeyleri bir araya getirmiş ve açıklama olmadan anlamak o kadar zor ki, bu absürtlüğü yüzünden beğenimi kazandı. Bu filmi kafası iyiyken yapmış olabilme ihtimali var.

Youtube'da bile izleyebileceğiniz 3 dakikalık bir kısa film.

* Casting, Acting : 6
* Script : 6
* Directing, Aura : 7
* Ease of Viewing : 6
* Naked Eye : 7


                               6.4



Highlander

Genre : Action, Fantasy, Adventure
Director : Russell Mulcahy
Year : 1986

''Don't lose your head''den yola çıkan koskoca fantastik bir dünya. Keşke 1 saat daha sürseydi de Sean Connery'yi daha fazla görebilseydik. Christopher Lambert'ın üstüne yapışmış Connor MacLeod rolüyle izlediğimiz Highlander, 80'lerin sonuna ve 90'lara damgasını vurmuş filmlerden bir tanesi. Ölümsüz bir kılıç ustasının günümüze kadar gelen hikayesini konu ediyor.

80'lerin müzikleri ve karanlık atmosferini içinde barındıran filmin fantasy yönünü çok sevdim. Bana göre tek eksisi ise finali. Çok daha ilginç bir şey bekliyordum ama olmadı. 


Highlander her şeye rağmen standart üstü bir film, standart üstü bir seri.

* Casting, Acting : 7
* Script : 8
* Directing, Aura : 6
* Ease of Viewing : 7
* Naked Eye : 7


                              7.0



Dune

Genre : Adventure, Fantasy, Action
Director : David Lynch
Year : 1984

Frank Herbert'ın Dune'u beyaz perdede. Kimi okurlara göre Lord of the Rings kadar iyi olan bu fantastik eser 84 yılında David Lynch tarafından sinemayla buluşturuldu.

3 saat boyunca şiirsel bir fantasy izledim. Daha önce hiçbir şeyini bilmediğim Dune beni yorsa da filmin ilk kısmı şöyleyken böyle oldu, şöyle olursa böyle olur şeklinde her şeyi açıklıyor. Görsel efektler zamanına göre fazla iyiydi. Film boyunca yapılan şu narrator'lık tarzı beyinsel konuşmalara bayıldım. En büyük eksisi Sting olan film çok etkileyici replikler de içeriyor.

Tıpkı Friedkin'in Bug'ı gibi bu filmi de sevmek ve sevmemek arasında kalıyorum ama mutlaka görülmeli.

* Casting, Acting : 7
* Script : 9
* Directing, Aura : 8
* Ease of Viewing : 6
* Naked Eye : 8


                                 7.6