Adventure etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Adventure etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

X - The Lego Movie

Genre : Animation, Adventure, Comedy
Director : Phil Lord, Christopher Miller
Year : 2014

Çoğu sinema izleyicisi ve eleştirmen tarafından 2014'ün en iyi filmi ve son dönemdeki en iyi animasyon olarak lanse edilen The LEGO Movie birçok açıdan abartıldığı kadar iyi değildi. Diğer markalara ve kişilere atıp tutuyor diye bu filmi ''büyük bir kapitalizm eleştirisi'' olarak yorumlayan insanlar bile mevcut. Gereksiz yorumları bir kenara bırakıp LEGO'nun geri dönüşünü sağlayan 100 dakika süren bu reklam filmini yorumlamaya geçelim.

Filmin ilk bölümlerinde hiçbir sahnede kahkaha atmadım, gülmedim, gülümsemedim ve hatta yanaklarım bile hareket etmedi. Kaşlarım çatık bir şekilde tıpkı Jump Street filmlerinde olduğu gibi bu mu mizah? dedim kendi kendime. İşin kötü tarafı içinde onlarca başarısız güldürme çabası olmasına rağmen Jump Street'ler beyni hiç yormuyordu. Ancak bu film Lord ve Miller'ın önceki filmlerinde olduğu gibi onlarca kötü espri denemesi dışında epilepsi krizlerini bile tetikleyebilecek renkleri, parlaklığı ve devinimi bünyesinde barındırıyor. Bir animasyonun beni bu kadar yorduğuna ilk defa tanık oldum. Son derece olumsuz ilerleyen filmin ikinci yarısında sahne alan DC Comics'in ve Star Wars'un yıldızları deyim yerindeyse filmi ipten aldı.

Filmin ana karakteri Emmet'ın hiçbir özel gücü, yeteneği ve yaratıcılığı yoktu. Kahramanlık vasıflarını bünyesinde bulunduran asıl kişi ona bu yolda yardımcı olan Wyldstyle'dı. Bu iki gence eğitmen ve yol gösterici rolündeki Vitruvius'u ve esprili, şımarık, bencil ve zengin olan kötü karakterimiz Lord Business'ı ekleyelim. Bu 4 karakter size herhangi bir şeyi anımsattı mı? İpucu vereyim, Matthew Vaughn'un Kick-Ass'ini mesela? Bu durumda gerek ana karakterleri, gerek bundan önce bahsettiğim gibi kalitesiz mizah anlayışıyla The LEGO Movie'nin kötü bir film olmasını engelleyen DC Comics karakterlerine bir kez daha teşekkür edelim. Kayda değer 2-3 karakter ve bazı sahneler (spaceship!) dışında filmin son sahnesi ve Little Big Planet benzerlikleri filmin hoşuma giden taraflarıydı.

Hedef kitlesinin çocuklar olduğunu ve asıl amacın o çocuklara LEGO aldırmak olduğunu varsayarsak 100 dakikalık bu reklam filmi arzuladığı  başarıya ulaşmıştır. Unutulmaya yüz tutmuş LEGO firması, satışlarından da belli olduğu üzere eski günlerine geri dönmüştür. Filmin içinde sıkça tekrarlanan Everything is Awesome adlı şarkının en çok indirilenler listelerinde 1 numaraya kadar yükselmesi ve The LEGO Movie'nin yalnızca animasyon dalında değil tüm dallarda adaylıklar ve ödüller elde etmesi gerektiğini söyleyenleri düşünürsek, bu film aslında boyundan büyük işlere kalkışmış ve korkarım ki bu yolda oldukça başarılı olmuştur.

Sonuç; Phil Lord, Chris Miller ve tüketiciler sayesinde LEGO'nun cebi doldu. LEGO ve tüketiciler sayesinde Phil Lord ve Chris Miller'ın cebi doldu. İzleyiciler tüketmekten ve bu işin bir parçası olmaktan dolayı memnun. E bu durumda siz de durmayın. İsteneni yapın ve tüketin çocuklar! Unutmayın, LEGO'larla her şeyi yapabilirsiniz. Onlarla yepyeni bir dünya yaratabilirsiniz. Zeki ya da yaratıcı olmamıza bile gerek yok. Bu filmde hoşunuza giden her şeyi yapmak için yalnızca LEGO satın almanız yeterli, teşekkürler.

* Characters : 6
* Script : 5.5
* Directing, Aura : 6.5
* Ease of Viewing : 5
* Naked Eye : 5


                             5.6


Bill & Ted's Excellent Adventure

Genre : Adventure, Comedy, Sci-Fi
Director : Stephen Herek
Year : 1989

Back to the Future'ın tutmasıyla birlikte bir başka zamanda yolculuk filmi olan Bill ve Ted'in iki filmi çekildi. Bu ilk filmde tarih dersi için dönem ödevlerini teslim etmesi gereken iki ergenin bir şekilde zaman makinesiyle karşılaşması ve tarihte yolculuk yapması anlatılıyor.
 

Filmin başrolünde yetişkin suratlı çocuk bedenli Keanu hariç sonradan kaybolup giden Alex Winter yer alıyor. Bu iki ergen yani Bill ve Ted birçok denemeye rağmen beni hiç güldürmeyi başaramadılar. Fazlasıyla rahatsız edici, itici ve ucuz buldum. Bu filmde oynayan karakterlerin yaptığı her hareket ergenlere bile ergence gelebilir. Bu iki rahatsız edici ergen dışında tarihin ünlü isimleri de filmde yer bulmuş. Hepsi yer yer kendi karakterlerini ve hepimiz tarafından bilinen özelliklerini ortaya koymuş. Bunların dışında bir de gelecek kısmı var ki o kısma da tıpkı zaman makinesinin ortaya nasıl çıktığı kısmı gibi hiç girmeyeceğim. Bir zamanda yolculuk filminin senaryosu ancak bu kadar kötü olabilirdi.

Dumb&Dumber'ın biraz daha çocuklara yönelik versiyonu gibi olan Bill & Ted's Excellent Adventure zamanda yolculuk filmlerinin ortak özelliği olan izleyicide mutluluk yaratmayı bile başaramıyor. Son dönem Kevin Smith filmlerinden bile daha kalitesiz olan bu film bittiğinde ekran karşısından sinirleniriniz bozulmuş ve biraz yıpranmış kalkıyorsunuz.

* Casting, Acting : 4

* Script : 2.5
* Directing, Aura : 5.5
* Ease of Viewing : 3.5
* Naked Eye : 2.5


                            3.6


Interstellar

Genre : Sci-Fi, Adventure
Director : Christopher Nolan
Year : 2014

Oyuncu kadrosundaki McConaughey, Hathaway ve Casey Affleck gibi isimler sadece ''idare etti''. Rolü diğerlerinkinden az olmasına rağmen filmi izlemeden önce de tahmin ettiğim gibi büyük usta Caine cast'ta parıldayan tek isimdi.

Hans Zimmer'ın müzikleri çok başarılıydı. Aynı şeyi CGI için söylemek zor. Interstellar eğer Kubrick döneminde çekilmiş olsaydı özel efektleri gerçekten dikkat çekici olurdu ancak günümüzde tüm sci-fi'ler artık bu ayarda.

Nolan kardeşler senaryoda, teorilerin ve kuramların yanı sıra tahminlerine ve hayal güçlerine de bolca yer vermişler. Bilimle alakası olmayan insanları zorlayacak konulara değiniyorlar. Kıtlık, karadelik, paralel evren, zaman ve 5. boyut segment'leri kurala uygun, akla yatkın. Peki kalemle ve kağıtla üstünden geçtiği ışınlanma mevzusu neydi? Evet, ortada bu kadar büyük paralar dönerken olmayacak bir şeyi araştırmadan, danışmadan senaryoya eklemiş olamazlar ancak nereden bakarsam, neyi okursam okuyayım aklıma yatmıyor. Katı bir cismin herhangi bir çözülmeye uğramadan başka bir yere ''kestirme'' yapabilmesi biraz fazla iyimserce olmuş. Tabii bilimle alakası olmayanlar kadar bir de sinema ile alakası olmayan insanlar var. Her ne kadar Nolan'ın kurgusu muhteşem de olsa 3 saatlik çok uzun sayılabilecek bir runtime ile bu sinemayla alakasız kişiler sınanmış. Eminim bilimle ya da sinemayla alakası olmayan bu çoğu evrim geçirmiş hayvan film süresince yalnızca ''Ne kadar güzel bir roket, ne kadar güzel bir dünya.'' gibi düşünceler üretebilecek. Filmin başından ve sonundan hiç memnun kalmayacak. Sıkılabilecek bu kişileri de düşünen Nolan herkes filmin içine girebilsin diye tüm hipotezleri ve bilimsel gerçekleri ''zekasıza anlatır gibi'' anlatıyor. Yani film bi' nevi ''Sci-Fi for Dummies'' niteliği de taşıyor.

Kullanılan ''zor dil''e, güzel kurgusuna, sondayı takip sahnesindeki görsel ve işitsel şölene ve tamamı sudan oluşan o unutulmaz gezegene rağmen Nolan'ın son yıllardaki düşüşü bu filmde de devam ediyor. Artık asla ''Nolan ise mutlaka iyidir.'' diyemeyeceğim. Çünkü Nolan; Memento, Prestige ve Dark Knight'ta o kadar yükseğe çıkmıştı ki Inception, DK Rises ve Interstellar gibi iyi filmler bile onun aynı seviyede kalmasına yetmiyor. Gözü kapalı filmlerinin premiere'ine koşacak hala yığınla hayranı varken bir süre daha servetine servet katma filmleri çekmeye devam edecek. Bunu IMDb'de Interstellar'ın 9.0 olan ortalamasından da anlayabilirsiniz. İzleyiciyi yalnızca mısır ile kandırmayacağını fark edene kadar şimdilik... biraz daha mısır?

* Casting, Acting : 7
* Script : 7
* Directing, Aura : 8.5
* Ease of Viewing : 7.5
* Naked Eye : 7.5


                             7.5


The Hunger Games 2

Genre : Adventure, Sci-Fi
Director : Francis Lawrence
Year : 2013

Size verilen şey bir Al Pacino filmi (80'ler) değil. Öncelikle bunu kabul edelim. Herhangi bir AVM'ye gidip paranızın hakkını sonuna kadar alabileceğiniz bir eğlence. Uzun süredir bu kadar keyifli bir film izlememiştim. Bu açıdan The Butterfly Effect'le bazı ortak noktaları var. Emeği geçen herkese teşekkürler.

Sinemaseverler kadın başrolü olan bir filmin dünyayı kasıp kavurmasını özlemiş. İlk filmde becerilemeyen dramatik yapının bu sefer üstesinden gelinmiş ki Catching Fire'da oyundan çok oyuncular ön planda. Jennifer Lawrence'la gülüyor, Jennifer Lawrence'la üzülüyorsunuz. Kimi gerçekten ve daha çok sevdiğini merak ediyorsunuz. Bir de cast'a yeni eklenen Philip Seymour Hoffman var ki ne yazık ki bunlar büyük oyuncuyu son izleyişlerimiz.

Yönetmen koltuğunu Gary Ross'tan devralan Francis Lawrence'ın ortaya koyduğu işin bir Sci-Fi klasiği olmaması için tek engel serinin bu kadar popüler olması. Olay kapitalizmden çıkıp sembolleri, devrimi, adaleti ve aşkı arkasına alarak aşılamayacağı düşünülen kapılara dayandı. Hepimizin istediğini vermeye başlayan seri bu yüzdendir ki yukarı doğru bir ivme kazandı. Ve daha da kazanacağa benziyor.

2 saati aşan süresine rağmen film o kadar zirve yapmışken bitiyor ki finalden sonra kıpırdayıp koltuğunuzdan kalkmayı insanlığa karşı bir hakaret gibi hissediyorsunuz. Buna Coldplay ve Silhouettes'in iki harika şarkısı da eklenince zaten bitmesini istemediğiniz filmin bir de ending credits'inin bitmesini istemiyorsunuz. 


Sonuç olarak her şeyin üstünden bir saat geçiyor ve fonda filmin original soundtrackler'i çalarken 21 Kasım 2014 tarihi bir an önce gelsin istiyorsunuz.

* Casting, Acting : 7
* Script : 7
* Directing, Aura : 7.5
* Ease of Viewing : 8.5
* Naked Eye : 8


                                 7.6



The Hunger Games

Genre : Adventure, Sci-Fi
Director : Gary Ross
Year : 2012

Dünya insanlarının cool gibi görünen ancak aslında öyle olmayan, gerilim yüklü bir ortam içerisinde alevlenen bir aşka ihtiyacı var. Son dönemde bu ihtiyacı karşılayan Twilight idi. Bayrağı devralan The Hunger Games'in Twilight gibi bir filme oranla bile bolca eksisi var.

Futuristic ve distopik bir dünyada geçen hikayede geçmişte yönetimle sorun yaşayan bölgelerin insanları her yıl kura ile Açlık Oyunları adıyla gerçekleştirilen herkesi öldürüp hayatta kalan son kişi olma yarışmasına pek de kibar olmayan bir şekilde davet ediliyor. 1'den 12'ye kadar olan bölgeler bu hayatta kalma yarışması için  2 gencini feda etmek zorunda bırakılıyor. Sinemanının yeni star'ı Jennifer Lawrence'ımız da bu görevi 12. Bölge'den Peeta adlı gençle birlikte üstleniyor.

Eğlence, kapitalizm ve açlığın böyle bir dünya oluşturacak olması pek şaşırılmaması gereken bir sonuç. Filmde gördüğümüz aslında bir distopya değil. Bu filmden önce yarışma programı Survivor'ı, William Golding’in Lord of the Flies'ını ve Fransız filmi 13 Tzameti'yi harmanlarsak neler olacağının farkına varabilirdik. Suzanne Collins yazdığı kitapla sadece geleceğimizi bize hatırlatmış oldu.

Kitapta tam olarak durumun ne olduğunu bilmiyorum ama hem senarist hem de yönetmenim diye geçinen Gary Ross'un acilen storytelling'in ne olduğunu öğrenmeye ihtiyacı var. 2.5 saat gibi uzun sayılabilecek bir sürede bir hikaye ancak bu kadar bölük pörçük ve bolca eksikle anlatılabilirdi. Atmosfer o kadar yapay ki Ross'un uygun gördüğü bu sinematografi, açılar ve kamera hareketleri sinema öğrencileri seviyesinde. Bunun sonuncunda film bize gerilimi de, istemeye istemeye veriyor gibi gözüktüğü romantizmi de aktaramıyor. Hollywood'da bir çocuğun gırtlağını bıçakla ikiye ayıramayacağınız bir gerçek.  Başka bir gerçek ise ünsüz kişilerin oluşturduğu bir cast'a ünlü bir başrol koyarsanız filmin nasıl akacağını izlemeden tahmin edebilmeniz. Bu durum gerizekalılarla bir tutulduğum için beni kızdırıyor. Bunların dışında Jennifer Lawrence'ın ailesi hakkında hiçbir şey bilmiyoruz. Jennifer Lawrence'ın bir sevgilisi olduğunu biliyoruz ama herhangi bir gelişimleri filmde yer almıyor. Özetle hangi açıdan bakarsam bakayım (Jennifer'ı gören bir açı hariç) filmin ne başı ne de sonu beni tatmin etmiyor. En tepede kalacağını gelişiyle belli eden Jennifer Lawrence için izlenebilecek vasat bir seri başlangıcı.

* Casting, Acting : 6
* Script : 6
* Directing, Aura : 4.5
* Ease of Viewing : 6
* Naked Eye : 5.5


                                 5.6



Alien vs. Predator

Genre : Sci-Fi, Action, Adventure
Director : Paul W.S. Anderson
Year : 2004

Pompei ile büyük zarar eden Paul W.S. Anderson'ın AVP'ına açıkçası ben de pek sıcak bakmıyordum. Tüketmekte önceki nesilleri yüze katlayan global toplumun Freddy vs. Jason'ını almasından 1 yıl sonra Alien vs. Predator'ın ortaya çıkmaması kaçınılmazdı. Şimdi, korkunun 2 devinden sonra Sci-Fi'nin 2 devi beyaz perdede kozlarını paylaşacak. AVP, Alien ya da Predator serilerinden bihaber olanların uzak durması gereken, yer yer dibe vuran yer yer zirveye çıkan bir film.

Filmin ilk saatini yorumlamak pek gerekli değil. Tek kelimelik özeti ''ızdırap''. Böyle bir title altında filmin toplam süresinin %60'ını build-up olarak vermek kemikleşmiş fan'ları isyan ettirir. Boşa giden süre zarfında berbat oyunculuklar ve boşluklarla dolu bir hikaye ile karşılaşıyoruz. Bunlara rağmen Alien serisinin meşhur android'i Bishop'un Weyland Industries'in sahibi olarak karşımıza çıkması hoş bir sürpriz olarak nitelendirilebilir. Film, büyük buluşma gerçekleşince inanılmaz bir ivme kazanıyor. Bu dakikalarda tıpkı cici Alien'larımızın ağızlarından akan salyalar gibi salyalar üretebilirsiniz, gayet normal. Beklediğimi almak için bu kadar uzun süre uyutulmak biraz sinirimi bozsa da filmin dönüştüğü halden memnundum. Belki de biraz erken havaya girdim. Filmin sonlarına doğru dağcı kızımızın kısa sürede ortaya koyduklarını yüzlerce yıldır galakside kimse başaramamıştı. Böylece kötü başlayan film ortalarında toparlansa da son düzlükte özüne dönmüş oldu.

İlk bir saati fast-forward ile geçip, ''The enemy of my enemy is my friend.'' lafını duyduğunuz anda TV'nizi kapatırsanız AVP damağınızda güzel bir tat bırakabilir.

P.S. Bu kadar para harcayıp 20 yıl önceki CGI'ları neredeyse hiç geliştirememek yetenek ister. Tebrikler Paul W.S. Anderson ve ekibi!

* Casting, Acting : 5
* Script : 5.5
* Directing, Aura : 5
* Ease of Viewing : 6.5
* Naked Eye : 5.5


                                5.5



Aliens

Genre : Sci-Fi, Action, Adventure, Thriller
Director : James Cameron
Year : 1986

İlk filmde zayıf seviyede de olsa hissedilen korku bu filmde yerini çılgınca bir aksiyona bırakıyor. Bu aksiyonu bol film için senaristliğe soyunan James Cameron muhtemelen gelmiş geçmiş en iyi aksiyon filmi senaryolarından birini ortaya çıkarmış. Daha önce hiçbir aksiyon senaryosunda bu kadar oturaklı çatışmalar görmemiştim. James Cameron yarattığı bu çılgın gösteri ile sizi son dakikaya kadar koltuklarınıza çivilemeyi başarıyor. Bolca kan, android kanı ve asit  görmek istiyorsanız antolojideki favori filminiz ikinci film olan Aliens olmalı.

Kapitalistlerin yarattığı koloniden haber alınamamasıyla başlayan heyecan yaklaşık 100 yaşındaki Ripley'in belalı gezegene geri dönmesine neden oluyor. Bu kez yanında taşımacılık yapan mürettebatı yerine bir düzine asker var. Bir devam filmi olması nedeniyle beklentilerinizi ufak tutmayın çünkü James Cameron'ın Alien'ları neredeyse original Alien'a kafa tutacak seviyede.

* Casting, Acting : 6
* Script : 8.5
* Directing, Aura : 8
* Ease of Viewing : 7.5
* Naked Eye : 8


                                7.6



Noah

Genre : Adventure, Drama
Director : Darren Aronofsky
Year : 2014

A Beautiful Mind'dan sonra ilk defa başrolleri paylaşan Crowe-Connelly ikilisi zirve dönemlerini çoktan aşmış gibi gözüküyor. 10-15 yıl önce Russell Crowe denince benim için de akan sular dururdu. Ama  bu filme onun için değil hem Nuh'un hikayesi hem de yönetmen koltuğunda Aronofsky oturuyor diye gittim.

Geçişleri artık gözbebekleri ve haplar yerine yılanlar içerse de Aronofsky filmin tek ayakta kalan ismiydi. Toplumların toplumları öldürdüğü gerçeğini anlattığı sahnede ağzımı açık bırakmayı başardı. Noah'daki bir başka olumlu detay ise ses miksajıydı.

Temposu tahmin ettiğimden de yavaş olan Noah'da hayal kırıklığı yaşamanız muhtemel. Hele bir de Nuh'la ilgili 3-5 fikir yerine Nuh'un tüm hikayesini biliyorsanız hayal kırıklığı yerini pişmanlık ve kızgınlığa da bırakabilir.

Paranızın karşılığını veremeyen bir Aronofsky filmi.

* Casting, Acting : 5.5
* Script : 4
* Directing, Aura : 7
* Ease of Viewing : 4
* Naked Eye : 5.5


                               5.2



Batman Forever

Genre : Action, Fantasy, Adventure
Director : Joel Schumacher
Year : 1995

Tim Burton'dan bayrağı devralan Joel Schumacher Batman serisinin tarzını ve doğasını değiştirdi. Önceki iki filmdeki karanlık hava bu filmde yerini bitmek tükenmek bilmeyen bir aksiyona bırakmış.

Şu ana kadarki tüm Batman filmleri içinde ilgimi en çok çeken DeVito'nun canlandırdığı Penguen karakteriydi. Bu filmdeki kötü adam ne o ne de hep görmeye alıştığımız Joker. Joker'in ikiyi bölünmüş hali gibi; Two Face ve Riddler, Batman'e ve Bruce Wayne'e meydan okuyan karakterler. Batman Forever sayesinde Batman'i ilk kez Robin ile birlikte beyaz perdede görme fırsatı da buluyoruz. 90'ların en güzel kadınlarından biri olan Nicole Kidman'ın Val Kilmer'la yaşadığı yakınlaşmalar bana daha çok Spider-Man'lerde gördüğümüz Peter Parker-Mary Jane Watson kimyasını hatırlattı. Batman rolü için Kilmer'ı Keaton'a tercih ederim ancak Bale'i yarasa adam kostümüyle gördükten (ve duyduktan) sonra her yeni filmde daha iyi bir Batman geldiğini söyleyebiliriz.

Gelişen teknoloji ve artırılan bütçe sayesinde serinin 3. filminde daha havalı kostümler ve çok daha gösterişli bir Batmobile'a sahip olan Batman'in müzikleri her Batman filminde olduğu gibi filmi bir noktadan alıp başka bir noktaya götürüyor. Çoğu Batman filmine göre çok daha yüksek temposu olmasına rağmen Nolan filmlerine oranla çok daha düz ve tahmin edilebilir oluşu ve Burton filmlerine oranla gothic ruhunu evde bırakması nedeniyle Schumacher'in çektiği 2 film de hiçbir zaman beklenilen ilgiyi görmedi.

Batman Forever; Jim Carrey'nin Jim Carrey'i oynadığı, Robin'in Batmobile'ı yürüttüğü sahneyle yüzümü gülümsetmiş, eğlenmek ve seriyi tamamlamak için izlenilebilecek vasat bir Batman filmi.

* Casting, Acting : 7

* Script : 6.5
* Directing, Aura : 6.5
* Ease of Viewing : 7.5
* Naked Eye : 6.5


                             6.8


Planet of the Apes (2001)

Genre : Action, Adventure, Sci-Fi, Thriller
Director : Tim Burton
Year : 2001

Maymunların kuş gibi uçtuğu bir Planet of the Apes'e hoşgeldiniz.

Saçları, sakalları hepsi birbirinden farklı stilde olan ape'leriyle, konuşan insanlarıyla, insan-ape-insan-ape aşk dörtgeniyle, merchant of venice'in apeleşmiş karakteriyle, maymundan çok köpek gibi koklaya koklaya hareket eden kumandanlarıyla, 4 grizzly bear gücündeki gorilleriyle, aynı anne babadan doğan kardeşlerden birinin kolluk kuvveti birinin terörist olmasıyla, Tim Burton ve Mark Wahlberg gibi rüyamda görsem falso duracak bir ikiliyi bir araya getirmesiyle, Kingdom of Heaven'ı andıran savaş sahneleriyle ve ape'lerin fiziksel olarak maymundan çok afro saçlı afrikalılara benzemesiyle gerçekten unutulmaz bir filmdi.

Bu filme remake demek bir hakarettir. Bu film bir reboot'tur. Filmde Walhberg tahminen kemikleri sızlayan orijinal filmin rejisörü Franklin J. Schaffner'ın kafatasını bulup eline almıştır. Yazıklar olsun sizin yapacağınız filme.

* Casting, Acting : 2.5
* Script : 2.5
* Directing, Aura : 3
* Ease of Viewing : 3.5
* Naked Eye : 3.5

                              3.0


Wreck-It Ralph

Genre : Animation, Family, Comedy, Adventure
Director : Rich Moore
Year : 2012

Kötü kalpli adamların ana karakter olması pek sık rastlanan bir durum değil. Bu nedenle giriş çok orijinal geldi. Wreck-It Ralph, çocukluğu benim gibi ateri salonlarında geçen jenarasyonun sevmemesi imkansız gibi gözükürken ilerleyen dakikalarda büyüsünü kaybetmeye başlıyor. Oysa başlarda ne kadar umut vericiydi her yönüyle. Bu düşüşün nedeni, tahmin edilebilir ve yeterince çatışma olmayan senaryosuy. Bir zaman sonra hevesiniz ve merakınız yerini ''Yap da bitsin''e bırakıyor. Ya süresinin biraz daha uzun olması gerekliydi ya da bu kadar saçaklanmaması. Tahmin edilebilir akışa rağmen yan karakterlerle gereksiz yere zaman harcanmış. Ralph ve Vanellope izleyiciye aktarılabilmişken kim takar Felix'i sarışın kadını.

Bu idea'dan çok daha verimli şeyler çıkarılabilirdi ama becerilememiş. Yine de yaratılan nostalji dolu bu 8-bit dünya için teşekkürler.

* Characters : 6
* Script : 7.5
* Directing, Aura : 6
* Ease of Viewing : 6.5
* Naked Eye : 6.5


                              6.5



Beneath The Planet of the Apes

Genre : Sci-Fi, Adventure, Action
Director : Ted Post
Year : 1970

Bu devam filminde Pierre Boulle'nin kitabını bir kenara bırakıp hikayemizi kaldığı yerden ilerletiriyoruz. Tıpkı her sequel'de olduğu gibi ilkine göre artık her şey daha ''familiar''. Diğer meşhur serilerden bu 2. filmi ayıran önemli bir özellik ise yüce Planet of the Apes serisi, hala bilinmeyenlerini korumakta. 2. film bitince de hala merak edilenler ve büyük bir hevesle koltuktan kalkmanız sağlanmış.

Linda Harrison ekranda gene parıldadı. Kendisi, insanlığın soyunu devam ettirmek için gayet uygun bir hanım kızımız. Turşusunu mu kurmak istiyor bu adamlar bu kadının anlamıyorum ama güzelliği tartışılamayacak düzeyde. Ayrıca hem bu kadar güzel hem de konuşma yetisi olmayan bir kadından söz ediyoruz. Daha iyi ne olabilir ki? Aslında bir cehennemden çok bir cennet bu 3978 yılı.

Kalburüstü bir devam filmi. İlk filmi seyretmeden bunu seyretmemenizi öneririm. Bundan sonra senaristlerin götüreceği hikaye şimdilik iyi yolda.

* Casting, Acting : 6.5
* Script : 7.5
* Directing, Aura : 6.5
* Ease of Viewing : 7.5
* Naked Eye : 6.5


                               6.9



Planet of the Apes (1968)

Genre : Sci-Fi, Adventure, Mystery
Director : Franklin J. Schaffner
Year : 1968

Planet of the Apes, 50'lerde patlayan Sci-Fi akımını 70'lere taşımak isteyen Franklin James Schaffner'ın sinemaya adım attığı filmdir. Devamını kendi getiremedi ancak kendisinden sonra birçok devam filmi ve remake'ler yapıldı. 


Kitabı okumadığım için son sahnenin gerçekten kitapta olup olmadığından da emin değilim. Olaya sembolik bakmak istiyorum. Amerikanlaştırılmış bir durum söz konusu ise çok kötü. Ama ''liberty'' diye bakılırsa daha hoş duruyor. Ape'lerin dini kitabının okunduğu sahne sinemanın tarihinin unutulmaz sahnelerinden biriydi.

Cast'tan çok karakterlerin, makyajın ve prodüksiyonun yorumlanması gereken bir film olan Planet of the Apes, yarattığı bu hayali toplum ile make-up Oscar'ını da kimselere bırakmadı. Yapım yılına göre değerlendirilirse fazla cesur ve bir o kadar da hatasız.

Planet of the Apes'in bu başlangıç filmi hiç şüphesiz sci-fi genre'sının başlıca klasiklerinden bir tanesi.

* Casting, Acting : 6.5
* Script : 8
* Directing, Aura : 8.5
* Ease of Viewing : 9
* Naked Eye : 8


                              8.0



Vertige

Genre : Adventure, Horror, Thriller
Director : Abel Ferry
Year : 2009

Hırvatistan'da dağ tırmanışı yapan 5 arkadaşın hikayesini iki bölümde incelemek gerekiyor. Çekimler ve sesle yaratılan sıradışı gerilim kendisinden çok daha iyi filmlerde bile yok. Büyük şaşkınlıkla, ağzınızın suyu aka aka devam ederken bir anda dünyanın en kötü filmine, tam bir korku filmi klişesine dönüşüyor.  ''They all died and there was no murderer'' şeklinde bir anlayışla yaratılıp yola çıkılsaydı şu halinden 3-5 kat daha iyi olurdu.

Korku filmlerinde görmeye alışık olduğumuz vasat oyuncu performanslarına rağmen filmin gerilim düzeyi o kadar yüksek ki konuşmadıkları zaman kendinizi halatlara asılı, onların yerinde hissediyorsunuz. Tabii sonra gene Afacan Dennis'in siyah saçlısı konuşuyor ve tüm büyüyü bozuyor.

Durgun başlayıp ortalarında zirve yapan filmi 1 saat izleyip kapatırsanız ''Aman yarabbi! Ne de güzel filmdi.'' diyebilirsiniz. Sonuna kadar izlerseniz ''Filmin asıl senaristi de filmin ilk bölümünü yazarken aşağı düşmüş olabilir.'' diyorsunuz.

* Casting, Acting : 4
* Script : 5
* Directing, Aura : 7
* Ease of Viewing : 6.5
* Naked Eye : 5.5


                                5.6




Rango

Genre : Animation, Adventure, Comedy
Director : Gore Verbinski
Year : 2011

Karakterler arası duygular aktarılamamış. Senaryoda çatışmalar yaratmak için öne çıkan bir kötü karakter yazılmamış. Rango ve kasaba hayvanlarına yakınlık hissetmek mümkün değil. Pixar'ın geldiği noktaya bakılırsa Rango'daki animasyon seviyesi 2002-2003 yıllarından kalma. Başka filmlere ve karakterlere gereğinden fazla, çok çok fazla gönderme var (neredeyse yalnızca diğer filmlerle dalga geçmek için yaratılan komedi filmleri kadar). Hedef kitle ve ortaya çıkan sonuç uyuşmuyor. Rango'nun kız arkadaşı Avatar'dan fırlamış gibi. Bu kadar kötü bileşenden oluşan filmin hoşuma giden tek sahnesi elbette Star Wars oldu. Onun da nedeni sound miksajının iyi olmasıydı.

Ne Depp iyiydi ne Oscar'ı alabilecek başka bir film vardı; ne Verbinski animasyondan anlıyor, ne de Nickelodeon bu siklette.

Sıfır duygu ve antipatik karakterlere son 10 yılda gördüğüm en kötü senaryo eklenmiş (animasyonlar arasında) ve Django'nun animated version'u Rango doğmuş. Dua edelim de devam filmi gelmesin.

* Characters : 3.5
* Script : 2
* Directing, Aura : 4.5
* Ease of Viewing : 5
* Naked Eye : 4.5


                               3.9



Django Unchained

Genre : Adventure, Western
Director : Quentin Tarantino
Year : 2012

Tarantino'nun son filmi Django Unchained karısına kavuşmak isteyen bir kölenin ve bir bounty hunter'ın hikayesi. Title'daki ''Unchained'' bunun bir remake olmadığını belirtmek için eklenmiş olabilir. Kadroda yer alan ve 50 yıl önce Django karakteriyle büyük beğeni toplayan Franco Nero haricinde dikkatimi çeken bir İtalyan olmadığı için bu filmin Spagetti Western olarak sınıflandırılması da yanlış.

En çok ödül toplayan özelliği senaryosundaki storytelling ve diyaloglar kusursuz. Bazı kısımları canımı sıksa da özenli bir şekilde 3 saate yayıdırılan giriş, gelişme ve sonuç filmin izlenebilirliğini kolaylıştırmış. Bunda elbette müthiş sinematogrifinin ve temposunun da katkısı var. Ve gene elbette Leonardo Di Caprio ve Samuel L. Jackson'ın. İki başrol ödülleri toplasa da Di Caprio ve Jackson ikilisinin olduğu sahnelerde film zirve yaptı.

Hiphop ve western, zenci kovboylar gibi akla yatkın olmayan kavramları deneyen Tarantino'nun film sonunda ''Filmdeki hiçbir ata zarar gelmemiştir.'' yazısı çok hoşuma gitti. Umarım bu denetlemeler isteğe bağlı değil zorunlu hale getirilmiştir ve her film sonunda bu tür yazılarla uğurlanırız. Haneke'yi uzun süre reddetmemin nedeni de buydu.

Filmde, bir video oyunu olan Red Dead Redemption'ın neredeyse her sahnede izlerini görmek mümkün. Atların vurulduğu ve bağlandığı, 10 kişinin 1 saniyede kurşuna dizildiği sahnelerde deja vu'lar yaşadım. Hele bir de 100 elk'i bir arada gördüğüm sahne yok muydu... Servet dedim, servet!

* Casting, Acting : 8.5
* Script : 7
* Directing, Aura : 8.5
* Ease of Viewing : 8
* Naked Eye : 7.5


                               7.9



Land of the Lost

Genre : Comedy, Sci-Fi, Adventure
Director : Brad Silberling
Year : 2009

Eski ve saçma bir diziden yola çıkılarak oluşturulan bu filmde büyük senaryo boşlukları mevcut. Bunun dışında bilgisayar desteğiyle oluşturulan görüntüler başarısız ve kostümler yetersiz. Filmi beğenip beğenmemek biraz da ondan ne beklediğinize bağlı. Sanatsal yönden herhangi bir beklenti içine girmeyip yalnızca kıkırdamak istiyorsanız bu film size göre. Ne zaman ki filmi irdelemeye başlarsanız o zaman elinize yapışıp kalıyor.

Will Ferrell'i çok seven biri olarak bu bol kahkaha içeren sci-fi'den beklediğimi aldım. Kahkaha atacağıma inanıyordum ve bol bol kahkaha attım. Anlamsız ama komik, sci-fi ama eğlenceli. Kaldı ki sci-fi olsun da taştan olsun diyenlerdenim.

* Casting, Acting : 6.5
* Script : 5
* Directing, Aura : 5
* Ease of Viewing : 8
* Naked Eye : 6.5


                               6.2



Stardust

Genre : Adventure, Comedy, Family, Fantasy
Director : Matthew Vaughn
Year : 2007

Claire Danes'i ve oyunculuğunu bir hayli beğenirim. Bu fantastik filmde de özellikle ondan memnun kaldım. Bunun dışında Robert De Niro'yu da böyle bir rolde izlemek hoş oldu. Artık yaşlanan kurtun bu tip rollerle karşımıza çıkmasına şaşırmamamız gerekiyor. Genre'larda genelde fiziksel özellikler ve yaş büyük önem taşır. Bir şişmanı romance'de yaşlı bir oyuncuyu da aksiyon filmlerinde görmek çok nadir gerçekleşir.

Dünyaya düşen yıldızlar, büyüler, uçan gemiler... güzel yaratılmış hayali bir dünya, karşınızda Stardust.

* Casting, Acting : 8
* Script : 6
* Directing, Aura : 7.5
* Ease of Viewing : 7
* Naked Eye : 7


                               7.1



Crocodile Dundee III

Genre : Adventure, Comedy
Director : Simon Wincer
Year : 2001

Nerden nereye geldik. Crocodile Dundee efsanesi uzun bir ara verdikten sonra berbat bir 3. filmle karşımıza çıktı. Seri, beni kıkır kıkır güldüren ilk filmden TV filmi bile olamayacak bir aksiyona dönüştü.

Dundee çok yaşlanmış ve ekrana yakışmıyor. Karısının sesine çok rahatsız edici bir şeyler olmuş, kulakları tırmalıyor. Film hakkında ise yorum yapmaya bile gerek yok. 2001 yılında çekilip 1990'da çekilmiş gibi duran başarısız bir kapanış filmi diyelim. Hoşçakal Dundee.

* Casting, Acting : 2.5
* Script : 2
* Directing, Aura : 2
* Ease of Viewing : 4.5
* Naked Eye : 2.5


                              2.7



Crocodile Dundee II

Genre : Comedy, Action, Adventure
Director : John Cornell
Year : 1988


Paul Hogan ve Linda Kozlowski'nin ikinci buluşması Crocodile Dundee 2'de gerçekleşiyor. Bu filmden sonra evlendiklerini ve 25 yıldır evli olduklarını belirteyim. İlk filmden sonra mutlaka bir düşüş bekliyordum ama bu kadar keskin olacağını tahmin etmemiştim. Bir hayli eğlenceli olan ilk filmi adeta mumla arattırıyor.

Hogan dahil tüm oyuncular çok ruhsuz. Sanki hiçbirinin içinde film yapmak yokmuş da kontrat gereği bu işe mecburlar gibi oynamışlar. İntahar sahnesi ve metrodaki Asyalılar'ın sahnesini toplarsak filmde 10 saniye gülebildim.

Seri, adventure ve komediden çok aksiyona çevrilmeye çalışılmış. Bu kadar yavaş tempolu bir aksiyon pek akıl karı değil. İlk filmdeki kamp sahnelerinde yaşanan adventure, ekrana yansıyan hayvanlar da yok. Sözün özü ne komedisi komedi ne aksiyonu aksiyon ne adventure'ı adventure.

* Casting, Acting : 3.5
* Script : 3.5
* Directing, Aura : 2.5
* Ease of Viewing : 5.5
* Naked Eye : 4.5


                                  3.9