Horror etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Horror etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

X - The Human Centipede

Genre : Horror
Director : Tom Six
Year : 2009

Pek çok tartışmaya neden olan Tom Six'in ilk kırkayağı iyi bir korku filminde olması gereken birçok özelliği bünyesinde barındırıyor. Film hakkında duyduğunuz şeyler doğru, The Human Centipede herkese yönelik bir film değil. İkinci film kadar olmasa da bu ilk film de bazı aşırı sahneler içermekte ve özellikle midesi hassas olanların bu sahneleri çok dikkatli bir şekilde ''izlemeye çalışması'' gerekiyor. Tom Six'in bu ilgi çekici filmi birçok yerden kesik yese de kendisi için yapılan eleştirileri hak etmeyen sinemanın olmazsa olmaz filmlerinden bir tanesi. Son derece haklı bir şekilde korku filmi olarak lanse edilen film kendisine tahammül edebilenler tarafından bir kara komedi olarak da nitelenebilir.

Deli bilim adamı denince akla hemen Re-Animator'lar geliyor. The Human Centipede'ın ruh sağlığı yerinde olmayan doktoru Dr. Heiter de 2000'li yılların en iyi kötü adamlarından bir tanesi. Fiziksel özelliklerini de göz önünde bulundurursak Dieter Laser bu rol için biçilmiş kaftan. Akıl almaz senaryosunda yer alan bu aşırı uç fikirlere sahip karakter filmin en dikkat çekici yanını temsil ediyor. The Human Centipede'i alt türdaşları olan diğer gore ve torture filmlerinden ayıran en önemli özellik ise yönetimsel başarısı. Bu tür filmlerin bütçeleri düşük olduğundan genelde amatör ve bağımsız yapımlarla karşılaşıyoruz. Human Centipede ise diğerlerine göre daha havalı duruyor. Titrek eller ve handycam'ler yerine son derece oturaklı çekimler ve ilk sahneden son sahneye kadar anlamsızca rahatsız etmek yerine başarılı bir olay örgüsüyle tansiyonu gittikçe yükseltmek tercih edilmiş.

Sinefil sohbetlerinin önemli parçalarından biri olmaya aday The Human Centipede'i sevin sevdirin. Çünkü kendisi fazlasıyla under-rated.
 

* Casting, Acting : 6.5
* Script : 7.5
* Directing, Aura : 7.5
* Ease of Viewing : 7
* Naked Eye : 8


                            7.3

Carrie (2013)

Genre : Horror
Director : Kimberly Peirce
Year : 2013

Tüm zamanların en iyi korku filmlerinden biri olan Carrie yıllar sonra tozlu raflardan çıkıp salonlara geri döndü. Bir prequel ya da bir sequel beklerken ruhu tavan olan bir filmin remake'i ile  karşılaşmak tüm sinema severleri üzmüş olmalı. De Palma'nın Carrie'sinde filmin en zayıf halkası filmin çıkış noktası olan Stephen King ve senaristti. Varın siz düşünün Kimberly Peirce'ın nasıl zor bir işe giriştiğini.

Gelişen bilgisayar teknolojisi nedeniyle bu filmdeki özel efektlerin orijinalinden daha iyi olduğu su götürmez bir gerçek ancak 2013 yılında çekilen bir filmin bundan çok daha iyi efektlere sahip olması gerekirdi. 40 yıl sonra sahne-sahne yapılan bir remake'in de De Palma'nın Carrie'sini yalnızca  efektler konusunda geçmesi filmin anlamsız ve yalnızca ticari kaygılarla çekildiğinin bir başka kanıtı.

Sissy Spacek ve Piper Laurie ikilisini izleyerek korku filminde nasıl oyunculuk yapılır dersine giriş yapabilirsiniz. İki unutulmaz performansı tekrar sahneleyebilmek için seçilen iki isim de kağıtta çok güçlü dursa da orijinal filmdeki Spacek-Laurie ikilisi o kadar iyiydi ki Chloe Grace Moretz ve Julianne Moore önceki filmin duo'su altında ezildi. Yönetmen Kimberly Peirce ise De Palma'nın filmindeki tüm gerilimi ve atmosferi yok etmeyi başarmış, tebrikler.

Biz tüm bu geçen yıllara rağmen bu eseri Stephen King'in ya da Kimberly Peirce'ın değil, De Palma'nın Carrie'si olarak hatırlamayı sürdürelim.

* Casting, Acting : 6
* Script : 5
* Directing, Aura : 4.5
* Ease of Viewing : 6.5
* Naked Eye : 5.5


                           5.5


Saw V

Genre : Horror, Mystery
Director : David Hackl
Year : 2008

Vizyondayken yarıda bırakıp çıkmak zorunda kaldığım filmi yorumlamak ancak 7 yıl sonra gerçekleşebildi. Neredeyse tüm crew'u izleme fırsatı bulduğumuz Saw 5'ın çıkarımı ''bireyselcilik yerine toplulukçuluk tercih edilmelidir'' olmalı.

Jigsaw ölmüş olsa da bir türlü Saw filmlerinden kopartılmıyor. Seriye yeni bir soluk getirmek için bayrağı devralan Hoffman'ın Jigsaw gibi ''iyi'' bir kötü adam olması mümkün değil. Jigsaw'un bir katil olmadığı cümlesini tüm Saw filmlerinde sayısız kere duyuyoruz ancak Hoffman tıpkı Amanda gibi yakaladığı insanların tercih yapmasına fırsat vermeyip tüm tercihleri onlar adına kendisi yapıyor. Serinin son filmlerinde gerçekleşen bu durum yüzünden Saw daha çok ''kim daha güzel öldü?'' ya da ''kimin oyunu en vahşi olanıydı?'' türü bir seriye dönüştü. İlk 5 film içinde en kötü senaryoya sahip olan Saw 5'da Strahm-Hoffman hikayesi filmi ayakta tutan en önemli etkendi. Diğer 5 kişinin diyalogları da, aralarındaki bağlantı da seyirci için bir türlü önem teşkil edemedi. Başrollerin dışındaki grubun ölüp ölmeyecekleri merak eden izleyici sayısı tüm dünyada bir elin parmaklarını geçmez.

Kötü bir se7en ile kötü bir Cube'un miksajıyla oluşmuş orta şekerli bir korku filmi.

* Casting, Acting : 5
* Script : 5
* Directing, Aura : 5.5
* Ease of Viewing : 6
* Naked Eye : 5


                          5.3

The Loved Ones

Genre : Thriller, Horror
Director : Sean Byrne
Year : 2009

2000’li yılların The People Under the Stairs’ı ile karşı karşıyayız. Kendisine benzer sayısız torture filmine göre pek artısı olmasa da Avustralya Sineması’nın o alışılageldik sinematografisi bu filmde de izleyiciye güzel sahneler bahşediyor. Yönetmen Sean Byrne’dan dikkat çekici bir debut.

Bir ergen filmi olarak başlayan The Loved Ones okul balosunun eve taşınmasıyla çehresini değiştirip bir korku filmine dönüşüyor. İçinde hiçbir bağlantı barındırmayan havada kalmış filmleri sık sık eleştiren biri olarak The Loved Ones’taki her şeyin bağlantılı olması durumunu şikayet edemeyeceğim. Bu aşırı ‘’bağlantılılık’’ biraz gerçek dışılığa yol açsa da tüm sevilen parçaları bir arada kullanan Sean Byrne’ın senaristliği de benden geçer not almayı başardı. Her şeye rağmen The Loved Ones, gore ve torture sub-genre’larından hoşlananlar için vurucu bir film olsa da bu genre’ları yalayıp yutan fanatikler için son derece soft bir film olarak görülebilir.

Özetle Kasey Chambers dinlemekten kafayı yemiş bir gencin süslenmiş püslenmiş hikayesi.

* Casting, Acting : 6.5
* Script : 7
* Directing, Aura : 7
* Ease of Viewing : 6
* Naked Eye : 6

                                         6.5

X - The Ward

Genre : Horror, Thriller
Director : John Carpenter
Year : 2010

DVD'sindeki extra'lara bakmak ve röpörtajlar yerine filmin nasıl doğduğunu en gerçekçi haliyle benim ağzımdan dinlemelisiniz. Bu senaryoyu yazan (tahminen kardeş olan) Michael ve Shawn Rasmussen'ler aslında John Carpenter'ın ellerini bağlayıp mahsende işkence yaptılar. Arkalarından sallamak istemiyorum ama belki meşrebine göre sayısız kere büyük ustaya tecavüz ettiler. Bunun üzerine Carpenter ''Sizinle hesaplaşmamız beyaz perdede olacak. Gününüzü göreceksiniz!'' demiş olacak ki Rasmussen'lerin yazdığı bu ***** senaryoyu tüm çıplaklığıyla izleyiciyle buluşturmuş. Bu size inandırıcı gelmedi mi? Tamam, tekrar deniyorum. Halloween gibi bir filmden sonra The Thing'i de yaratan üst insan uzaylıların bile dikkatini çekmeye başardı. Gezegenlerden birinde hadi adı da Türkiye olsun İmparator Öz Hakiki Yeşil Sıvı gezegeninde hiç iyi sinemacılar yetişmediğinin farkındaydı. Her cuma bakanlarıyla yaptıkları sinema gecesinde dostlarına 4. kez Halloween'i seyrettikleri sırada ''Tez getirin şu adamı buraya! Bizim gezegenimiz de sanatla tanışsın!'' demiş ve Carpenter için yakalama emri çıkarmış. Bunun üzerine polis güçleri uzay mekiklerine binip 90'lı yıllarda Carpenter'ı kaçırma planları yapmaya başladı. Yerine koyacakları robotun tamamlanmasıyla beraber asıl Carpenter'ı mekiğin bagajına atıp ışık hızıyla uzaklaşmışlar. Yani artık elimizde olan ya işkence görmüş ve silah zoruyla böyle filmler çeken bir Carpenter ya da Carpenter'ın birebir kopyası olan bir robot. Bu ikisi dışında herhangi bir teoriyi kabul etmiyorum.

Film, 743. kez işlenen ve artık kabak tadı veren bir temele dayanmaya çalıştığı için oyunculuk kabiliyeti sınırlı olsa da güzelliğiyle oynadığı kötü filmleri bir nebze yukarı çekmeye başaran Amber Heard'ü bile yutup içine çekmiş. Zaten çevresindeki figürandan bozma oyuncular filmin nasıl bir tadı olduğunu açılış sahnesinde bile hissettirmişti. Film 30. dakikadan sonra öyle bir yola girdi ki devamı ne şekilde gelişirse gelişssin türe hiçbir yenilik katmayan, kendinden önceki filmlerden otlanan saçma bir film olacaktı ve öyle de oldu.

John Carpenter'ın en kötü filmi olan The Ward'un tüm yapabildiği ani ses ve görseller ile izleyiciyi korkutmaya çalışmak.

* Casting, Acting : 3.5
* Script : 1.5
* Directing, Aura : 3
* Ease of Viewing : 4
* Naked Eye : 3


                          3.0

Ghosts of Mars

Genre : Action, Horror, Sci-Fi
Director : John Carpenter
Year : 2001

Ghosts of Mars Carpenter'a hayran olan kitle için pek de kötü bir film sayılmaz. Bu filmde bi' Assault on Precinct 13, bi' Big Trouble in Little China havası sezinledim. Film, diğer Carpenter filmleri kadar başarılı olmasa da Carpenter ruhunu taşıdığı için Ghosts of Mars'ı izlemekten mutluluk duydum.

Anlamsızlıklar, amatörlükler, gore sahneler hepsi filmin içinde mevcuttu. Ghosts of Mars için pahalı bir b-movie diyebiliriz. Carpenter'ın ve göreceli ünlü cast'ının ücreti dışında filmin en büyük gideri yüzlerce metalciye yapılan metalci makyajıydı.

2167 yılında Mars'ta geçen hikayemizde herhangi bir astronot yer almıyor. Buradaki insanlar bir fırt oksijen çekip askılıyla ve şortla Mars'ta volta atıyorlar. Film çakırkeyflikten çıkıp sarhoş olmaya başladığında ise işler iyice çığrından çıkıyor. Birkaç absürtlükten sonra olabilecek en yüksek kafaya ulaşıldığını fark edeceksiniz. Ruhlar ve metalcilere karşı rapçi Ice Cube ve mars polisinin çatışması. Bu kadar saçma bir muharebe sahnesini en son RoboCop 3'te görmüştüm. Orada da Japon robotlarla bir olan punk'lar halkla savaşıyordu.

Bir şekilde Mars'a yolunuz düşerse siz siz olun saçınızı uzatıp yüzünüze pudra sürmeyi unutmayın.

* Casting, Acting : 5
* Script : 4.5
* Directing, Aura : 5
* Ease of Viewing : 5
* Naked Eye : 5


                          4.9


The Babadook

Genre : Horror, Thriller, Drama
Director : Jennifer Kent
Year : 2014

The Babadook'u horror genre'sına sığdırmaya çalışmak hem filme hem türe karşı haksızlık olur. Bu film alıştığınız korku filmlerinden biraz daha farklı. Korku filmlerinin olmazsa olmaz detaylarının birçoğu yok ya da yeterli seviyede değil. Ama istediğiniz The Shining gibi dozu yükselen bir gerilime sahip sinematografisi ile dikkat çeken bir film ise The Babadook tam size göre.

Başroldeki Essie Davis filmi belirli bir seviyenin üstüne taşımayı başarmış. Fiziksel görünüşü, mimikleri ve tavırlarıyla bana Requiem for a Dream'deki Ellen Burstyn'i anımsattı. Elbette bir Ellen Burstyn olmak her baba yiğidin harcı değil ama bir korku filminde bu kadar dikkat çekici bir performans sergilediği için Essie Davis'i de kutlamak gerekiyor. Filmin başlarında ölse de kurtulsak dediğimiz oğlu Samuel de iyiydi. İzleyeni bu kadar rahatsız edebiliyorsa çocuk da görevini layıkıyla yapmış demektir. Onun bu filmdeki şansızlığı annesinin zirve yapması oldu.

Jennifer Kent yazdığı senaryoyla fikri izleyiciye bırakmış. Aslında tam olarak her şey ortada ama %1'lik de olsa bırakılan pay bazı izleyicilerin kafasında soru işaretleri bırakabilir. Hoşuma giden kısmı elbette metafor kullanımı oldu. Hoşuma gitmeyen ise bazı senaryolardaki zorlama yazarlık bu senaryoda da var. Susamışsan su içersin ama hikayenin devamını bağlamak için o karaktere su içtirilmiyorsa bu biraz akış için zorunluluk metodu oluyor ve bana rahatsızlık veriyor. Gerekirse filmin yarısından çoğu değiştirilmeli ve karakterlerin gerçekleştirdiği ''akla yatkın olmayan tercihler'' filmden kaldırılmalı. Yönetmenliğini senaristliğinden daha çok beğendim. Yarattığı atmosfer fazlasıyla iyiydi. Farklı açıları ve ışık kullanımıyla her geçen dakika bizleri daha da çok gerdi.

İlk uzun metrajıyla karşımıza çıkan Avustralyalı Jennifer Kent için iyi bir debut.

ps: Böyle bir senaryonun title'ında anagram kullanmak kimsenin aklına gelmezdi. Filmin title'ında anagram kullanmasından dolayı Jennifer Kent'i tebrik ediyor, aslında 7 olan naked eye puanını 1/2 puan yükseltiyorum.

* Casting, Acting : 7.5
* Script : 6.5
* Directing, Aura : 7.5
* Ease of Viewing : 6.5
* Naked Eye : 7.5

                              7.1

Alien

Genre : Sci-Fi, Horror
Director : Ridley Scott
Year : 1979

Bilimkurgu klasiklerinden biri olan Alien'ın 1979 yılında çekildiği düşünülürse o dönemki teknolojiyle bir hayli iyi bir iş çıkarıldığı söylenebilir. Geçmişi bir kenara bırakıp günümüze göre değerlendirirsek bir korku filmine göre standart üstü oyunculuklar sergilenmiş. Bunun dışında build-up kısmı olan eski tip korku filmlerini seven biri olarak büyük çoğunluğu durağan geçen Alien gibi filmlerden hiçbir zaman sıkılmıyorum, sıkılamıyorum. Birileri ne kadar geç ölmeye başlarsa bana göre filmin genel değeri o kadar yüksek oluyor.

Bir sci-fi filmi olarak başarılı olan Alien'ın bir horror olarak bir benzeri olan Carpenter'ın The Thing'inin gerisinde olduğu söylenebilir. Her şeye rağmen yaratıcı ve sürprizlerle dolu olan Alien serisinin bu ilk filmine saygı duymak gerekiyor.

* Casting, Acting : 7
* Script : 8
* Directing, Aura : 8
* Ease of Viewing : 8
* Naked Eye : 8


                                7.8



The ABCs of Death

Genre : Horror
Director : Nacho Vigalando, Adrian Garcia Bogliano, Ernesto Diaz Espinoza, Marcel Sarmiento, Angela Bettis, Noboru Iguchi, Andrew Traucki, Thomas Malling, Jorge Michel Grau, Yûdai Yamaguchi, Anders Morgenthaler, Timo Tjahjanto, Ti West, Banjong Pisanthanakun, Bruno Forzani, Héléne Cattet, Simon Rumley, Adam Wingard, Simon Barrett, Srdjan Spasojevic, Jake West, Lee Hardcastle, Ben Wheatley, Kaare Andrews, Jon Schnepp, Xavier Gens, Jason Eisener, Yoshihiro Nishimura
Year : 2012

Alfabenin her harfi bir yönetmene verilmiş ve bu 26 yönetmenden ölümü anlatılması istenilmiş. Kendine has üsluplarıyla ortaya koydukları çalışmaların büyük çoğunluğu hayal kırıklığı yaratıyor. İyi olanlar da filmin 130 dakikalık süresi içerisinde azınlığı temsil ediyor. Dünyanın çeşitli ülkelerinden olan yönetmenlerin çektikleri filmlerin üst başlıkları ölüm olsa da alt başlıklardaki tekrarlar can sıkıcı. Neredeyse tüm filmler şu 4 alt başlık altında gidip geliyor: 1-Tuvalet 2-Hayvanlara Eziyet 3-Naziler 4-Seks
Ölüm denince akıllarına yalnızca bu dördünün gelmesi beni bu noktada olan insanları (uluslararası sinemacı) pataklama hissiyle dolduruyor.



A is for Apocalypse (Nacho Vigalando)

İspanyolca olan Apocalypse'in sinematografisi çok iyi. Üzerinde düşündürmeyi de başarıyor. Giriş böyle kuvvetli olunca birbirinden güzel 26 kısa film izleyeceğinizi düşünüyorsunuz.

* Casting, Acting : 7
* Script : 7
* Directing, Aura : 8
* Ease of Viewing : 7.5
* Naked Eye : 7
                                                          
                                                            7.3


B is for Bigfoot (Adrian Garcia Bogliano)

A'dan kötü olsa da bundan çok daha kötü kısalar mevcut. Çok amatör gözükmesi beni rahatsız etti.

 
* Casting, Acting : 5
* Script : 5.5
* Directing, Aura : 5.5
* Ease of Viewing : 5.5
* Naked Eye : 5.5

                                                            5.4

C is for Cycle (Ernesto Diaz Espinoza)

Hakkında düşündürmeyi başaran bir başka kısa film de Cycle. Belki hiçbir anlamı olmasa da orijinal duruyor. İzlenilmesi gereken, iyi harflerden bir tanesi.

* Casting, Acting : 5.5
* Script : 6.5
* Directing, Aura : 5.5
* Ease of Viewing : 7
* Naked Eye : 6

                                        6.1


D is for Dogfight (Marcel Sarmiento)

Meşhur D harfi... Neredeyse filmi kapatmama neden olacaktı. Açıları ve slow motion çekimleri ile görsel bir şölen veren film belki de hepsinin arasında en iyisi. Köpek ve insan arasındaki kanlı kavga.

* Casting, Acting : 8
* Script : 7
* Directing, Aura : 8
* Ease of Viewing : 7.5
* Naked Eye : 7.5

                                        7.6

E is for Exterminate (Angela Bettis)

En anlamsız filmlerden bir tanesi. Rahatsız edici örümceğimiz saniyeler ilerledikçe tepetaklak yere çakılıyor. Sanırım film bu noktadan sonra yüksek hızla düşüşe geçiyor ve özünü buluyor.

* Casting, Acting : 5
* Script : 3
* Directing, Aura : 2.5
* Ease of Viewing : 3.5
* Naked Eye : 3.5

                                        3.5

F is for Fart (Noboru Iguchi)

Yorum bile yazmıyorum.

 



* Casting, Acting : 3
* Script : 0.5
* Directing, Aura : 1
* Ease of Viewing : 1
* Naked Eye : 0.5

                                         1.2



G is for Gravity (Andrew Traucki)

Sörf tahtasının suda dik durması. Yönetmenin ne yapmak istediğini boğulan genç bile anlamamıştır.

* Casting, Acting : 2.5
* Script : 1.5
* Directing, Aura : 1.5
* Ease of Viewing : 1.5
* Naked Eye : 1.5

                                         1.7


H is for Hydro-Electric Diffusion (Thomas Malling)

Çılgın nazi kullanımının başlangıcı ve sanıyorum fantasy/sci-Fi öğeleri içeren tek film. 

 
* Casting, Acting : 5
* Script : 5
* Directing, Aura : 5
* Ease of Viewing : 5
* Naked Eye : 5.5

                                        5.1



I is for Ingrown (Jorge Michel Grau)

Şiirsel bir anlatım. Görselin sözün, sözün görselin yerini alması. İyi kısalardan bir tanesi.

* Casting, Acting : 6
* Script : 6.5
* Directing, Aura : 7
* Ease of Viewing : 7
* Naked Eye : 7.5

                                        6.8


J is for Jidai-Geki (Samurai Movie) (Yûdai Yamaguchi)

Komik olduğunu zanneden ve yalnızca hayatınızdan birkaç dakika çalmaya yarayan ''Samuray Filmi''.

 
* Casting, Acting : 4.5
* Script : 4.5
* Directing, Aura : 5
* Ease of Viewing : 4.5
* Naked Eye : 4

                                       4.5

K is for Klutz (Anders Morgenthaler)

Tuvalet ve ölümle içerikli animasyon. ABCs of Death'teki 2 çizgiden ilki. 26 film içinde çok daha kötüleri de olsa bir insanın ölüm denince ve ''K'' harfine sahipken böyle bir şey yapması bir kuşla denk beyne sahip olduğunun bir göstergesi.

* Characters : 5.5
* Script : 5
* Directing, Aura : 5.5
* Ease of Viewing : 5.5
* Naked Eye : 5.5

                                      5.4


L is for Libido (Timo Tjahjanto)

Tüm kısalar içinde en sıradışı olanı. Yine bol philia'lı ve dikkat çekici.

 


* Casting, Acting : 6.5
* Script : 7.5
* Directing, Aura : 7.5
* Ease of Viewing : 7
* Naked Eye : 7

                                      7.1


M is for Miscarriage (Ti West)

Adını duymadan izleyince eminim daha etkili olabilir. Ekranda kalma süresi en kısa olan Miscarriage kısanın da kısası bir kısa film. Beğeneni de olabilir beğenmeyeni de. Ben ikinci gruptayım.

* Casting, Acting : 2.5
* Script : 1.5
* Directing, Aura : 3.5
* Ease of Viewing : 2.5
* Naked Eye : 3.5

                                      2.7



N is for Nuptials (Banjong Pisanthanakun)
  
Kısa filmden çok bir reklamı andırsa da yükselişini sevdim. Ve itiraf etmeliyim ki biraz komik.

 

* Casting, Acting : 5
* Script : 6.5
* Directing, Aura : 6
* Ease of Viewing : 6
* Naked Eye : 5.5

                                      5.8


O is for Orgasm (Bruno Forzani, Héléne Cattet)

Deneysel bir saçmalık. Bruno ve Helene'den Orgasm.

* Casting, Acting : 4.5
* Script : 4
* Directing, Aura : 5
* Ease of Viewing : 4
* Naked Eye : 4

                                     4.3


P is for Pressure (Simon Rumley)

Yine oldukça anlamsız olan, hayvanlara karşı yapılan bir başka hayvanlık örneğini içeren kısa film.

 

* Casting, Acting : 4.5
* Script : 4.5
* Directing, Aura : 5.5
* Ease of Viewing : 4.5
* Naked Eye : 4.5

                                    4.7


Q is for Quack (Adam Wingard, Simon Barrett)

Quack yine hayvan kullanan filmlerden bir tanesi. Komik olmaya çalışsa da bunu başaramıyor. Puanlar ördeğe!

* Casting, Acting : 4
* Script : 4
* Directing, Aura : 3
* Ease of Viewing : 3
* Naked Eye : 3

                                   3.2


R is for Removed (Srdjan Spasojevic)

Gizemli ve korku öğeleri taşıyan sürreal bir kısa film. Hakkında tartışılabilir. Yönetmen A Serbian Film'in yönetmeni Spasojevic.

 
* Casting, Acting : 6
* Script : 6.5
* Directing, Aura : 7
* Ease of Viewing : 6.5
* Naked Eye : 6

                                   6.4


S is for Speed (Jake West)

Uyuşturucu ve azrail.

* Casting, Acting : 5
* Script : 4.5
* Directing, Aura : 4
* Ease of Viewing : 4.5
* Naked Eye : 4.5

                                   4.5


T is for Toilet (Lee Hardcastle)

Senaryosu ile olmasa bile yapısı ve diğerlerinden farklı oluşuyla dikkat çeken bir stop-motion. Basit ama zor.

 

* Characters : 6
* Script : 5.5
* Directing, Aura : 7
* Ease of Viewing : 7
* Naked Eye : 6.5

                                   6.4


U is for Unearthed (Ben Wheatley)

Dikkat çeken kısalardan bir tanesi de kötü karakterin (ya da o bölgede istenmeyen şeker bir iblisin) bakış açısından bakmamızı sağlıyor. 1st person kamerasıyla Unearthed bu 26 film arasında iyi ki yer almış.

* Casting, Acting : 6
* Script : 6
* Directing, Aura : 6.5
* Ease of Viewing : 6
* Naked Eye : 6.5

                                   6.2


V is for Vagitus (Kaare Andrews)

En çok para harcanan filmlerden bir tanesi. Yeni dünya düzeni ve bir sci-fi.

 


* Casting, Acting : 6.5
* Script : 6
* Directing, Aura : 6
* Ease of Viewing : 6
* Naked Eye : 6

                                   6.1


W is for WTF (Jon Schnepp)

Bu antolojinin başarılı olamamasındaki en büyük neden bu. Kötülerin gerçekten aşırı kötü olması. WTF! da bunlardan bir tanesi. Böyle bir film çekmeye ve yayınlamaya utanmıyor musunuz?

* Casting, Acting : 3
* Script : 3
* Directing, Aura : 3.5
* Ease of Viewing : 3
* Naked Eye : 3

                                   3.1


X is for XXL (Xavier Gens)
Zor bir harf alan Xavier Gens çok daha kolay harflerle ölüm temalı kısalar çekenlerin çoğuna göre daha iyi iş çıkarmış. Bence dombili kızımızın kemikleri bile şişkodur. Hak ettiğini buldun evladım.

 
* Casting, Acting : 5
* Script : 5
* Directing, Aura : 6
* Ease of Viewing : 6
* Naked Eye : 6.5

                                   5.7


Y is for Youngbuck (Jason Eisener)
Yalnızca kötü bir deneme.

* Casting, Acting : 3
* Script : 3
* Directing, Aura : 3
* Ease of Viewing : 2
* Naked Eye : 2.5

                                  2.7



Z is for Zetsumetsu (Yoshihiro Nishimura)

Hazırlayanlar kendi kendilerini tatmin etmiş olmalılar. Daha önce hiç Japonlar'ın yüzde 99'una film çektirmemek gerektiğini söylemiş miydim?

 
* Casting, Acting : 2
* Script : 1
* Directing, Aura : 1
* Ease of Viewing : 1.5
* Naked Eye : 1

                                   1.3


* Casting, Acting : 4.8  
* Script : 4.6  
* Directing, Aura : 4.9  
* Ease of Viewing : 4.8  
* Naked Eye : 4.8

4.8
 

Srpski film (A Serbian Film)

Genre : Mystery, Thriller, Horror
Director : Srdjan Spasojevic
Year : 2010

Bilmem kaç ülkede bilmem kaç kere yasaklanan, tüm sıradışı ''philia''ları bünyesinde barındıran sindirilmesi güç bir film. Sırp sineması bu doğrultuda devam eder mi bilmem ama yönetmen Spasojevic'in aynı şekilde devam etmesini umuyorum. Bunun bir film olduğunu unutmamak gerek. Tekrar ediyorum: Bunun bir film olduğunu unutmamak gerek. Farklı düşünen insanlara her daim sanatın ihtiyacı vardır.

A Serbian Film, midesi hassas olanlara ve 18 yaşından küçüklere uygun değil. Snuff filmlere aşina olanlara çıtır çerez gibi gelebilir ancak kurmaca torture'lara oranla biraz aşırılık söz konusu. Tabii filmdeki cinsellik oranının neredeyse bir porno ile eşdeğer olduğunu da belirtmeliyim. A Serbian Film'deki bazı sahneler sinema tarihinde karşılaşılmamış ve hatta belki gerçek hayatta bile duyulmamış olabilir. Tüm bu rahatsız ediciliğine rağmen film, bilinmeyenlerin bolluğu ve güzel müzikleri ile sizi kendisine bağımlı yapabiliyor. İtiraf etmek gerekir ki ben de ekrandan gözlerimi ayıramadım. Film devam ederken bi' 20 dakika boyunca ''Oğlum bu ne ya!'' dedim. Daha sonra bu söz öbeği yerini ''Ya sen ne diyorsun ya!''ya bıraktı. Film size sayısız ünlem veriyor ve siz de gelen ünlemlere ünlemle karşılık veriyorsunuz. Zamanın nasıl geçtiğini fark etmiyor ve film sona erdiğinde iyi ya da kötü onun etkisi altında kalıyorsunuz. 


Büyülü ve kendine has olan A Serbian Film, izleyiciden kaçmak istiyor ama kaçanın kovalandığının da farkında.

* Casting, Acting : 7
* Script : 6
* Directing, Aura : 7
* Ease of Viewing : 8
* Naked Eye : 7.5


                                      7.1


Insidious: Chapter 2

Genre : Horror, Thriller
Director : James Wan
Year : 2013

Aniden patlayan müzik ve ses efektlerinin yanına birkaç iyi görsel ekleyen Wan, ''James Wan'' markası sayesinde iyi film çekmeden de para kazanabilirim ideasını denemeye devam ediyor. Zamanında kapı kapı dolaştığı producer'lardan birinin Saw'un uzun metrajını çekmeye karar vermesinden sonra geçen bu 10 yılda, hem hayatında hem de ürettiklerinde büyük değişimler gerçekleşti. Cebi dolsa da keskin olan yetenekleri körleşen ve sürekli daha kötüye giden Wan, artık signature'ı olmuş editing'ini yine eskisi gibi iyi senaryolarla buluşturmalı. Kötü senaryodan bırakın James Wan'ı Chris Nolan bile iyi film çıkaramaz. Kovalamaca sahneleri sırasında ''Artık tamam, James Wan'ın ruhuna bir Japon duası okuyabiliriz.'' dedim. Craven'ın Scream'ini andıran, korkudan komediye komediden hiç kan içermeyen dandik bir slasher'a dönen devam filmi tıpkı ilk filmde olduğu gibi kimliğini bile bulamadan sona eriyor.

Yapma artık böyle Jamesçiğim seni gerçekten severdim. Insidious'u artık bir kenara bırak ve yeni bir şeyler üret. Senden zaten soğumaya başlamışken gelip de bana 2015'te Insidius 3 geliyor deme!

* Casting, Acting : 5
* Script : 4.5
* Directing, Aura : 6.5
* Ease of Viewing : 5
* Naked Eye : 4.5


                               5.1


Saint Ange (House of Voices)

Genre : Horror
Director : Pascal Laugier
Year : 2004

Altyazılı filmlere alışmış bir toplumun bireyi olarak bu filmin hem Fransızca hem de İngilizce çekilmesini anlamam pek kolay değil.
73 yıldır İngilizce konuşan biri olsam da bu filmde konuşulan İngilizce'yi  anlamam pek mümkün değil. Bu kötü İngilizce'yi altyazı olmadan kopuk bir senaryo ile birleştirdiğinizde ise filmi anlamak imkansıza yaklaşıyor. House of Voices'un en dikkat çeken 3 özelliğinden 2'si anlaşılması güç aksan ve bağlanamayan senaryosuydu. Sonuncusu ise sürrealizm.

Çok hızlı ve kılişe bir girişle başlayan haunted mansion sub-genre'sındaki korkumuzda ilk 30 dakika geçmek bilmiyor. İlerleyen dakikaların bilinmezliği ve birbirinden bağımsızlığı ise sizi biraz afallatıp filmde tutmayı başarıyor. Bu özelliği sayesinde pek karşılaşmadığımız filmlerden bir tanesi diyebilirim. İlk aklıma gelen Friedkin'in Bug'ı da buna benzer bir filmdi. Tıpkı Bug'da olduğu gibi filmin iyi mi kötü mü olduğunun kararını vermekte biraz zorlanıyorsunuz. Bana bu ikilemi Bug kadar yaşatmasa da direkt olarak ''Bu berbat bir filmdi.'' dedirtmediği için Laugier'e teşekkürler.

Asansör sahnesiyle başlayan ve filmin son karesine kadar devam eden sürrealizmi bir kenara bırakırsak House of Voices, ilk uzun metrajı da olsa Laugier kalitesinin biraz altında.

* Casting, Acting : 4.5
* Script : 3.5
* Directing, Aura : 6
* Ease of Viewing : 6
* Naked Eye : 5


                             5.0


Constantine

Genre : Fantasy, Horror
Director : Francis Lawrence
Year : 2005

Filmin ne fantasy yönü ne de horror yönü iyi. Başlangıçta çok daha fazlasını vaat eden film bittiğinde kendinizi biraz kullanılmış, biraz aldatılmış hissetmenize yol açıyor. Bir tür amatör heyecanıyla birbiriyle uyuşmayan birçok şeyi bir arada kullanmaya çalışmışlar. Yan öyküler bunu belli ediyordu. Bu temaya sahip bir filmde sigaranın bu kadar ön planda tutulması hiçbir mantığa sığmıyor. 2 saatimizi yemek yerine keşke 2 vaaz okundurulup, sigaranın zararlarıyla ilgili 2 dakikalık bir kamu spotu hazırlansaymış.

Constantine, görselleri ve havalı başrolüyle unutulmaz bir film olabilecekken zippo satışlarını patlatmaktan ödeye gidemedi. Uyarlamadaki sorunlardan çok uyarlanan original eserin de başarısız olduğunu düşünüyorum. 5 yaşındaki bir çocuğun yazabileceği cinsten, buram buram amatörlük kokan öyküye bir de berbat öyküleme eklenince kötü senaryodan iyi film çıkamayacağı gerçeğiyle bir kez daha yüzleşmiş oluyoruz.

Film, benzerlerinin yanında 2. hatta 3. sınıf kalıyor.

* Casting, Acting : 5.5
* Script : 2.5
* Directing, Aura : 6
* Ease of Viewing : 5
* Naked Eye : 5.5


                               4.9



Quarantine 2: Terminal

Genre : Horror, Thriller, Mystery, Sci-Fi
Director : John Pogue
Year : 2011

John Pogue daha düşük bir bütçeyle yola çıkmasına rağmen ilk Quarantine'den daha iyi bir film ortaya çıkarmayı başarmış. REC 2-3 ve Quarantine'i dahil edersek Terminal, REC'in soyundan gelen 4. film. Devan REC'lerinin düştüğü hataya düşmemesi sevindirici. Bu yaşanan olayları exorcism'e bağlamak gerçekten gerizekalıcaydı. Quarantine 2'de biraz sci-fi aroması görmek bu iki franchise'ın kötü ruhlarla olan ilişkisine umarım son vermiştir. 

Devam filmlerinin en güzel yanı olaya ve anlatılacaklara önceden hazırlıklı olmanızdır. Böylece kafanızı hiç yormadan ''çıtır çerez'' bir şekilde filmi takip edersiniz. Ayrıca bu filmde takip kolaylığı açısından ilginç bir görüntüye sahip bir hostes kızımıza da başrol verilmiş. REC'in kendine has özelliklerini tamamen kaybetmiş gözükse de piyasadaki çoğu korkudan daha ilgi çekici olduğu söylenebilir. Bu filmle beraber Quarantine ve REC yollarını biraz daha ayırmışa benziyor. Quarantine, artık REC yerine 28 Days Later'a çalmaya başladı denebilir.

Hostes kızımınızın ''daha fazlasını'' görebilmek için filmin sonuna kadar bekleyenlere büyük bir spoiler: Üzgünüm çocuklar...

* Casting, Acting : 4.5
* Script : 6.5
* Directing, Aura : 5.5
* Ease of Viewing : 5.5
* Naked Eye : 4.5


                            5.3



Quarantine

Genre : Horror, Thriller
Director : John Erick Dowdle
Year : 2008

Quarantine, 2 milyon dolarlık original REC'in 12 milyon dolarlık remake'i. 2007 yılında çekilen orijinal versiyonundan 1 sene sonra Amerikalılar gene olaya el attı. Non-US korkuları hollywoodlaştırma çalışmalarını hızla sürdüren Yankee'ler nadir de olsa orijinaline yakın işler çıkarmaktalar. Önce bu filmi sonra REC'i izleseydim gene REC'i varsayımsal orijinalinden daha iyi bulurdum ama önce tüm REC serisini bitirip sonra Quarantine serisine başlayınca aradaki fark daha da acımasız bir hal almakta.

''Screenplay'' demişler de baştaki cinsel içerikli espriler hariç ne eklemişler filme çok merak ediyorum. Film boyunca herkese yardım eden Amerikalılar'ın 455. olaydan sonra ''Aa, bunlarda bir gariplik var.'' demesi çok komik ve sinir bozucu. Tüm çekimlerin close-up'lardan oluşması ise zaten aptalca müdahalelere maruz kalan filmin daha da dibe batmasına neden olmuş. Ne derinlik ne de ışık iyiydi. Bahsettiğim bu sorunlar, giriş kısmı American Pie olan filmin devamındaki uyarlama kısmının boğuşmalarından bir şey anlamamanıza yol açıyor. Evet, birilerine bir şey oluyor da siz bunu daha genel plandan görmediğiniz için surat yerine kaş, 2 kişi yerine yarım kişi görüyorsunuz. Kimin geberip gittiğini bile ilk filmdeki kronoloji, rol dağılımı ve parmak hesabı yardımıyla çözüme kavuşturuyorsunuz.

Bu filme ''iyi' diyenlerin olduğu bir dünyada yaşıyoruz. Bu ''iyi'' diyen kişilerin hala ''REC''ten bihaber olup, izlememiş olması mı yoksa bu kadar soruna rağmen iyi diyebilecek kadar ''iyi''den bihaber olması mı kötü bilemiyorum. Evet, kötü. Bu film de bunu beğenebilen de.

* Casting, Acting : 4
* Script : 4
* Directing, Aura : 2.5
* Ease of Viewing : 5.5
* Naked Eye : 2


                             3.6


[REC] 3 : Genesis

Genre : Horror, Comedy
Director : Paco Plaza
Year : 2012

Solo işlerinin yanısıra bazı projelerde birlikte çalışan Balaguero ve Plaza  REC franchise'ının 3. filmi için ayrılık kararı almış. Balaguero'nun yer almadığı filmde artık yönetmen koltuğunda tek isim var. Bundan önce komedinin ''K''sini barındırmayan seriye radikal değişiklikler getiren Plaza, POV kullanımına da filmin büyük çoğunluğunda yer vermemiş. Film, REC hayranlarını bir hayli üzeceğe benziyor. Yaratılan gerilim yüklü atmosfer yerini gore sahneler içeren bir korku-komediye bırakmış.

Black Cat White Cat ve Shaun of Dead arası bir ortamda geçen, başları REC sonları Romeo+Juliet gibi olan başrolünde ise Q'nun The Bride'ının yer aldığı filmde kızımız için o kadar havalı bir karakter ve dikkat çekici sahneler yazılmış ki bu açıdan bakarsak Machete ve Kick-Ass'i de andırdığı söylebilir. İlk saati berbat olan film son bölümlerde ise gözlerinizi kırpmanıza bile izin vermiyor. Başlarda tahammül edilmesi bile mümkün olmayan ''Herkes ölsün de kurtulalım.'' dedirten film, gelin piyasaya çıkınca tavan yapıyor.

Çoğu romance'ten çok daha romantik olması büyük bir artı olsa da REC ruhu taşımayan bir REC'i ben neyleyim demiş Katalan bir şair.

* Casting, Acting : 4.5
* Script : 4.5
* Directing, Aura : 6.5
* Ease of Viewing : 4
* Naked Eye : 5.5


                             5.0



[REC] 2

Genre : Horror
Director : Jaume Balagueró, Paco Plaza
Year : 2009

Nereden başlasam bilemiyorum. Zombiler ve POV o kadar uyumlu ve güçlü bir ikili ki bu kadar yoğun ''batırma'' çabalarına rağmen yine iyi denebilecek bir sequel ortaya çıkmış. Balaguero ve Plaza ikilisi tıpkı ilk filmde olduğu gibi filmin büyük çoğunluğunu olayların patlak verdiği binada gerçekleştirmiş. Birkaç sene önce Saw filmlerinde de karşımıza çıkan ''Aynı zamanda başka yerde...'' bu genre için hiç de yeni değil. Aslında filmin ortalarında yaşanan bu değişim her açıdan sorun teşkil ediyordu. Çocukların filmi rezil etmesiyle beraber zaten papazla beraber kötü sinyaller veren film iyice zıvanadan çıktı.

2 sene önce üstünde durulmayan ''nedenler'' bir hayli saçma bir yere bağlanmış. Din ya da din için yapılan bazı denemeleri, hatta adak ve kurban olayını bile kabul edebilirim ama bu kötü ruh da nereden çıktı? Neden 28 Days Later gibi bir şey yapmak varken diğer filmlerdeki alakasız şeyleri alıp aynı çatı altında topluyorsunuz?

Film süresince izleyiciyi bezdiren berbat ses miksajı demonic konuşmaların da bazılarını kaçırmanıza neden oluyor. Zaten filmde peder hariç kimsenin sesini alamıyorsunuz. İlk filmdeki bol diyalogla süslü anlatım bu filmde yerini tamamen bilgilendirme ve aksiyona bırakmış. Seride değişmeyen tek şey tempo ve gerilim. Bu konuda yine hakkını teslim etmek gerekli. 1st person kamerası ve güzel montajı sayesinde film kendini yine bir şekilde izlettiriyor.

Yolun sonuna kadar topallayarak gelen senaryo filmin sonlarındaki affedilemez ''görünmezlik'' hatası ile  yere yığılıyor. Bu kadar insan emek veriyor, izlemek için zaman harcıyor, para ödüyor, paza kazanıyor... Böyle bir aptallık nasıl açıklanabilir merak ediyorum.

* Casting, Acting : 5.5
* Script : 1.5
* Directing, Aura : 6
* Ease of Viewing : 8
* Naked Eye : 6.5
 

                             5.5